İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

“İddiname”nin Getirdiği- Bila’nın Konuğu Ve Doğruları- Balkan Meselesi Ve Siyaset- Ve Yeni İcatlar… - Taylan Sorgun

Nisan 30, 2008 - TAYLAN SORGUN

Dedik ya yeni icadiyetler ortaya çıkmaktadır diye. İşte yeni icad “Akil adamlar”, “Kanaat önderleri”. Anayasa değişikliği mi söz konusudur, “…Akil adamlar bir baksınlar…” Kıbrıs mı, “…O, bakın akil adamlar ne diyorlar…?” Hemen onun yanına “…Kanaat önderleri…” diye bir icad oturuvermiştir.  

Akil’in lügat anlamı “Akıllı”dır. Kanaat’ın lügat anlamı, “…Kani olmak, inanmak, kabul etmek…” Ama “…Kanaat”ın bir başka anlamı daha vardır, “…Elindeki ile yetinmek…” Şimdi “Akil adamlar sınıfına sokulanlar…” ile “Kanaat önderleri sınıfına sokulanlar” birşey dediler mi “…Emriniz olur…” denilecektir. 1- BAŞKALARI SUSSUN… Şimdi modadır ya. Mesela “Kanaat önderleri, ya da akil adamlar” sınıfına sokulanlar eh medyada, ekranlarda boy göstermektedirler. “Yeni tarihsel hatalı kapitülasyon methiyesi” mi, bakalım “Kanaat önderleri, Akil adamlar ne diyeceklerdir?” , Kıbrıs meselesi mi, “Aaa bak ama kanaat önderleri akil adamlar öyle demiyorlar” Ulus Devlet, milli devlet esasları mı, üniter yapı mı, “Aaa ama bakın kanaat önderleri, akil adamlar dediler ki…” Yani kanaat önderleri, ya da akil adamlar karar vereceklerdir. Peki başkaları? Onlar mı “Sussunlar”. Oh ne güzel.

2- PÖH, PÖH GERİNME… Bazen rastlanılmaktadır. Bir bakmışsınız ki mesela bir ekranda “Kanaat önderi falanca” diye takdim edilmiştir. Ya da “Akil adamlardan biri” olarak takdim edilmiştir. Sonra da bir bakarsınız ki, sokaklarda ya da falanca yerde “pöh pöh gerine gerine” dolaşmaktadır. Küçük dağları o yaratmıştır ya. Anayasa mı onlardan sorulacaktır. Kimlerse? Ya da hem “akil adamlarından, hem de kanaat önderlerinden. Onlar kimlerse? 3- BİLA’NIN KONUĞU… Fikret Bila. Yıllardır tanıdığım bir meslekdaştır. Dürüsttür. “Gazeteci gibi gazeteci”dir.

Dünkü sütununa “önemli bir ismi” konuk etmiş. Konuğun ismi yoktur. Ama söylediklerinin “tartışmaya açık uçları” da vardır, “doğruları” da. Mesela, Bila’nın konuğu ilk bölümde şöyle demektedir: “…Bakın Balkanları kaybettiğimiz günleri bir hatırlayalım. İttihat ve Terakkici’ler Hürriyetçilere, vatansız, milletsiz diyorlardı. Hürriyetçiler de İttihat ve Terakkicilere dinsiz, imansız, diyorlardı. Birgün baktılar ki Balkanlar çoktan gitmiş…” 4- ELVEDA RUMELİ… Bunu söyleyen siyasetçinin o dönemle ilgili bilgisi sanıyorum ki tarihsel gelişmelerin pek fazla derinliğinde değildir. Ben o dönemleri birebir yaşayan önde gelen isimlerle aylarca konuşmuş ve dört ciltlik yakın tarih belgeseli vermişimdir. 1- İttihat ve Terakki, Devlet Kavgası. 2- İmparatorluktan Cumhuriyete. 3- Mütareke Dönemi ve Bekirağa Bölüğü, 4- Bitmeyen Savaş. (Kum Saati Yayınları). O dönemleri yaşayan siyasetçi ve askerlerin anlattıkları Bila’nın konuğunun bilmedikleridir. Ve “Elveda Rumeli” içimizde bir hicran, bir sızıdır.” 5- HÜRRİYET VE İTİLAFÇILAR…

O zamanlar “Hürriyet ve İtilafçı’lar” vardı. İttihat ve Terakki mensubu genç kurmaylar, siviller, Balkan dağlarında ayrılıkçı Sırp, Bulgar, Yunan çeteleri ile vuruşurlarken, Hürriyet ve İtilafçılar Balkan siyasetinde Batı Avrupa siyasetinin peşindeydiler. O zamanki Batı Avrupa emperyalizmi Balkanlara yeni bir şekil vermek istiyordu. O vermek istedikleri şekilde artık Türkler yoktu. Geçmişteki emperyalizmin Balkanlara yeni şekil vermek siyaseti tarihen kayıtlıdır. Zamanımız emperyalist siyaseti, Balkan meselesinde yeni şekiller için etnik çatışmalarla Yugoslavya’yı parçalamıştır. Oluk oluk kan dökülmüştür. Türkler yine katledilmişlerdir. 6- KIBRIS VE HELENİZM… Bize, “Elveda Rumeli” dedirtmek isterlerken, çizdikleri haritada “Kıbrıs’ı Yunanistan toprağı” ilan etmişlerdir. Peki, bugünkü Batı Avrupa daha doğrusu Brüksel siyaseti nedir? Aynısı değil midir? Şimdi soru: Bugün mesela: “Canım Kıbrıs meselesi AB önünde engel” diyenler yok mudur? Kimileri böyle demiyorlar mı? Demektedirler. Peki, karşıt olarak, “KKTC tarihen yaşamalıdır” diyenler de yok mudur? Mesela bizim gibiler. Vardır. Balkanların kaybında, Elveda Rumeli’de Saray siyasetlerinin tarihsel yanlışları da yaşanmıştır. Emperyalist devletlerin Balkan meselesindeki müdahalesinin kabulü o hatalarındandır. Bugün Yunanistan halâ geçmişteki “Helenist siyaset rüyası” içindedir. Kıbrıs o rüyaya dahildir. 7- DAMAT FERİT VE HÜRRİYETÇİLER… Anlatması uzundur. 30 Ekim 1918 Mondros Teslimiyet Anlaşması’ndan bir ay sonra Damat Ferit sadrazamlığa getirilmişti. Kabinesi: 1- Hürriyet ve İtilaf Partisi mensupları, 2- Adem-i Merkeziyetçi Prens Sabahattinciler, 3- Sabahattincilerle beraber aynı siyasetteki liberaller, 4- 31 Mart 1909 mürteci Derviş Vahdeti ayaklanmacılarının devamcılarından oluşmuştu. Bu kabine daha sonra başlayacak Amerikan mandası mı, İngiltere mandası mı tartışmalarının içinde olacaktı.

8- “GAVUR KUVVACILAR…” Mustafa Kemal Paşa Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni başlatmıştı. Meslekdaşım Bila’nın konuğu, Hürriyet ve İtilafçılar’ın, İttihat ve Terakki mensupları için dinsiz-imansız dediklerini söylemektedir. Doğrudur. Bu maskara lafları etmişlerdir. Ama bakınız, aynı Hürriyet ve İtilafçılar: 1- Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ne de karşı çıkmışlardı. 2- Anadolu’daki Kuvvayı Milliyeciler için “Gavurlar, dinsizler, Padişahlarımıza isyan ediyorlar” demişlerdir. Tarihen kayıtlıdır bunlar. Ama Kuvvayı Milliye için böyle derlerken kendileri işgal devletleri ile işbirliği içindeydiler. 9- BAYAR’IN ÖFKESİ… Rahmetli, Üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar. 1908′ de

İttinat ve Terraki İzmir Katibi idi. Yani sekteri. O önemlinin de ötesinde bir Görevdi. Bayar, 1909 Derviş Vahdeti ayaklanmasının bastırılması sırasında İzmir’den teşkil ettiği gönüllülerle o isyanın üzerine yürüyen Hareket Ordusu içinde yer almıştı. Kuvva Dönemi’nde Mustafa Kemal Paşa’nın emrinde Galip Hoca olarak dağlarda vuruşmuştu. 10- “KENDİNİ BİLMEZLER”… Bayar sağdı. Babam’ı ve amcamı 1908′den tanırdı. İlk kitabım çıktığında Doktor Fahri amca ile birlikte Bayar’a gittim. Bir ara, bir siyasetçi Demokrat Parti’yi Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na benzetmişti. Yani CHP karşıtlığını ele alarak. Bayar’a bunu söylediğimde nasıl öfkelendiği hatırımdadır. Şöyle demişti “…Bunlar kendini bilmezlerdir. Demokrat Parti o meşum hadiselerin sahibi, Milli Mücadeleye karşı çıkan Hürriyet ve İtilafçılara benzetilebilir mi? Tarihi iyi bilmek gerekmektedir.

11- KONUĞUN DOĞRUSU… Bila’nın konuğunun doğru sözleri de vardır. İlk baştaki sözü de kendi kaanatı değildir, bir tartışma ortamını anlatmak için söylemiştir. Ben öyle yorumluyorum. Bila’nın konuğunun doğru sözlerinden birisi Türban ile ilgilidir. Bir çözüm yolu önermektedir. Buna adım atılmıştı, ama, siyasi iktidarın “mutabakatı” geri çekmesi nedeni ile sonuç alınamamıştı. 12- KAPATMA DAVASI… Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı,

Anayasa’nın kendisine verdiği görev gereği bir “İddianame” hazırlamıştır. İddianame şimdi Anayasa Mahkemesi’nin önündedir. Kararı orası verecektir. Yani, bir yargı süreci vardır. Şimdi bu “yargı süreci devam ederken” karar neticesi ile ilgili yorumlar yapmak nereye kadar doğru olmaktadır? Hangi maksatla söylenirse söylenilsin yargıya müdahale gibi bir tartışmayı da beraberinde getirmektedir. Yargı süreci devam ederken ancak bu kadar söylenilebilir. Ama bu arada Dışişleri Bakanı Babacan dava ile ilgili olarak AB uygulamalarından söz etmektedir. Durup Durup muhtıra benzetmeleri de artık adet haline gelmiştir. 13- İDDİANAME’NİN GETİRDİĞİ Meslekdaşımız Bila’nın konuğunun doğru sözleri de vardır. Bu doğru sözlerinden birisi şudur: “…Ülke menfaatleri söz konusu olunca, siyasi kariyerimin veya partimin önemi yoktur…” Öyle de olmalıdır. Şimdi dikkat: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılı’nın Anayasa’nın kendisine verdiği görev gereği hazırladığı “iddianame” ardından, siyasi iktidar içinden yükselmeye başlayan sesler, siyasi iktidarın hatalarını ortaya koymaktadır. Özal zamanından tanıdığımız Vahit Erdem’in açıklamaları siyasi iktidarın hatalarını ve parti içi rahatsızlıkları ortaya koymaktadır. İddianame en azından bunu sağlamıştır. Eğer, o iddianame olmasaydı bu tartışmalar gün yüzüne çıkar mıydı?

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS