İşte İktidarın Özgürlük Anlayışı - Orhan Birgit
Mayıs 02, 2008 - ORHAN BİRGİT
Gelin, dün İstanbul’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı adına sergilenen olaylar için bir siyaset toto oynayalım.
Adalet ve Kalkınma Partisi’ne omuz veren aydınlarımızın, köşe yazarlarının ve özellikle Türkiye’de olup bitenler için demeç veren, bildiri yayımlayan AB komiserlerinin, böylesine evrensel bir günde siyasal iktidarın emekçilere yönelik tavırları karşısında hangi tepkileri göstereceklerini tartışalım. Sizce olayı görmezden gelenler mi çoğunlukta olacaktır? Yoksa “orantısız eleştiri yöntemini kullanarak” İstanbul Valisi ile Emniyet Müdürü’nün omuzlarına yıkmayı yeğleyenler mi?
İstanbul, tam bir açık hava hapishaneyiydi dün. Metrosu kapatılmış. Deniz ulaşımının en önemli hatlarının işlemesi yasaklanmış, toplu taşıma araçlarının büyük bir bölümü çalıştırılmayan bu mega kentte, bir de 66 okulun kapıları kilitlenmiş bu hapishanede, insanların işyerlerine nasıl gideceği, kent yöneticilerinin sorunu değildi. Başbakan Erdoğan’ ın “Ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar” sözleri ile karşıladığı “1 Mayıs’ı Taksim Alanı’nda kutlamak” isteyen işçilerin bayramlarını burunlarından getirmek için alınmış önlemler, hükümetin özgürlük anlayışını da belgelemiş oldu.
Düpedüz tahrik için…
Sabahın ilk saatlerinde , Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun Şişli’deki Genel Merkez Binası’nın önünde toplanan sendikacılar, hangi yasadışı eylemden sorumlu tutularak buz gibi tazyikli su ile, yürüyüşün gerçekleşmesinden en az üç saat önce, olası bir eyleme katılacakları düşünülerek İstanbul polisinin boyalı tazyikli suları ile şoklandılar? Polisin bu eylemi bile, tahrikin ta kendisi değil midir? Başbakan bunun yanıtını vermelidir?
İstanbul Valiliği’nin toplantı ve gösteri alanı olmasının yasak olduğunu söylediği Taksim Alanı’nda eylem yapacakları gerekçe gösterilerek, o alandan en az dört kilometre uzakta bulunan caddelerde oluşturulan kümelere atılan böcek gazı bombalarının, özellikle solunum rahatsızlığı bulunanlarda neden olacağı “tehlike” nin Başbakan’ın vicdanında nasıl bir insancıl tepki yarattığını da öğrenmek isterdim.
AKP iktidarı, sabah akşam ülkenin Avrupa Birliği’ne katılmasından, bunun için demokrasi alanında açılım sağlanmasından söz ederken, o ülkelerde 1 Mayıs’ların nasıl kutlandığını ve bu kutlamalara karşı yine o ülkeleri yönetenlerin nasıl bir politika sergilediklerinin yanıtları merak edilmiyor mu?
İktidar, 1 Mayıs 2008′de önce gerçek özgürlük anlayışının ne olduğunu gösterdi. Ayaklar olarak isimlendirilen emekçilerin, baş olarak görünen okumuş yazmış politikacılara karşı çıkmasını kıyamet sayan AKP, çalışanların örgütsel birlikteliğini bozmak istedi. Hak-İş’ i o birliktelikten kopartarak lümpenleştirilmiş bir kuruluş olduğunu suyun yüzüne çıkarttı.
Ama Türk-İş’ i de farkında olmadan ya da bilerek hançerledi. Konfederasyon Başkanı’na “Seni oraya ben seçtirdim, arka bahçem olduğunu unutma” mesajını verdi. Tabanın bu mesaja tepkisi, Genel Sekreter Mustafa Türkel’ in İstanbul’daki eylemlerde DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul ile birlikte görev yapmasıyla su yüzüne çıktı.
1 Mayıs 2008, AKP iktidarı için geri sayımın başladığı gün olarak siyasi tarihe geçecektir.
Faks: 0 216 302 82 08 obirgit@e-kolay.net
Orhan Birgit
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.