Gözden ırak Divriği… - Oktay Ekinci
Nisan 30, 2008 - OKTAY EKİNCİ
İstanbul un dünya mirası listesinde kalıp kalmayacağı UNESCO nun himmet ini beklerken, aynı listedeki Divriği Ulu Camisi ve Darüşşifası nın bulunduğu kentimiz ise gözden ırak kalma nın talihsizliğini yaşıyor. Bir Selçuklu şaheseri olan caminin yanı sıra Anadolu nun en zarif konaklarını da barındıran Divriği de, yıllardır ne bir yatırım var, ne de yeni bir devlet projesi…
Oysa sayısız etkinlikte sadece Ulu Cami yle yetinilmemesi, kent bütününde de bu esere yakışır düzeyde bir imar özeni nin sağlanması
öncelikli dilek ler arasında yer aldı .
Ne var ki aynı hedefler hep söz de kaldı …
Hızla yıpranan Ulu Cami için bir an önce kolları sıvamak yerine durmadan konuşma k yeğleniyor. Kente yönelik kalkınma projeleri geliştirmek yerine ise tarihle övünme kten başka yapılan bir şey yok…
O kadar ki yine Ulu Cami nin otlar bürümüş etrafı için özlenen çevre düzenlemesi ni bile hayırsever bir şirket üstlenmiş …
‘Unutulan’ restorasyon
Bu gözlemlere neden olan ihmallerden biri, Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nca vaktiyle 550 milyar lira harcanan ünlü Abdullahpaşa Konağı ndaki restorasyon çalışmalarının 5 yıldır durmuş olması. Onarılan kısımları bile yeniden bakım gerektiren eser için, bu beklemenin hangi gerekçeden kaynaklandığı ise belli değil…
Divriği nin var denilen İmar Planı nda çok sayıda değişiklik yapılması da kentin dengelerini altüst ediyor. Tarihten gelen geleneksel yerleşme dokusuyla uyumsuz yeni yapılaşmalar yaratılırken imar düzeninin genellikle hatırlı kişiler adına bozulduğu söyleniyor…
Devlet ortada yok
Anadolu Selçuklu uygarlığının mirası olan Divriği de, devletin görevi olan çağdaş yaşam yatırımlarının tavsatılma sı ise dikkat çekecek düzeyde.
Örneğin yıllardır ek tesislerle geliştirilmesi beklenen Gar binası, eski siyah-beyaz fotoğraflarındakinden daha geri durumda. 26 mahallesinin yanı sıra 107 köyü ve mezrası bulunan ilçede, yine yılların beklentisi olan yeni hastane binası bile ertelendikçe erteleniyor.
Kentin genel görünümüne bakıldığında ise Ulu Cami yi yaratan bir kültüre beşiklik etmiş yerleşmenin, nasıl böylesine bakımsız bırakıldığını anlamak daha da güçleşiyor…
Bütün bunları
üzülerek izlediğini söyleyen valiliğin ve kaymakamlığın yanı sıra Başbakanlık’tan Cumhurbaşkanlığı‘na kadar da Divriği’mize ilgi gösterin diye mektuplar yazan Mehmet Aydın diyor ki:
Vaktiyle dünyaya ışık saçarken şimdi köy gibi olduk. Muhteşem konaklar sahipsiz, Ulu Cami’yi görmeye gelenler bile kente dönüp bakmadan geri dönüyorlar…
‘Tephrike’nin kenti Adını çağlar önce Tephrike denen kalesinden alan Divriği, Anadolu nun Dünya Mirası Anıtı‘nı barındırmasına rağmen iktidarların en ilgisiz kaldığı özgün yerleşim merkezlerimiz arasında…
Tarihe saygısıyla birlikte çağdaş uygarlığa olan bağlılığını da hemen her köyü için kurulan kültür derneklerinin sosyal faaliyetleri kanıtlıyor; aynı derneklerin sayısız etkinlikleriyle geleneksel değerlerini yozlaşmadan geleceğe aktarmanın örnek duyarlılığını sergiliyor.
Geçmişindeki insan sevgisi, hoşgörü ve düşünce zenginliğinden gelen görmüş geçirmiş kimliğini türkülerine, deyişlerine ve yöresel halk edebiyatına da yansıtırken günümüzdeki yaygın yabancılaşmaya karşı da bir anlamda kültürel sürekliliğin değerini kanıtlıyor…
Peki, böylesine içten ve derinlikli bir ülke zenginliğimiz olmasına rağmen devlet neden ortalarda görünmüyor; kamusal sahiplenmeden niçin sürekli yoksun kalıyor; ulusal değerlerle bütünleşmiş erdemlerinin karşılığını hangi gerekçelerle yıllardır alamıyor?
Bu aymazlık karşısında herkesin aklından ise ister istemez şu soru da geçiyor:
Sakın bunun nedeni, Divriğililerin aydın ve ilerici kimliklerini çekemeyen siyasetçiler olmasın?
Oktay Ekinci
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.