Polisi linç edelim eşkıyayı görmeyelim!.. - Behiç Kılıç
Mayıs 03, 2008 - BEHİÇ KILIÇ
BÖYLE bir hava içerisinde, bu memlekette “Kral çıplak” diyebilmek en zor iştir… Taksim’in hemen sonrasında, bir matbuat mensubunun ortalığa çıkıp da, “Arkadaş linç ettiğiniz polise saldıran eşkıya sürüsünü neden görmüyorsunuz” diye sorması halinde yiyeceği damga, en azından “Azgın faşist seni!..”dir.
Desinler anasını satiim!..
Bendeniz gene de, üstü kapatılmaya çalışan tiplerin, İstanbul’da nasıl polisin üzerine yürüdüklerini yazacağım…
Önce, olayın ardından meselenin üstüne atlayan ve İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah’ı kast ederek “O pala bıyıklı emniyet müdürünü uyarıyorum, gün gelecek hesap sorulacak…”diye yiğitlenen milletvekiline bir çift çözüm olacak… Göğsünü, bu meselenin öncesinde siper edip, işçilerin Taksim hakkını Meclis’in içerisinde üst perdeden, ortalığı ayağa kaldırarak sahiplenmesi söz konusu olsaydı, “Palabıyık” diye küçüksemeye çalıştığı polise işi bırakmasaydı ya… Seslerini “Cılız” duyduğumuz zevatın, palayı sıyırıp iş işten geçtikten sonrası aslan kesilmesi tamam da, işin polise ihale edilmesinden nasıl bir sonuç çıkmasını beklediği gariptir!..
Orada, polisin hiçbir postalının ve copunun sorumluluğu yoktur!.. Bütün olan biten için siyaset şöyle bir TBMM aynasına bakıp kendisini sorgulamalıdır…
Zor olan “Kral çıplak” demeyi sürdürelim… Vatandaşların, hastanenin, işçi sendikasında sabah saatlerinin yarattığı manzaraların kötü olduğu doğru…
Ama şimdi, bir de o sokaklarda polisin gördüğü, matbuatın ısrarla gizlediği manzaraların altının mutlaka çizilmesi gerekmektedir…
Bu ülkenin en büyük işçi hareketi 12 Mart öncesi,1970′in 15-16 Haziranı’nda yapıldı… O yürüyüşü genç bir muhabir olarak adım adım yaşadım… Sonrasındaki sıkıyönetim duruşmalarını da… Bir gün anlatırım… Hakkını tüm öfkesine karşın ne kadar sert olursa olsun, nasıl asil ve mert bir tavır içerisinde aradığını, sokakları aştığını bilirim… Saatlerce yürüyüşü sırasında, kan ter içerdisinde, bir manavın önünden geçerken kolayca yağmalacağı tezgahtan üzüm alabilmek için, üç beşinin nasıl ceplerindeki son kuruşları birleştirdiklerini görmüşümdür…
Şimdi gördüğüm, “Yerden söktükleri kaldırım taşlarını polise fırlatan” eşkıyadır, araya karışabilmiştir… Ozaman işçinin önüne düşen Kemal Türkler, Kemal Nebioğlu ve ötekiler aralarına, PKK çetesinin fedailerini sokarlar mıydı?!.. Bu 1 Mayıs için boy gösteren Ahmet Türk ve ötekiler Taksim’e yürüyecekler, onların destekçesi olarak ardlarına kimlerin düşeceği belli!.. PKK “İşçi Bayramı” dümeniyle varlığını Taksim Meydanı’nda yasal hale getirecek, polis de seyredecek!.. Yok yav!..
Kuytularından çıkan, yüzlerinde maskeyi aralayan malum zevat,bakın iktidarı nasıl suçluyor “Demokratlar devleti nasıl olur da savunur!” Niyete bak, niyete!..
İktidarın “Devletten yana tavrı” ağır saldırıya uğramasına yetiveriyor!..
Bu “Niyeti bellilerin” neleri görmediğine devam edelim…
“Şişli Rumeli Caddesi’ndeki bir grup gösterici polise taş ve molotof kokteyleri ile saldırdı. Okmeydanı’nda sokakları ateşe verdi. Bir bodrum katında yangın çıktı. Aileyi polis kurtardı… Eşkıyanın uzantısı göstericiler Apo posterini açtı. PKK lehine slogan attı. Çevredeki dükkanların camını kırdı. Taksim İlkyardım Hastanesi önünde barikat kurarak polise taşla saldıran 80 kişilik gruba, polis gaz bombası ve tazyikli suyla karşılık verdi. Atılan gaz bombalarından Taksim İlkyardım Hastanesi ve Alman Hastanesi’nde bulunan hastalar ve hasta yakınları da etkilendi. Gerginlik, saatler ilerledikçe, Beyoğlu İstiklal Caddisi ve Nişantaşı’nda ‘Katil devlet’ sloganları atarak toplanan maskeli kişiler, polise taş ve şişe attı. İstiklal Caddesi’nde dağılmamakta direnen gruba, basınçlı su ve biber gazı kullanılarak müdahale edildi. Dolapdere’deki ara sokaklarda bir araya gelen bazı kişiler, barikatlar kurarak polise direnmeye çalıştı. Polise molotof kokteyli atan göstericiler zor kullanılarak dağıtıldı. Valilik konutuna doğru yürümek isteyen Türkiye Komünist Partisi üyesi göstericiler de Nişantaşı sokaklarını savaş alanına çevirdi. Taksim Meydanı’na çıkamayan bu gruplar yanlarında getirdikleri taşlarla Vali Konağı Caddesi’nde polise saldırdı. Yüzlerinde maskeler bulunan göstericiler, yoldan söktükleri kaldırım taşlarını polise fırlattı. Amerikan Hastanesi’ne de saldırdılar.”
Soruyorum bunlar mı işçi!!?
İşleri polise bırakanlara soruyorum… Ve polisi linç etmeye çalışanların asıl niyetlerine dikkatinizi çekiyorum…
Behiç Kılıç
Tercüman


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.