İlla Da TCK 301 Var- Ama, Köylü Türk Tarımcısı Yok- “Kolonileşme” Ve “Bir Elinde Cımbız, Bir Elinde Ayna”… - Taylan Sorgun
Mayıs 01, 2008 - TAYLAN SORGUN
Türk tarımı çökmüş, tarım ürünleri ithalatı patlamış, tarım ürünleri fiyatları artmakta, dar gelirlilerin sofraları daha da küçülmekte, yani milyonların sorunları giderek büyümektedir.
Fakat, 1- Siyasi iktidarın, 2- Brüksel’in, 3- Kimi aydınsalların, 4- Yeni icat kanaat önderlerininin, akillerin gündeminin başında ne vardır? Şu vardır: İlla da TCK 301′inci madde değişikliği. Böyle olunca ne olacaktır? Şu olacaktır: Birileri ortaya çıkıp Türklük için ağzına geleni söylemek “… Hürriyetine ve düşünce özgürlüğüne…” kavuşacaklardır. Peki, 1- İktisadiyat çökerken, 2- Dağlarda yeni şehitler verilirken, 3- Yeni kapitülasyonlar siyasi iktidarın tarihsel hataları ile Türkiye’yi kuşatırken başkalarının gündeminde başka ne vardır? Şu vardır: “…Her sabah çekmecelerinde uyduruk darbe seneryoları aramak…” 1- “KÖYLÜ EFENDİMİZDİR”… Mustafa Kemal Paşa, Gazi Paşa, Yani Atatürk, 17.2.1923 günü toplattırdığı İzmir İktisat Kongresi’nde Türk Köylüsünün cephelerdeki tarihsel başarılarından söz ederek, Türk köylüsünün milleti doyurmak gibi bir vazifesi olduğunu belirterek şöyle demişti. “…Köylü bu milletin efendisidir…” İzmir İktisat Kongresi’nde Türk tarımı, milli tarım siyaseti öne çıkarılmıştı. Bakınız, Mustafa Kemal Paşa, İzmir İktisat Kongresi’ndeki tarihsel konuşmasında şöyle demişti: “…Bağımsızlığın esaslarından birisi de memleketi bayındır hale getirmek, milleti zengin kılarak mutlu etmektir. Askeri zaferler ekonomik zaferlerle taçlandırılmalıdır…” 2- 301 VAR, PAMUKÇU YOK… Türk pamukçuluğunun 1800′lü yıllarındaki kapitülasyon dönemine girdiği, Türk tarımının aynı akıbeti yaşadığı ortada dururken ne vardır? İlla da TCK 301 vardır. Geçtiğimiz günlerde TBMM’de Pamukçuluğun hali ile ilgili bir araştırma önergesi verilmişti. TBMM Başkan yardımcısı da şöyle demişti: “…Önerge bilgilerinize sunulmuştur. Sırası geldiğinde gündeme alınacaktır…” Peki ne zaman gelecektir o sıra. Bekleyedurun siz. İlla TCK 301 var. Çünkü Brüksel öyle istemektedir.
3- UYDURUK SENERYOLAR… Türkiye’nin iktisadiyatı giderek perişan hale gelmektedir. Ama gündemde bunlar yoktur. Peki ne vardır? Uyduruk olduğu belli olan darbe seneryoları. Birileri o seneryolarla yatıp, onunla kalkmaktadırlar. “Yok efendim falanca komutanın darbe günlüğü varmışmış da.” Bir dizi hikaye. Bunları ortaya atanlar hiç öyle dönemleri yaşadılar mı? Bizim yaşadıklarımız 1957′den başlar. Onun için şimdi bakıp bakıp da o seneryolarla kafa bulmak, dalga geçmek keyifli olmaktadır. Ama, asıl maksatları TCK’nın üzerine başka gölgeler düşürmektir. Bunu yapacağınıza emperyalismin tetikçisi terör örgütü ile uğraşsanıza. Haa bir de şu Dink meselesi var. Dink’in öldürülmesi kabul edilir değildir. Ama, bir abartma bir abartma. 4- YARGI VARKEN… Dink olayı şimdi yargı önündedir.
Ama bir taraftan Meclis araştırması talepleri, öteki taraftan yargının görevine müdahale sayılacak girişimler almış başını gitmektedir. Birileri malum deyimle “…Hem savcı, hem hakim…” durumuna soyunmuşlardır. Hani kimilerinin ellerinden gelse bir de heykel dikeceklerdir. Mahkeme önünde her seferinde gösteriler. Ama bunları yapanlar başka yerlerde “Yargı bağımsızlığı nutku” atmaktan da geri durmamaktadırlar. Çelişkilerine bakınız. 5- KÖYLÜ- CIMBIZ- AYNA… Köylü perişan, köylü, Türk Milli tarımcısı, milleti doyuran insanlarımızın sorunları almış başını gitmektedir. Tarım ürünleri ithalatı ile Türk köylüsünün milyarlarca Dolarlık kaynakları yabancı tarım dünyasına aktarılmaktadır. Ama kimileri hani şair Orhan Veli’nin dediği gibi “…Bir ellerinde cımbız, bir ellerinde ayna…” dünya umurlarında mıdır? “…Bir ellerinde ayna, bir ellerinde cımbız şöyleee uzanmış yatıvermişlerdir sere serpe…” Türk endüstrisi çökmekte, Türk milli tarımı çökmektedir, amma varasa yoksa TCK 301, uyduruk darbe seneryoları. 6- KOLONİLEŞEN TÜRKİYE… “Koloni” ne demektir.
Bir anlamı da şudur: Yabancıların o devlet topraklarını kendi çıkarları için bütün imkanları ile kullanmaları, da demektir. Bakınız, Mustafa Kemal Paşa 17.2.1923 günü toplattırdığı İzmir İktisat Kongresi’nde şöyle de demişti: “…Osmanlı devleti gerçekte fiilen istiklalden yoksun hale getirilmiştir. Kendi uyruğuna koyduğu vergileri yabancılardan alamazdı. Yabancılar üzerinde yargılama hakkı yoktu. Demiryolu, fabrika yapmak serbest değildi. Sanayimize, tarımımıza zarar vermişlerdi. Osmanlı ülkesi yabancıların serbest kolonisi haline gelmişti…” 7- ŞİMDİKİ ZAMAN… Şimdi bakınız. Tarımımız çökmüştür. Tarım ürünleri ithalatı onun yerini almıştır. Endüstri milliliğini kaybetmektedir. Finansal yapı öyledir. Türk tarımı ve endüstrisi İMF şartlarına bağlanmıştır. Tarihsel hatalar yapılmaktadır. Tarihsel hatalarla yeni Kapitülasyon kanunları çıkmaktadır. Mesela, Vakıflar Kanunu gibi. Anadolu torakları Türk köylüsünün elinden çıkmaktadır. Türk karayolları, tüyü bitmedik yetim hakkı ile yapılmış yollar şimdi satışa çıkmaktadır. Hazineye gelen milli gelir, yabancı kasalarına gidecektir. Peki daha sayılabilecek çok şey varken tarihsel hatalarla dolu bu gidiş “Kolonileşme” değil midir? 8- “BOŞVERİN CANIM”… Şimdi siyaset, “…Boşverin canım onları, Baksanıza Brüksel TCK 301′inci maddesinin değişmesini istemektedir. Ona bakalımcılık…” “…Boşverin canım onları baksanıza darbe seneryoları var…”, “…Boşverin canım onları şimdi Dink davası var…”, “…Boşverin canım onları şimdi başka işler var…” Bu boşvericilik Türkiye’yi nereye taşıyacaktır ki?
9- OY İSTEMEYE GELİNCE… Türk köylüsü, memuru, emeklisi, işçisi, öğretmeni, milli endüstricisi perişandır. Ama kim bakacaktır. Fakaaat seçim geldi mi işte o köylü, o işçi, o memur, o emekli, o öğretmen, o dar gelirliler baş tacıdırlar.Seçim bitti mi o baştacılık nerede kalmaktadır? Canım boşverin onları şimdi Brüksel’in istediği TCK 301 değişikliği vardır ya. Ah bu tarihsel hatalar. Ah ki ah… 10- AĞIZLARINI AÇARLARSA…
Şimdi TCK 301′inci madde değişecektir ya. Birileri çıkıp Türklük için fırsat bu fırsat ağızlarına geleni söylemeye başlayacaklardır ya. Haa hadi bakalım. Biz üslubun nezaketli tarafını da biliriz. Zerafetini de. Kibar tarafını da. Amma, şimdi o ağızlar açılırsa o zaman bakın bakalım ben de ağzımı açmasını öyle bir bilirim ki. O nezaket dolu üslubumu öyle bir hale sokarım ki hem de suç işlemeden. O zaman haydi bakalım hodri meydandır. Bizim ustalarımız bize her türlü üslubu öğretmişlerdir. O ağızlarını açacakların “mabadlarını da” iyi biliriz. 11- 1838 ANLAŞMASI VE HİMAYE… Şimdi bunlar bir tarafa: İlla da TCK 301 değiştirilmesi gayretleri öteki sorunları sütre gerisine itmiştir. Bakınız: 1838 yılında İngilizlerle bir ticaret anlaşması imzalanmıştı. Kapitülasyonlar dönemindeki bu anlaşma ile Türk köylüsü, Türk tüccarı, madencisi, iyice sahipsiz kalmıştı. Yani “Himayeden yoksun hale getirilmişlerdi. Bu durum Anadolu topraklarını tam bir müstemlekeleşmeye taşımıştı. 12- ŞİMDİKİ ZAMAN… Gelin şimdiki zamana: Tarihsel hatalarla, Türk köylüsü, Türk endüstrisi artık “Globalleşme” müstemlekecilik siyaseti karşısında yine “himayeden yoksun hale” getirilmektedir. “…Himayecilik…” dediniz mi “…Globalleşmeciler…” ayağa kalkmakta, “…Ne demekmiş efendim himayecilik artık globalleşme var. O himayecilik gerilerde kaldı artık…” demektedirler. Peki himaye etmeyiniz. Köylü de, endüstri de esnaf da perişan olsun. Türkiye’nin kaynakları da yabancılaşsın. Yok ama, bilinmelidir ki herşeyin de bir sonu vardır.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.