İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Hepimiz ayaklarız - Burhan Özbey

Nisan 28, 2008 - Genel

Sizce ayaklar mı yoksa kafa mı (baş mı) önemli!

Oturduk… Bunca yıldır “başımızı” gövdemizi taşıyan kadim dostlarımız, sevgili ayaklarımıza uzun uzun baktık…

Yıllar yıpratsa da, aradan onlarca yıl geçtikten sonra, ilk gün ki gibi gövde ve “baş” olarak bizi dostça ve hiç ihanet etmeden taşımaya devam ediyorlar…  

Dikine durduk, onlara bir de yukarıdan baktık.

Tabi dikine durmamız onlar olmadan olamazdı…

“Baş” olarak aramızda 1.76 cm . lik bir mesafe vardı…

Tepeden bakıyorduk ama onlar sayesinde dikine durmasak böylesine  tepeden zevkli bakma keyfini de yaşayamazdık doğrusu…

Tepelerden aşağılara bakmak her zaman keyiflidir.

Uçaktan aşağıları seyretmek, dağın tepesinden vadiyi, yükseklerde ki villalardan denizi seyretmek…

“Baş”  yani başımız olarak düşündük…

Gövdemizle birlikte dikine durabiliyorsak ve aşağılara keyifle bakabiliyorsak, koşup oynuyor, hopluyor zıplıyor, denize girip yüzüyor, merdivenleri bir ikişer çıkabiliyor, en pahalı Mercedes marka makam arabalarına “baş olarak” olarak kasılarak binebiliyor hatta maraton koşabiliyorsak, kimin sayesinde?

Onlar sayesinde…

Bir bütün olmamız için, onlara da şiddetle gereksinimiz yok mu?

Hem de nasıl!

O halde soruyu tekrar kendimize soralım:

“Baş” mı yoksa “ayaklar” mı önemli?

Düşünmeye “baş” olarak, gövdemiz ve ayaklarımız olmaksızın tek başımıza devam ettik…

Her ikisinin de fikrini sormadık…

Zaten hiçbir “baş” da, ayakları adam yerine koyup fikrini sormaz…

Bir bütündük ama ortada müthiş bir eşitsizlik ve adaletsizlik vardı…

Ayaklarımıza büyük haksızlık yapıyorduk…

“Baş” ve gövdemizle onları yani bizi taşıyan ayaklarımızı acımasızca her daim eziyorduk…

Hem de hiç durmaksızın ve gaddarca…

Devamlı biz üstte, onlar altımızda, tabanımızda…

Oysa, ayaklarımız olmasa halimiz nice olurdu.

“Baş” olarak herkese ve her yere tepeden bakabiliyorsak, insan olarak bizi bütünleyen onlar sayesinde değil mi?

Başlar… Ayaklar…

Böbürlenmeler… Küçük görmeler…

Tepeden bakmalar… Tabandan gelmeler…

Geldiği yeri unutanlar… Yükseklerde başı dönenler…

Krallar… Padişahlar…

Kabadayı kabadayı konuşanlar… Pişman olup söylediklerini “yanlış anlaşıldı” diye inkâr edenler…

Gürleyip efelenmeler… Çizgisini aştığını anlayınca özür dilemeler…

 X

 Ezenler… Ezilenler…

Emekçiler… Ayak takımı görülenler…

Parasının sırtında dağları aşanlar… Vatan için dağlarda can verenler…

Ayaklar(ı)  üzerinde duranlar…

Ayakları üzerinde duranları taşıyan “ayaklar”

Ayaklar… Ayaklar…

Başları taşıyan, kadri bilinmeyen ayaklar…

Ne yaparsa yapsınlar “başların” ayakyolu mertebesinde gördüğü ayaklar…

 X

 Yetti artık!  Var mı diyeceğiniz?

Hepimiz ayaklarız ve hepimiz ayaklanacağız..

Ayak takımlığından geldiğini unutanlar için,

Hepimiz ayaktayız…

Kimse ayak yaptığımızı sanmasın…

Hepimiz ayaklarız ve ayaktayız…

Yıkılmayız…

Ya  “baş”lar?

Ayaklar olmazsa dikine durup, “diklenebilirler mi” hiç?

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS