İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Çukurova Üniversitesinde Provokasyon-Mahiye Morgul

Nisan 25, 2008 - Genel

Çukurova Üniversitesinde 25.4.2008 günü yaşanan bir olay haber kanallarına şöyle düştü:”Akdeniz Üniversitesinden sonra benzer bir olay Çukurova Üniversitesinde yaşandı. Paralı üniversiteye ve kolejlere karşı olan bir grup solcu öğrenci toplantı sırasında silah sıktı.”

Haberin bu şekilde verilmesinde bile bu olayın bir provokasyon olduğu, kamuoyunu bir şeye doğru yönlendirme yapıldığı hissedilmektedir.

Haberin, Akdeniz Üniversitesinde sağcı öğrenciler, Çukurova’da ise solcu öğrenciler silah kullandı şeklinde verilmesi, sağ-sol kutuplaşması yaratmaya yönelik bir hinlik olduğunu düşündürmektedir.

Kimdir solcu öğrenciler, belirsizdir ve bu yolla bütün vatanseverler bu ad altında suçun sahibi yapılıyor.

Sonra, atılan sloganlara bakarak bu talebin solcuların talebi olduğu mesajı veriliyor. Peki de, paralı üniversiteye ve kolejlere karşı olduğunu ifade etmek için silah kullanmaya gerek var mıdır? Çok çocukça, safça! Üniversiteyi kaos ortamına çevirip de özelleştirmeyi bu ortamda yapmak isteyen birilerinin işine gelecek bir iş yaptığının farkında değiller mi?

İstenen kaos ortamında, can güvenliği korkusuyla ilk posta yurtlar boşalacak, ki Akdeniz Üniversitesinde bu oldu, okullarını terk eden öğrenciler ilk iş kendilerini özel üniversitelere atmanın yolunu arayacaktır. Gelecek yıl çocuğu üniversiteye gidecek olan aileler, devlet okullarında can güvenliği kalmadığını gördükçe, bir özel okul aramaya başlayacaktır. Görüldüğü gibi, bu eylemin birinci hedefi özel okul piyasasına öğrenci kaçırtmaktır. Zaten atılan sloganda kullanılan sözcüklerin arkasında “solcu değilsen özel üniversiteye git” psikolojik mesajı vardır.

Biliyoruz ki yeni YÖK yönetiminin masasında devlet üniversitelerinin satışı, yani özelleştirilmesi vardır.

Son zamanlarda üniversite gençliğinin gündemine girmiş olan üniversitelerin satışı/özelleştirilmesi, giderek yükselen sestir. Gençlik, “Üniversite vatandır, vatan satılmaz” demeye başlamıştır. Bu sesi susturmanın yolu bu tür provokatif eylemlerdir. Aklı başında gençler bu oyuna asla gelmeyecektir.

Üniversitelerin özelleştirilmesinin önemli bir adımı, rektör seçimlerinde hükümetin “Rektör seçimini mütevelli heyetlerine devretme” önerisidir. Aslında bu yolu 2005 yılında çıkardıkları 5544 sayılı yasa ile açmışlardı. Yasa, mezuniyet sonrası işe girerken sınav sistemini getiriyor. Açılımı; MYKK, Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu. Aynı yıl diplomalardan ünvanlar kaldırıldı.

5544 sayılı kanunla, işe girerken yeterliliğini belirleyen bir sivil kurul geldi; vali, kaymakam, belediye başkanı, üniversiteden bir temsilci, meslek odası temsilcisi ve işveren temsilcisi. Dikkatle bakıldığında görülecektir ki, rektör seçimleri ile gündeme getirilen “mütevelli heyeti” bu kuruldur!

Şimdi, Dünya Bankası hükümete diyor ki; “Çıkardığın 5544 sayılı yasanın gereğini yerine getireceksin!” Olan budur.

Sonuç: Kaos yaratmadan Dünya Bankasının isteğini yerine getirmeleri mümkün değildir. Üniversitelerde yaşanan olayları bu açıdan değerlendirmek gerekir.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS