Demokrasi ve Kişilik - Öztin Akgüç
Nisan 27, 2008 - ÖZTİN AKGÜÇ
Her düzenin kurulabilmesi, yaşayabilmesi için, ona uygun bir insan karakterinin, davranış biçiminin, değer yargılarının, kişiliğinin oluşması gerekir. Bu tanı, bu sav, her toplum layık olduğu yönetim biçimi ile yönetilir özdeyişinin bir başka tür ifadesidir.
Toplum yapısına, değer yargılarına, davranış biçimine uymayan düzeni, ismini ne denli çekici koyarsanız koyun, tam anlamıyla benimsetmeye, uygulamaya olanak yoktur. Temeli olmayan bir yapı ne kadar görkemli gözükürse gözüksün, sonuçta eğretidir; yıkılmaya da bir yerde mahkûmdur.
***
Demokrasi, demokratik bir insan kimliği üzerine oturabilir; böyle bir temel üzerinde kurulabilir. Demokratik insan yapısını, kişiliğini, erdemlerini açıklamaya çalışayım.
Gerçek anlamda demokratik bir düzenin oluşabilmesi için, kişilerin özsaygısı, özgüveni olmalı; her olayı sorgulamaları, irdelemeleri, bencil davranmamaları gerekir. Öz saygısı olmayan, güçlü gördüklerinin haksız davranışlarına karşı çıkamayan, belli çevrelere yakın gözükerek bir şeyler kapmaya çalışan, yalaka, her olayı kendi çıkarı çerçevesinde değerlendiren, irdelemeyen, (özür dilerim) çabuk kanan, dolduruşa getirilen çıkarcı bir kişilik yapısı ve dar bir algılama yeteneği ile demokratik bir düzen kurulamaz. Olsa olsa demokrasi alalaması ile oligarşik bir yapı oluşur; hele hele kişilik zaafları ağır basıyorsa, tek adam yönetiminin yolu açılır.
Sorunu; otantik, gerçek olup olmadığını bilmediğim iki öykü ile ortaya koymaya çalışayım. İlkini bir sürücü anlattı.
“Bir köyde çoban, sığırtmaç, kendi öküzünün yanı sıra köyün büyükbaş hayvanlarını da otlatmış. Bir gün bir yardan geçerken kendi öküzü ile köyün imamının öküzü arasında çıkan bir dalaş sonucu, imamın öküzü yardan yuvarlanarak telef olmuş. Sığırtmacı bir korku almış; imam cabbar, imam zorba, imam kara kaplı kitap böyle yazıyor diye istediği fetvayı veriyor. Olayı imama nasıl anlatsın? Bir çözüm denemiş. İmama önce, imamın öküzünün kendi öküzünü yardan yuvarladığı, kendi öküzünün telef olduğu şeklinde aktarmış ; imamın yanıtı ‘Aldırma.. öküzün yaptığına bakılmaz, öküz öküzlüğünü yapmış’ yönünde olmuş. Sığırtmaç, galiba olayı yanlış aktardım, telef olan benim değil sizin öküzünüz deyince; İmamın tepkisi ‘O zaman gel bakalım.. kara kaplı kitap ne yazıyor, ona bakalım’ şekline dönüşmüş.”
Gerçek demokrasi, cabbarlık, zorbalık, çifte standart, takıyye ile bağdaşmaz.
***
İkinci olay, yine gerçek olup olmadığı kuşkulu; ama geçmişte basına yansıdığı, belleğimde kaldığı biçimde aktarayım. Sağcı parti milletvekillerinden biri, Süleyman Demirel’ i sürekli eleştirirmiş. Bir gün sözü edilen milletvekili ile partinin arası açılmış, veya milletvekilinin yeniden seçilme şansı ortadan kalkmış, parti değiştirmeye karar vermiş; Sayın Demirel’e kur yapmaya başlamış. Kurmayları hemen Demirel’i uyarmışlar: ” Aman bu kişiyi partimize almayalım, size sürekli sövdü .” Otantik olup olmadığını bilmediğim yanıt şöyle olmuş: “Karşı bahçeden bize havlayacağına, bırakın bizim bahçeden karşıya havlasın.”
İnancı, kişiliği olmayan, ülke çıkarı, demokrasi, hoşgörü gibi kavramların ardına saklanarak söven, parti değiştiren, üç-beş kuruş uğruna TV kanallarında boy gösteren, rapor hazırlayan, cemaat, tarikat toplantılarında verilen komutlar doğrultusunda konuşan kişilerle demokrasi olur mu?
Halk dalkavukluğu gibi algılamayın; sağduyusunu yitirmemiş bir sığırtmacın oyu; yarı bilgili, üç-beş kuruş uğruna o yarı bilgisi ile iktidar güçlerine hizmet sunan, akademik unvanlıların, bürokrat eskilerinin, yazar diye kamuoyuna sunulanların oyundan, demokrasi açısından daha anlamlıdır.
***
Demokrasi, tek adam yönetiminin, emperyal güçlere hizmet sunmanın, haksız bir düzeni meşrulaştırmaya çalışmanın alalaması olmamalıdır. Demokrasi, erdemli kişilerin düzenidir. Demokrasi, kendisine uygun olmayan kişilik yapısı ile daha doğrusu kişiliksizlikle bağdaşmaz.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.