İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Baykal’dan soru: Elinizi tutan mı var? - Fikret Bila

Nisan 29, 2008 - FİKRET BİLA

Milliyet’in dünkü manşetiyle ilgili olarak dün sabah erken saatlerden itibaren birçok telefon aldım.
Telefon edenlerin ortak sorusu şuydu:
“Kim bu?”
Bu soruya yanıt vermem mümkün değildi. AKP üzerinde etkili olacak ağırlıkta ve konumdaki kaynağım, isminin yazılmasına izin vermemişti. “Laiklik kaygısını ve türbanı çözelim” önerisinde bulunmuş; bakan değişikliği, başörtüsü/türbanın lise, ilköğretim ve kamuda kullanılmayacağına ilişkin idare ve ceza hukukunda düzenlemeler yapılabileceğini söylemişti. Bu konuların MGK’da bile ele alınabileceğini de eklemişti. AKP’nin kapatılması halinde ekonominin reel krize girebileceğini ve Güneydoğu’yla DTP dışında siyasi bağın kesileceğine dikkat çekmişti.

Yorumlar
Telefon edenler, bu önerilerde kimin bulunabileceğine ilişkin tahminlerini de söyleyerek, kaynağı bulmaya çalıştılar.
NTV’de Mirgün Cabas ve Ruşen Çakır, “kim” olduğunu tahmin ettiklerini ama Milliyet açıklamadan, açıklamanın doğru olmayacağını söylediler. Bu önerilerin AKP’nin çıkış aradığına ve bu amaçla düğmeye bastığına işaret ettiğini belirttiler.
Muhalefet partilerinden gelen telefonlar da hem önerilerin sahibini hem de Başbakan Erdoğan’ın da aynı görüşleri paylaşıp paylaşmadığını soruyordu.

‘Mahcubiyet niye?’
CHP lideri Deniz Baykal’la görüşürken de, “güven artırıcı önlemler önerisi”ni nasıl bulduğunu sordum.
“İsmini bile açıklamaktan kaçınan biriyle muhatap olmak istemem” dedikten sonra şu teşhisi koydu:
“Burada bir mahcubiyet var. Niye mahcup mahcup, isminizi gizleyerek konuşuyorsunuz ki? Çıkın, açıkça, ne söylüyorsanız söyleyin.”

‘Şantaj kokuyor’
“Belki” dedim Baykal’a:
- ‘Mahkemeyi etkilemek’ suçlamasıyla karşılaşmamak için isim vermemeyi yeğlemişlerdir.
CHP lideri bu tahminime katılmadı.
“Mahkemeyi etkilemeye dönük her şeyi yapıyorlar da” dedi, “pazarlık ve şantaj yaparken niye gizleniyorlar?”
- Siz şantaj, pazarlık olarak mı algıladınız, diye sorduğumda Baykal, “Açık değil mi?” diyerek devam etti:
“AKP’yi kapatırsanız, ekonomide kriz çıkar, Güneydoğu elden gider, demiyorlar mı? Bu sözler şantaj kokmuyor mu? Yani AKP’yi kapatmayın, anlamına gelmiyor mu? Bu şantaj ve pazarlık değil de nedir? Bu konularda şantaj da pazarlık da olmaz. Anayasa var, hukuk var.”

Laikliğe ciddi tehdit
Baykal, “Lafı hiç dolaştırmasınlar” diyerek devam etti:
“Ortada laikliğe karşı ciddi bir tehdit var. Bu tehdidin odağı olduklarını görmeleri lazım. Hatalarını kabul etmeleri lazım. Öyle, kamuoyunda laikliğe karşı tehdit olduğu gibi bir yanlış algı varsa düzeltiriz, türünden yaklaşımlarla bu iş olmaz. Algı değil gerçek. Gerçek bir tehdit. Ben özeleştiri yapsınlar derken, itiraf etsinler manasında konuşmadım. Gerçeği görsünler ve laikliği gerçekten benimsediklerini göstersinler.”

‘Ellerini tutan mı var?’
CHP liderine “Peki” dedim, “bu öneriler o yönde adım atma niyetlerini göstermiyor mu?”
“Ellerini tutan mı var?” diye yanıt verdi:
“Ne yapacaklarsa yapsınlar. Kimse ellerini tutmuyor. Bunu pazarlıkçı bir yaklaşımla gündeme getirmeleri abestir. Laikliği içtenlikle benimsiyorlarsa, gereğini yaparlar. Çoğunlukları var. Her şey için bu çoğunluğu kullanmıyorlar mı? İş laikliğe gelince niye şantaj veya pazarlık yapma gereği duyuyorlar? Samimilerse, ne yapacaklarsa yaparlar. Biz bu pazarlığın muhatabı değiliz. Bunu daha önce de denediler, biz cevabımızı verdik. Laiklik tehdidi olmaktan çıksınlar.”
“Nasıl çıkacaklar?” diye sordum Baykal’a…
“Nasıl mı çıkacaklar?” diye soruyu tekrarladıktan sonra yanıtladı:
“Nasıl tehdit oldularsa, öyle çıkacaklar!”

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS