İnatlaşma nöbeti - Güler Kömürcü
Mayıs 02, 2008 - GÜLER KÖMÜRCÜ
Yoksa… Biz aylardır suya yazıp, boşuna soğukkanlılık, uzlaşma kültürü, diplomasi dilinden mi bahsediyoruz?! Rol modellerimiz şaşırtıyor…Son gelişmelere bakınca akla ister istemez şu soru saplanıyor; Hükümet ‘inatlaşmalar-restleşmeler’ çemberinden çözüm ! geliştirmeyi tarz olarak benimsemeye mi başladı?! Kendi gibi düşünmeyen yargı mensupları, istediği gibi yazı yazmayan bir kısım medya, kendinden olmayan iş dünyası kısacası vb çevre ile giriştiği inatlaşma, restleşme ‘hayır benim dediğim olacak’ takıntı halkasına işçiler de eklendi nihayet, vatana millete hayırlı olsun!
Dünyanın pek çok ülkesinde büyük kentlerin en hareketli, en merkezi meydanlarında kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarına geçit verilmediği için dün İstanbul sokakları korkunç görüntülere tanıklık etti, adeta savaş alanı manzaraları içinden yüzlerce kişi gözaltına alındı, onlarca yaralı var. Taksim’e çıkışlar kapatılınca kargaşa Şişli hatta Nişantaşı’nın ara sokaklarına kadar taştı.
Saat 11 civarı söz konusu merkeze çoook çok uzak kalan bizim sokağın hali bile perişandı, dışarıya baktım, önde slogan atan kalabalık bir grup arkalarında Çevik Kuvvet ekipleri, havada biber gazı kokusu, içeriden TV’den yansıyan şok görüntüler de katmeri… Vah vatanım vah. Neler oluyor bize?!
Uzlaşmak niye bu kadar uzak düştü gönüllere?
Gazetelerin internet sayfasındaki son dakika haberlerinin altındaki okur yorumlarını taradım, vatandaşın çoğunluğu inatlaşma nöbetinin vardığı bu noktadan oldukça rahatsız, Fransa işçilerini sarayda ağırlıyor, bizimkiler de…
Bu arada… Vatandaş yorumlarında; söz geldiğinde, görünüşte, gösterişte her türlü yasaklara karşı olan, ülkede devlet baskısı var diyen 2.cumhuriyetçilerin AKP Hükümeti’nin işçiye koyduğu bayram yasağı karşısında sus-pus olmasına da ağır eleştiriler getirilmekte.
Merak ediyorum (biliyorum merak kediyi öldürür, olsun, bir bu kalmıştı, bu da kabul…) acaba iktidarın kendine muhalif gördüğü herkesle derhal inatlaşma, restleşme içine girmesi, bir güç savaşının dışa vurumu mudur? Öyle ise kiminle güç savaşı?!
Daha genel çerçeveden baktığımızda ise…Acaba inatlaşmayı tetikleyen baskın duygu nedir?
Sosyal ve siyasi sebep-sonuç analizlerini bir kenara çekip, konuya farklı bir cepheden de bakalım.
İnatlaşmanın psikolojisini de irdeleyelim…
İnatlaşma genelde ‘çocuklara’ özgü bir davranış ….. (nesi?!) olarak kabul ediliyor, konunun uzmanları diyor ki; ‘Çocuklarda özellikle okul öncesi ve okul başlangıcı döneminde görülen inatlaşma çocuk tarafından kendini kanıtlama aracı olarak kullanılır ve bir inatlaşma nöbeti süresince çocuğun çok sık fikir değiştirdiğine tanık olabilirsiniz. Bazen, neyi isteyip neyi istemediğini bile anlayamazsınız. Çocuğun tek bir amacı vardır; sizin dediğinizin tersini yapmak. Ancak bu şekilde size kendisini kanıtlayacaktır. Daha da kötüsü bazı çocuklar bunu bir alışkanlık haline getirirler, daha ilerki yaşlara taşırlar.
Çocuklardaki bu inatlaşma-karşı gelme nöbeti ‘Yıkıcı Davranış Bozuklukları’ (YDB) grubu içinde görülür. İnatlaşma bozukluğu en az 6 ay devam eden; otorite figürlerine karşı negatiflik, karşı gelme, itaatsizlik ve düşmanlık olarak tanımlanmaktadır. Davranım bozukluğu ise en az 12 ay süren; başkalarının temel haklarına veya yaşama uygun sosyal norm ve kurallara karşı şiddete eğilimdir.
Davranım bozukluğu tanısı alan, ilaveten ‘İnatlaşma bozukluğu’ tanısı almaz. Çünkü zaten inatlaşma bozukluğu belirtilerini kapsamaktadır. İnatlaşma bozukluğunda fiziksel saldırganlık yoktur.
İnatlaşma bozukluğunda birincil davranış ve belirtiler verbaldir (Sözel saldırganlık ve karşı gelme). Davranış ve belirtiler fiziksel olmaya başlayınca (kavga etme, zarar verme vs) davranım bozukluğu tanısına yönelme olur.’
Bu kadar.
Kör inatlaşma nöbetine ‘çocuksu’ ruh hallerinden bir bakış attık ey arif okur.
Biz her şeye rağmen… Kocaaaman adamlar olarak, hep birlikte, soğukkanlılık ve sağduyu ile inatlaşmasız, gerginlikten uzak duruşlarımızı korumaya devam edelim efendim…
Güler Kömürcü
Akşam


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.