Pozisyon ayarı… - Güler Kömürcü
Nisan 29, 2008 - GÜLER KÖMÜRCÜ
Siyasette çatışan tarafların son hallerini manipülatif medyanın ‘bak’ dediği tarafa bakmadan yani sipariş, şartlı bakış açısını reddederek inceleyelim mi? Soru sorarak başlayalım; çatışan taraflar, merkeze kendi oyunlarını, kendi varolma savaşlarını koyar iken acaba hangisi vatanının nereye gitmesini ve nasıl hangi yolu izleyerek gitmesini arzuladığının cevabını da sizlere net olarak verebiliyor? Sürekli aynı yere damlayarak söylüyorum; etrafımızda haritalar değişiyor, ulusal önceliklerimizin başında yer alan ‘KERKÜK ve Musul’ konusunda son haftalarda bizim aleyhimize uluslararası hayati gelişmeler söz konusu, Barzani yönetimi Türkiye’ye her an beklenmeyen bir ‘gol’ atabilir ve siyasette kimse olan biteni umursamıyor, ilaveten, enerji, petrol pastasında kırıntının kırıntısını dahi alamıyoruz, diğer tarafta ‘özelleştirme’ adı altında satmadık bizim bahçedeki bir nar ağacı kaldı (onu da ben canımı dişime takıp korumaya devam ediyorum) hormonlu veriler, sıcak para ile suni solunum yapan ekonomide de çöküşler kapıda, sokakta ise halk cinnete bir kala ruh hallerinde, kendini futbola teslim etmiş ‘meşguliyetle tedaviyle’ oyalamacalarda…
Buna karşın egemen milletin bazı sorumlu temsilcileri ise tek gündemle yatıp kalkıyor, sadece ‘açma-kapatmaya’ endeksli döngülerde adımlıyorlar…
Sürecin genel halleri bu… Özel hallerinde ise hakikat dosyasının ilk maddesinde ‘acilen pozisyon ayarları yapılması gerekir’ yazıyor ama nafile, görmesi gereken gözler açma-kapatma dışında bir şey (ne?!) göremiyorlar.
Daha açık ifade ile tüm bu arapsaçı hallerden çıkmanın tek çözümü; kendi oyunlarının peşine düşüp toplumsal ayarlarımızı bozan, sistemi zorlayan malum siyasilerin acilen ‘iddialaşmaya’ takıntılı egolarına şöyle bir dokunup, ‘kendi kendilerine pozisyon ayarı’ yapmalarıdır.
İnce ayar demiş iken… Gazeteci-yazar Sayın Semih İdiz’in dünkü köşe yazısından mini bir alıntı… Aktarıyorum; ‘ABD’den kapatma davası konusunda ince ayar… AKP’ye karşı açılan kapatma davasını ilk etapta salt demokrasi açısından değerlendiren AB’nin, kısa bir süre sonra, Türkiye’deki laikliğin önemini de vurgulamaya başlamasının ardından, ABD’nin de aynı yolda ilerlediği görülüyor….. Washington kapatma konusuna ‘müdahil’ olmanın Türkiye’deki tartışmaları istenmeyen bir şekilde alevlendireceğini ve bunun da kendi çıkarlarına hizmet etmeyeceğini anlamış bulunuyor.
Başka bir ifadeyle, bu meselenin Türkiye’de, Türkler tarafından ve Türk yasaları çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğini düşünüyor artık. Tüm bundan bizce şu sonuç çıkıyor: ABD, kapatma davası sürecinde, ‘tarafsız bir yaklaşımla -Fried’ın da Alt Komite’de dediği gibi- Türkiye’nin bu iç meselesine sadece ‘ilkesel’ açıdan bakarak, sorunun demokrasi ile ülkenin anayasal laik düzeni çerçevesinde çözüm bulunmasını temenni etmenin ötesine geçmeyecek. Özetle, AKP içinde Washington’dan kapatma davası konusunda ilk gelen açıklamalardan sonra umutlananlar varsa, bu umutlarının boşa çıkacağı anlaşılıyor…..’
ABD’nin ince pozisyon ayarı ‘bu işinize bizi karıştırmayın, HUKUK ne derse öyle olsun’ mesajıyla yapılıyor.
AKP’nin bazı ilgili ve yetkili isimleri ise sağduyu ve soğukkanlılıkla akılcı bir kriz yönetimi uygulamak yerine (bu arada ülkenin asıl acil sorunlarını da unutmadan) hâlâ çözümü hırçınlaşma, baskılama tezlerinde arıyorlar.
Siyasi kulislere bakılırsa ‘belki de AKP kapatılmayacak bazı isimlere yasaklar gelecek ve bu yasaklar üzerinden politika sahnesine yeni formatlamalar, kayan şirazelere de pozisyon ayarları yapılacak.’
Ve… Belirleyici olan da HUKUK olacak… Bilek güreşleri değil… Bu çerçevede akılcı risk hesaplamalarıyla kendi kendilerine pozisyon ayarı yapma cesaretinde bulunanlar da kazanan tarafta olacak.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.