Politika Yalancılık Sanatı mı? - Oktay Akbal
Nisan 29, 2008 - OKTAY AKBAL
“Bana bir yalancı gösterin, işte size bir hırsız diyeyim.” İngiliz düşünür G. Herbert ‘in bu sözü doğru mudur sizce? Her yalancı, hırsız mıdır? Doğruyu, gerçeği çalar yalancı; yanlışı, sahteyi, uydurmayı zorla benimsetmek ister!
Kim yalan söylemez? Herkes yalan söyler zaman zaman, diyenleriniz çıkacak. Bir hasta, ölüme doğru gidiyor, bugün yarın… Geçmişsiniz karşısına, “Oh ne kadar iyisin, yakında kurtulacaksın” demişsiniz, bunda bir zarar yok, bir kötülük yok. Yalan kimseye zarar vermediği sürece, belki geçici bir iyilik de yarattığı için hoşgörülür. Ama bunun ölçüsü nerede? İyilik ve kötülük gibi kavramlar görece şeylerdir. Birine göre iyidir, birine göre kötü. İyilik diyerek yalan söylerken, belki de en büyük kötülüğü yaptığımızı bir bilsek…
“Yalancının azı olmaz”, der Victor Hugo Sefiller’inde. Bu demektir ki, en küçük, en değersiz yalanı söyleyen kişi en büyüğünü, en zararlısını da söyleyebilir. Kendilerini küçük, masum, zararsız yalanlar söylediklerine, ona buna iyilik için gerçeği sakladıklarına inandıranlar, kulak versinler iyice bu söze. Yalanın azı yoktur. “Bir kez yalan söyleyen bir daha söyleyecektir”, der Beaumarchais. Hepimiz özel deneylerimizde de görmüşüzdür. Yalan, yalanı çağırır. “Tek bir yalanla kalınamaz!” Bir yalanı sıkıca saklamalıyız, başka yalanlarla onu çevreleyip, sarıp sarmalayıp! Belki bir gün, o yalanın doğru olduğuna kendimizi de inandırabiliriz. Ben hiçbir zaman yalan söylemedim, nerede o yalanım, haydi gösterin, diyebilmek için. Yalancı, kendi yalanının altında ezilir, insanlığının küçüldüğünü duyar. Batar o yalan içine, “vicdan” dediğimiz bir şey varsa, ona.
Kadınların erkeklerden çok yalan söyledikleri yaygın bir kanıdır. Bir düşünür, “Yalan, kadınların savunma silahıdır, erkekler yanlarında silah taşır, kadınlar yalan” derken bunu hoş göstermeye çalışmış olmalı. Erkeklere karşı üstünlüğü kurmanın yolu budur, yalan silahını kullanmaktır, gerekli gereksiz. Bu yüzden bir kadının en küçük yalanını yakalayan erkek, kuşku canavarından yakasını sıyıramaz bir türlü. Ya başka dedikleri de yalansa, ya yalnız başkalarına değil, bana da yalan söylüyorsa!
***
Politikacılık bir “yalancılık” mesleği sayılır! En iyi yalan söyleyen, en büyük yalan söyleyen, en başarılı politikacı diye geçinir. Nerede? Belirli bir kültür düzeyine ulaşmış toplumlarda değil elbet. İnsanların çoğu okumasız yazmasız, kolaylıkla kandırılacak durumdaki toplumlar “yalan” a bağlanırlar, umutları, hayalleri, hatta mideleri bile yalanla beslenir, doyar. Yığınları yönetmekle sorumlu kişiler ise yalan üstüne yalan atarlar. En olmayacak şeyleri söylemekten başlar bu yalan, halk yığınlarını uyutan, aldatan nice göz boyayıcı sözlere kadar gider. Bir politikacı, “Bir Türkiye’yi iki, üç yapacağız, büyük Türkiye’yi yaratacağız” der de, o ülkeyi eskisinden beter hale getirirse en büyük yalancı değil midir?
***
Montaigne, “Yalan söylerken o yalan söylediğim insandan çok kendimi aşağılamış oluyorum” dermiş. Gerçek insan elbet böyle düşünecektir. Aldatmanın, kandırmanın, yalan yoluyla gerçeği gözlerden saklamaya kalkışmanın o yalanı söyleyeni ne denli küçülttüğünü görmek için gerçek insan niteliklerine sahip olmalı! İşini bitirmek, çıkar sağlamak, göz boyamak için yalana başvuranlar ise küçük, kısa, ömürsüz başarılar ardındadır. İnsanlıkla, insan olma çabasıyla ilgisi yoktur. Montaigne istediği kadar, “Yalancılık iğrenç bir zaaftır. Biz insanız, birbirimizle ancak söz yoluyla anlaşabiliriz. Yalanın ağırlığını ve korkunçluğunu bilsek, onu öteki suçlar kadar öfkeyle kovalarız” desin. Fenelon , “Yalan söyleyebilen bir kimse insan sayılmaya layık değildir” buyursun..
Örnek mi? İşte politikacılar, politika dünyası!..
Oktay Akbal
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.