Sanal Doğrular… - Orhan Erinç
Nisan 24, 2008 - Kategorilenmemiş
İktidar partisinin her yaptığını “doğru” kabul etmesi ve muhalefet partilerinin de her söylediklerinin “doğru” olduğunu sanmaları, ülkemizdeki kafa karışıklığını daha da büyük boyutlara taşıyor.
Yandaş medyanın yapılanları tartışma dışında tutarak kafa karışıklığına hizmet etme konusundaki başarısı da cabası.
Türkiye yıllardır doğruyu bir yana bırakıp geçerliye önem verenler yüzünden yanlış üstüne yanlış yapan yöneticiler sebebiyle az çekmemişti.
Şimdi de doğru ile geçerli arasındaki makası daha da açmak isteyenlerin baştacı edildiği bir dönemden geçiliyor.
***
Bu saptamanın somut örneklerinden birini de Türk Ceza Yasası’nın 301′inci maddesinin değiştirilmesi girişimi oluşturuyor.
301′inci madde, gazetecilik örgütleri ile hukukçular tarafından ifade özgürlüğünün önündeki 26 maddeden yalnızca biriydi.
Tartışılması da, Adalet Komisyonu Alt Komisyonu raporunun açıklanmasıyla başlamış ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin önerileri 4 Temmuz 2004 günü Adalet Komisyonu’na iletilmişti.
Bu bilgi bir iddia değil. Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu’nun Türk Ceza Yasası ilgili raporunun 225′inci sayfasında da yer alıyor. Yani aradan dört yıla yakın bir süre geçmiş.
İktidar partisi, değişiklik önerilerini kendi yaptığı çağrılara rağmen görmezden gelirken, konuyu tam da Avrupa Birliği temsilcilerinin geleceği günlere denk getirerek gündeme taşımasının haklı tepkilere neden oluşu da ayrı bir talihsizlik.
Bu nedenle değişiklik girişimine yönelik suçlamalar da ilgi çeken konular arasına giriverdi.
Sanki 301′inci madde değişirse Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü ve saygı gösterilmesi gereken değerlerini yok etmenin yolu açılacaktı.
Yukarıda saydıklarımı koruyacak tek madde 301′inci maddeymiş gibi bir hava yaratılmaya çalışıldı.
“Acaba öyle mi” sorusuna yanıt arayan da pek çıkmadı.
Oysa zahmet edip Türk Ceza Yasası kitabına baksalar, “Kamu Barışına Karşı Suçlar” bölümünde 10, “Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar” bölümünde 301′inci madde dışında 2, “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” bölümünde de 7 maddenin bulunduğunu görecekler, maddeleri okuduklarında da iddialarının gerçeği yansıtmaktan uzak kaldığını öğreneceklerdi.
Ama siyaset, ne yazık ki ülkemizde iktidarı ve muhalefetiyle bazı gerçekleri görmezden gelerek yapılıyor, yapılmakla kalınmayıp övünme nedenlerinden de birini oluşturuyor.
***
İrdelenmesi gereken iddialardan bir diğeri de “Ama bu madde Avrupa Birliği ülkelerinde de var” iddiası.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Türk Ceza Hukuku Derneği’nin ortak çalışması sonucu oluşturulan ve 23 Kasım 2006 günü başbakan, adalet bakanı, başmüzakereci ve TBMM’de grubu bulunan siyasi parti liderlerine gönderilen 27 sayfalık raporda bu iddianın yanıtı da yer alıyor.
AB ülkeleri çoğunlukla, bizim yukarıda saydığımız 20 maddeyi, birkaç maddede yasalaştırmışlar. Bu ülkelerden yalnızca İtalya’da “İtalya ulusundan”, Polonya’da da “Polonya ulusundan” söz ediliyor.
***
İrdelenmesi gereken bir başka iddia da “hakaret özgürlüğü istemek”.
Gazetecilik mesleği ilkelerinin, kişi haklarına ve onların önem verdiği değerlere hakareti yasakladığından habersiz görünüyorlar.
***
Gazetecilerin isteklerini bir kez daha yineleyelim.
1. Suç tanımları yoruma mümkün olduğunca olanak bırakmayacak açıklıkta olsun.
2. Cezalar ölçülü olarak belirlensin.
3. Kişisel kızgınlıkların öç alma girişimine dönüşmesini önleyecek bir süzgeç oluşturulsun.
Bakalım gerçekleşebilecek mi?
Orhan Erinç
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.