‘Basının Yüzkarası’ - Hikmet Bila
Nisan 30, 2008 - HİKMET BİLA
Bazı olaylar kişiler için de, toplum için de, toplumun bazı kesimleri için de ayna gibidir.
Hüseyin Üzmez olayı da böyle bir olay.
78 yaşında… Kendinden 47 yaş küçük biriyle evlenmiş . İlköğretim 8’inci sınıf öğrencisi 14 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz suçlamasıyla tutuklanmış .
Hakkında kararı yargı verecek.
O artık ‘adli bir vaka’.
Aynı zamanda ‘klinik bir vaka’.
Peki, böyle bir ‘vaka’ yı Türkiye’de ‘olay’ haline getiren, sadece Hüseyin Üzmez’i yetiştiren çevre mi?
Bu sorunun yanıtını önceki gün Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) verdi. Bakınız ÇGD Ankara Şube Başkanı Tarık Hatipoğlu neler dedi:
‘Yıllardır basın tarafından gazete sayfalarına, televizyonlara konuk edilerek bir gazeteciye ( Ahmet Emin Yalman ) yaptığı alçakça bir saldırıyı böbürlenerek anlatan, bu saldırı nedeniyle düşün adamı, gazeteci kimliği aynı basın tarafından paye olarak verilen Üzmez’in küçük bir kıza cinsel tacizden tutuklanması, Türkiye basınının içine düştüğü durum açısından yüzkarasıdır.’
…
Hatipoğlu’nun bu sözleri, basının şapkayı önüne koyup düşünmesi gerektiğini gösteriyor. Basın, şapkayı önüne koyup düşünür mü?
Adam yıllar önce silahını çekmiş, bir gazeteciyi, bir insanı vurmuş .
Yıllar sonra o adam yazılı ve görsel basının yıldızı… Adeta yeniden keşfedilmiş. Gazetelerde, televizyonlarda paylaşılamıyor. O suikasta ilişkin bir bilinmeyeni, yeni bir boyutu ortaya çıkarmak, karanlıkta kalmış yönleri aydınlatmak için mi? Hayır. 50 yıl önceki bir suikast 50 yıl sonra ‘medya pazarlama’ unsuru olarak kullanılıyor.
Tetik çeken adam, ‘düşün adamı‘, ‘yazar’, ‘gazeteci’ olarak sunuluyor.
Ve bunu gazeteciler yapıyor.
O adam, küçük bir kıza tecavüz suçlamasıyla tutuklandığı zaman da, Hatipoğlu’nun dediği gibi, ‘basının yüzkarası
ortaya çıkıyor.
…
Doğru, dürüst, tarafsız, gerçekçi, sorumluluk sahibi olması gereken basının, her türlü değeri eze eze, basın meslek ilkelerini çiğneye çiğneye, güven yitirdiğini bilmesi gerekiyor. Elbette değişim olacak. Ama bu gazeteciliğin temel ilkelerinin yok edilmesi anlamına gelmiyor.
Bir kadına tecavüz eden (ve belki de tecavüz edip öldüren) adama ‘çapkın’ diyen bir basının saygınlığı, güvenilirliği kalır mı ?
Ya da bir katilin cinayetini ‘elini kana bulamak’ olarak sunan?…
Ya da kocasını öldüren kadını meyhane meyhane dolaştırarak televizyon yıldızı haline getiren?..
Basının ölçmek, biçmek, seçmek, tartmak gibi bir işlevi de var.
Sorumsuzluk, gün gelir, insanı Üzmez olayı gibi bir olayla karşı karşıya getirir ve gazeteci üzülür. Yüzkarasını görmemek için aynaya bile bakamaz hale gelir.
Hikmet Bila
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.