İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

AKP’nin Taksim Bozgunu… - Mustafa Balbay

Mayıs 03, 2008 - MUSTAFA BALBAY

Konunun tutulacak yanı yok…Bir yerinden başlayalım!

1 Mayıs günü İstanbul’da yaşananların habercisi, Başbakan Erdoğan ‘ın partisinin grup toplantısında yaptığı “ayaktakımı” benzetmesiydi!

Erdoğan’ın bu tutumundan mesajı alan Hiçişleri Bakanlığı, Çatışma ve Sosyal Gerginlik Bakanlığı, AKP’nin İstanbul İl Valiliği, Taksim provokasyonunu hazırladılar.

Alınan istihbarat bilgilerine göre 1 Mayıs’ta Taksim ve çevresinde provokatif eylemlerin olacağı söyleniyordu. O eylemleri radikal örgütler değil, AKP yaptı!

Sabah ilk provokasyondan başlayalım; DİSK’in genel merkezi basılıyor. Değil bir kurum, terör örgütü evi bile böyle basılmaz. Hani, söz konusu olan DİSK’in eylemi değil de radikal örgütlerin çıkışıydı?

İlk icraatın bu olması, ana hedefin 1 Mayıs kutlamasını engellemek olduğunu açıkça gösteriyor.

Dünyanın hemen bütün ülkelerinde 1 Mayıs kutlandı. Gerilimli yerlerde de, polis kutlamaya katılanları, olaylardan korudu. Bizde tam tersi oldu!

***

Herkes şu soruyu soruyor:

AKP hükümeti bunu niçin yaptı?

Bize göre öne çıkan olasılıkları sıralayalım:

1- AKP, polis gücünün tamamen arkasında olduğunu tüm Türkiye’ye ve devlet kurumlarına göstermek istedi. Polis içinde AKP’nin doğal uzantısı olarak kabul edilen kimi tarikat ve cemaatlerin olduğu biliniyor. Bunları da kullanarak “Polis benim, onu istediğim gibi kullanırım. Herkes hesabını buna göre yapsın” demek istedi. Polis, devleti değil AKP’yi korudu.

2- Ekonomideki kötüye gidiş, hükümetin çalışanlar aleyhine yasalar çıkarması, toplumsal muhalefeti yükseltiyor. 1 Mayıs’ta 500 bin işçinin ve kamu çalışanının buluşması ve istemlerini yüksek sesle haykırması, önümüzdeki dönem toplumsal muhalefeti daha ileri boyuta çıkarabilirdi. Bundan korktular.

3- Erdoğan, inadım inat, Taksim iki kanat, dedi ve hiçbir koldan bu meydana girilemeyeceğini ilan etti. Ne olursa olsun, sözünden dönmedi!

4- AKP hükümeti yan bahçesi Hak-İş’in başındaki “H” yi kaldırıp partisinin adıyla çağırabileceği bir Ak-İş yaptı. Ama bu konfederasyon çok da istediği gibi gelişmiyor. O nedenle de Ak-İş’in içinde yer almadığı her girişimi baltalamayı görev sayıyor.

İlk iki olasılık yüksek!

***

Hiç ama hiç umudumuz yok…

Bu aşamadan sonra derinleşen yaranın üzerine merhem olabilecek tek şey şu olabilir:

Hükümetin tüm çalışanlardan özür dilemesi!

Yapar mı?

Yapmaz…

AKP hükümetinin Taksim’i sembol seçip çalışanlara yönelik saldırısıyla birlikte şöyle bir tablo ortaya çıkıyor:

Arkadaşlar yargıyla kavgalı. Savunma verirken bile, “Bu savunma değil, cevaptır” diyecek kadar ileri.

Muhalefetle kavgalı, “Suya zehirli su katıyorlar” diyecek kadar itici.

Merkez Bankası ile kavgalı. Kendi getirdikleri başkana “Yangına körükle gidiyor” diyecek kadar densiz.

Toplumla kavgalı. Sendikaların üstüne biber gazı ve gaz bombasıyla gidecek kadar düşman.

Bütün bunların üstüne Erdoğan, kapatma davasında savunma için ek süre istememenin gerekçesini şöyle açıklamış:

İstikrarı bozmamak için!

Erdoğan, dün öğleden sonra özür dilemek bir yana, Taksim bozgununun faturasını DİSK’e çıkarmaya kalktı… AKP’nin bir hastalığı daha ortaya çıktı:

Disk kayması!

Mustafa Balbay

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS