İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Varlık İçinde Yokluk Çekiyoruz, Neden Mi ? - Güneş Erkul

Mayıs 02, 2008 - GÜNEŞ ERKUL

Enerji koridoruyuz, ama akıl almaz boyutta yanlış enerji politikaları (politikasızlığı) nedeniyle büyük bir enerji girdabına sürükleniyoruz. Sahip olduğumuz bor, toryum gibi yeni yüzyılın elementleriyle ekonomideki IMF prangalarından kurtulabilecek potansiyelimiz yerinde sayıyor. İran’ın Türkiye’ye gaz sevkiyatını durdurması, 2006 Ocak ayında Rusya ve İran’ın, 2007 Ocak ayında da İran’ın ülkemize sattığı doğalgazı azaltmasını hatırlatıyor.Bunun Gül-Bush görüşmesine denk düşmesi de ayrıca anlamlı.İran’ın mesaj şu: sen BOP projesinde ABD politikalarına kayıtsız şartsız destek veriyorsun ve 5 Kasım’da aldıklarının karşılığında, ABD-İsrail’in bana karşı planlarına desteğini, tavrını belirginleştiriyorsun,BOP projesinde en çok tehdit edilen ülke olarak ben ABD’nin bu kanlı projesine eşbaşkanlığa varan senin bu desteğine, kayıtsız kalamam,aklını başına topla.

İran’ın doğalgaz rezervlerinin 27.5 trilyon metreküp olduğu ve yıllık üretiminin de Güney Hazar bölgesinden çıkarılan gaz da dâhil olmak üzere, 90 milyar metreküpe yaklaştığı düşünülürse, Türkiye’ye verilen yıllık 9.5 metreküp gazın İran’ın toplam üretimi içinde, yüzde 10 oranı ile çok düşük olduğu kolayca anlaşılabilir,yani açıklanan vana kapatma nedenine çocuklar inanabilir tabiiki ama verilen mesaj alınır mı bilmem.
Son üç yılın Ocak aylarında yaşanan gelişmeler işaret ettiği gerçek şu ki enerji sorununun temelinde yıllardır çeşitli siyasal iktidarlarca enerji sektöründe izlenen yerli, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına ağırlık vermeyen, dışa bağımlı bir anlayış var. Varsıl linyit ve taş kömürü kaynaklarımız yeterli bir şekilde değerlendirilemiyor mevcut linyit yakıtlı santrallerde gerekli iyileştirme, kapasite artırımı, bakım ve onarım çalışmaları yapılamıyor, varsıl hidrolik kaynaklarımızın yalnızca 1/4′i değerlendirilebiliyor, yerli rüzgar ve jeotermal kaynaklarımız yeterince değerlendirilemiyor ve sonuç olarak doğalgaz sağlanmasında Rusya’ya % 63, İran’a %18 oranında bağımlılık sürüyor.

Ülkemiz uluslararası arenada enerji kozunu elinden çıkarırken, vanaları başkalarınca açılıp kapanabilecek bir küresel enerji savaşında “enerji koridoru” olmakla avunuyor.
8 Ocak’ta gerçekleşen Gül-Bush görüşmesine de Türkiye’nin doğu ile batı arasında bir enerji koridoru olması konusu damgasını vurdu.
Bu görüşmede, BOP kapsamında 22 İslam ülkesini bölmeyi amaçlayan ABD, Türkiye’yi örnek İslam ülkesi! (Siyonist politikalara olan uyumu ile olsa gerek) olarak gösterdi ve önemli bir misyon yükledi: enerji koridorluğu!
Öyle bir enerji koridoru ki, enerji ihtiyacının yüzde 73′ünü ithalata dayalı olarak temin ediyor.
Hatta Enerji Bakanlığı bu bağımlılığın yüzde 80′lere çıkabileceğini söylüyor.

3 katrilyon dolarlık, ağırlığı enerji hammaddesi olan maden rezerviyle, sahip olduğu mükemmel eğimli akarsu bolluğuyla, uygun rüzgar ve güneş enerjisi potansiyeliyle bir enerji cenneti, hatta merkezi olabilecek Türkiye’mizin “koridor” olması layık görüldü. Bu arada bize koridorluk görevi veren ABD’nin bütün bu saydığımız ve saymadığımız enerji potansiyeline çöreklenmesi de cabası. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye kullandığı doğalgazın bin metreküpüne 300 dolar gibi bir para öderken, üzerimizden geçip Yunanistan’a giden Azeri gazının bin metreküpü için Yunanistan, 120 dolar gaz bedeli, 29 dolar da taşıma bedeli ödüyor.
Biz 300 dolarla, dünyanın neredeyse en pahalı doğalgazını kullanıyoruz, hem de bu maliyetle elektriğimizi de üretmeye çalışıyoruz,
Ama üzerimizden transit geçen doğalgazın daha uzak bir ülkeye maliyeti 149 dolar.
Daha da ilginci ne biliyor musunuz ?
Sadece Zonguldak’ta bile Türkiye’ye en az 40 yıl yetecek doğalgaz rezervinin olduğu belirtiliyor. Buradaki doğalgaz rezervinin 1.2 trilyon metreküp olduğu TÜBİTAK yetkilileri tarafından ifade ediliyor. Yetkililer, kömürün etkisiyle oluşan böyle bir gaz potansiyelinin, kömür madenlerinin yoğun olduğu bölgelerde de örneğin Soma’da da olabileceğini ifade ediyorlar. Zonguldak civarında 500 milyon tonluk bir kömür rezervinden bahsediliyor ve doğalgaz rezervi 1.2 trilyon metreküp. Türkiye’nin değişik bölgelerinde 500 milyar tonluk tahmini kömür rezervi olduğu düşünüldüğünde, ne kadar bir doğalgaz potansiyeli olduğunu siz söyleyin.
Son zamanlarda “doğalgaz bulundu” haberlerinin artması işte bu hayra alamet…

TPAO Genel Müdür Vekili Mehmet Uysal, “Hazar bölgesi petrol sistemi, Karadeniz’in altından Romanya’ya uzanıyor. Bu alanda Türkiye’nin petrol tarihini değiştirecek rezerv var. Bölgenin batısında doğalgaz, doğusunda petrol yer alıyor.” demiş. Türkiye’ye yüzyıllarca bakacak maden rezervlerimiz var, ama bizler kazıklanarak enerji ihtiyacımızı karşılamaya, borç alarak ülkeyi batırmaya devam ediyoruz. Bir diğer fiyasko da bulunan madenlerin çıkarılmasında. Birçok yabancı petrol şirketi petrol yasasının çıkmasını bekliyor. Neden? “Devlete payı yüzde 2 kalsın, yüzde 98′ini alıp götürelim” diye. Böylece doğal hazinelerimiz bir bir soyuluyor ve bizler de millet olarak el açıp dileniyoruz.
Milletime, elektriğe zam yapmadık göz boyamacası ve bir torba kömür karşılığı verdiği oyuyla 3 milyar dolarlık maden rezervlerinin yabancılara peşkeşi söylenebildi mi ? Türkiye enerjide dışa bağımlı, ekonomide dışa bağımlı,dış politikasında ve iç politikasında bağımlı… Ama en vahim tarafı iktidara sahip olanlar… En fazla onlar bağımlı.

Güneş Erkul

İlk Kurşun

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS