Beklemek - Mümtaz Soysal
Nisan 30, 2008 - MÜMTAZ SOYSAL
GODOT da gelmeyince, kimi ve neyi bekleyeceksiniz?
CHP Kurultayı bekleniyordu; tahmin edilmesi hiç zor olmayan biçimiyle o da sona erdi. Ne olursa olsun, partiye bağlılığı Cumhuriyete bağlı kalmakla bir tutanlar, büyük olasılıkla yerel seçimlerde ya da bir erken genel seçimde bir kez daha yenilmeyi ve ardından bir başka kurultayı bekleyeceklerdir.
Belki de, içinizde uyumaya devam eden bir başka benliğin uyanmasını bekleyeceksiniz. Oysa, kendini beklemenin sonu yoktur.
Peki, ya ülke sizi bekliyorsa?
ünkü ülke gidiyor. Ülkenin altını üstünü, varını yoğunu satmakta Maliye Bakanı yla yarışan Özelleştirme İdaresi Başkanı ülkede ve dünyada esen olumsuz havanın geçmesini bile beklemeyeceğini belirterek 25 milyar dolarlık özelleştirme yaptım, zora girince pes etmemdedi. Sırada Milli Piyango, Halkbank, şeker fabrikaları, Vakıflar ve Ziraat bankaları varmış. Otoyol işletme hakkının devri de düşünülmekte, Petkim ve sigara fabrikalarına ilişkin işler yürümekteymiş .
Ama en ilginci, yüzde 55 hissesi yabancıya satılan Türk Telekom un kalan kamu hisselerinden yüzde 15 ini daha halka açma kararının encamı: O yüzde 15 in yüzde 65 i de yabancıya satılacakmış .
Böylece halk ın ne anlama geldiği de anlaşılmış oldu.
Telekom bu sayede biraz daha Türkleşmiş olacak demektir.
Hakkında kapatma davası açılan AKP nin çevresi bile mahkeme kararını beklemiyor. Kapatılsa da kapatılmasa da…
Kapatılırsa, Nevzat Yalçıntaş, Ertuğrul Yalçınbayır ve başkaları şimdiden temasa geçtikleri Saadettin Tantan ca daha önce kurulmuş olan Yurt Partisi çerçevesinde yola devam etmeye hazırlar. Kapatılmaz ve devlet yardımının kesilmesi gibi bir yaptırımla yetinilse bile, böyle bir karar Şimdilik kapatmıyoruz ama sonra ayağınızı denk alın türünden bir uyarıyla birlikte alınmış olabileceği için AKP nin süngüsü yine de düşmüş olacak. O durumda merkez sağ denen kesimdeki arayışın yoğunlaşacağı belli değil mi?
Peki, cumhuriyetçi kesim? Laik Cumhuriyete karşı yükselen tehlikenin sadece mitinglerle, dernek çabalarıyla ve kalabalıklardaki insan miktarını sayıp durmakla önlenemeyeceği, sorunun ekonomiye, sosyal yapıya, dış ilişkilere yönelik radikal bir siyasal örgütlenmeyle göğüslenebileceği bu kesimde hâlâ anlaşılamadı mı? Böyle bir siyasal örgütlenme varsa, ki vardır, onun saflarında yer alarak böyle bir seferberliğe katılmak, ufuktaki tehlike bulutlarının yıkıcı bir kasırgaya dönüşüp Cumhuriyetin üzerine çullanmasını beklemekten daha akıllıca değil midir?
Mümtaz Soysal
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.