Picasso’ya Bakıp Meninas’i Görebilmek…-Ahmet EROĞLU
Mayıs 02, 2008 - AHMET EROĞLU
Bakmakla görmek arasındaki farkı hepimiz biliriz.
Görmek için yalnızca bakmak yetmez.
Bazıları ilk bakışta görür.
Bazıları da bakar, ama baktığını göremez!
Bazıları düşük şiddetli sesleri tınısıyla duyar. Leblebiyi leb demeden leblebiyi anlar!
Bazıları ise çıkarına olmayan hiçbir sesi duymaz!
Bazıları konuşmaz, yorumlamaz.
Bazıları da konuşur, konuşarak anlaşır…
Her baktığını gören gözlerimiz, duyduğunu işiten kulağımız ve söyleneni anlayan aklımız olsa “tam insanız” demektir.
Türkiye tablosuna baktığımızda, insanın;
“Toplumumuzda amma da yarım ve çeyrek insanımız varmış…” diyesi geliyor!
Bir de;
“Üç maymunlar” simgesi var ya hani!
Görmedim!
Duymadım!
Konuşmadım!
Çoğu kez bunları oynarız!
Korkaklık!
Çekingenlik!
Yalakalık!
Haksızlık!
Hukuksuzluk!
Edilgen ve güdülen bir toplum yaratır.
Böyle yaratılan toplum ise çok kolay yönetilir…
Öncelikli olarak baktığını gören, gördükleriyle daha da ötesini sezinleyen yurttaşlara gereksinmemiz var.
ODTÜ’lü bir öğrenci anlatıyor.
Anlattıklarından çıkarılacak ders, başarının anahtarı olabilir.
“ODTÜ İşletme’nin deli ama çok bilge, hem en sevilen hem en nefret edilen profesörü Muhan Hocanın Strateji Yönetimi dersinin ilk saati öğretim üyelerinin bile katılımıyla geçer ki, her senesi ayrı ilginçtir.
Derslerinden birinde:
Muhan Soysal tepegöze bir Picasso resmi koyar.
Herkes bakar bakar ama tarzı zaten kübik olan sürrealist resimde sanatla fazla ilgilenmeyenlerin anlayabileceği çok az şey vardır.
Bozuk perspektifli bir oda, sarı uzun saçlı yaratığa benzeyen bişey. Etrafında başka yaratıklar, yerde yine bir yaratık ve arkadaki şekli bozuk içi parlak dikdörtgenin içinde başka birşeyler daha.
5-10 dakika hiçbir şey söylemeden sınıfı izleyen hoca, birazdan Picasso’nun resmini alıp Meninas’in bir resmini koyar.
Bu resimde, sandalyenin üzerinde oturan sarı uzun saçlı bir aristokrat kızının etrafındaki dadıları, onun saçını tararken yerde de köpeği yatmaktadır. Ve babası, arkasında ki ışık sızan kapıdan kızını izlemektedir.
Ancak ikinci resmi görünce Picasso’nun resmindeki öğelerin ne olduğunu ve bu resmin Meninas’in tablosuna gönderme olarak yapılmış olduğunu farkeder tüm sınıf.
Ve Muhan Soysal hiç unutamayacağımız dersini verir:
“Hayatta hiçbirşey Meninas’in resmi kadar belirgin ve net değildir. İş hayatı gerçekleri size, Picasso’nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak gösterir.
Picasso’nun resmine bakıp, Meninas’in resmini görebilenleriniz başarılı olacak, diğerleri kübik şekillere bakıp yanlış anlamlar çıkarmaktan gerçekleri hiç göremeyecek.”
Ülkenin gidişatına bakılırsa halkımızın çoğu, değil Picasso’nun resmini görebilmek, Meninas’in tablosuna bakıp ne gördüğünü anlamakta bile zorlanıyor!
Yani anlayacağınız işimiz hiç de kolay değil…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.