Sahipsizlik - Sırrı Yüksel Cebeci
Mayıs 03, 2008 - Genel
OLANI biteni izledikçe insanın içi yanıyor.
Artık uykularımız kaçmaya başladı, uyusak bile karabasanlarla uyanıyoruz.
Çünkü ülkemizin tam bağımsız, hatta yarı bağımsız bile değil, sömürgeden farkı kalmadı.
Bizi başkaları yönetiyor, bizimle ilgili kararları başkaları alıyor.
Kendimizle ilgili tek tük kararı ise, “Acaba kocam ne der?” korkusu duyan kadın gibi “Acaba ABD ve AB ne der?” kaygısıyla elimiz ayağımız titreyerek alabiliyoruz.
Bir ülke düşünün ki hinleri ve bölücüleri ABD ve AB’nin himayesi altında, halkı, yurtseverleri, hatta şehitleri bile sahipsiz…
Şehitlerine sahip çıkan halk “tahrikçi”, halkın yanında yer alan Tercüman gibi “kötü gazete” ilan ediliyor.
PKK’nın ve onun uzantısı DTP’nin bütün Güneydoğu’nun altını üstüne getirmesini, çocuklara polis taşlatmasını, polis panzerlerine Molotof kokteyli attırmasını, işyerlerini tahrip ettirip otomobil yaktırmasını, terörist cenazelerine belediye ambulansı tahsis edilmesini ve isyan provaları yapılmasını ayran budalası gibi sadece seyretmekle yetinenler; Sakaryalılar şehidine sahip çıktı ve bölücülere tepki gösterdi diye hemen soruşturma başlatıyor, mülkiye müfettişlerini harekete geçiriyorlar.
Çünkü birinciler ABD ve AB’nin himayesinde, ikinciler sahipsiz…
Hangisi demokratik hak?
BÖLÜCÜLERİN isyan provaları “demokratik hak”, bölücülüğe karşı olmak ve şehidine sahip çıkmak “tahrikçilik” veya “ayırımcılık”…
Bölücü terör örgütü ve Apo lehine Kürtçe slogan atmak, teröristleri anma toplantısı düzenlemek “demokratik hak”, Türk bayrağı taşımak veya asmak “tahrikçilik” ya da “ayırımcılık”…
Böyle bir ülkede yaşıyoruz.
Canımız acıyor, içimiz yanıyor.
Neden aciz durumdayız?
İSTANBUL polisi 1 Mayıs’ta işçilere şiddet uyguladı, hastanenin acil servisine bile gaz bombası attı.
Çünkü devletin gücünü ve otoritesini kanıtlamak isteyen demokratik siyasi irade (!) öyle emretmişti.
Polis, aynı şiddeti isyan provaları yapan bölücülere gösterse, devletin gücünü ve otoritesini bölücülere kanıtlasaydı, ABD’nin ve AB’nin tepkisi acaba nasıl olurdu?
AB’den maaşlı köşe yazarları feveran etmezler miydi?
Besleme medya topyekün ayağa kalkmaz mıydı?
Bu kadar aciz duruma hiç düşmemiştik.
Başımız hiç bu kadar eğilmemişti.
Onurumuzla hiç bu kadar oynanmamıştı.
Sırrı Yüksel Cebeci


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.