İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Kelimeleriniz teslim alınmak istenirse…-Güler Kömürcü

Nisan 24, 2008 - GÜLER KÖMÜRCÜ

Dinlenme geldiğinde her şey aynı olur, dinlenme nefretin tam tersidir… İşte dinlendiğim zamanlarda da her şey ve ben aynı oluyoruz, her şey birleşiyor… Şimdi dinlenme halindeyim, aynı anda her yerdeyim. Uzaklaşıyorum ama gitmiyorum… Hiçbir şey önemli değil ve her şey harikulade. Ve derken… Küçülmeye başlıyorum. Güneş ışığından, çimenlerden ayrılıyorum…. Tekrar dönüp kendi vücudumun içine sığıyorum…’ (Trevanian’ın ŞİBUMİ adlı kitabından bir kısa bölüm)Şimdi ben bu satırlarla ne demek istiyor olabilirim ey Güler’in yine uçuşmaya başladığını düşünen okur?! Bu satırları sunan ‘adaletin, hukukun sonucu beklenmeden bir kısım medyada ve de X birilerince cüzzamlı suçlu ilan edilmiş biri ise… O malum bazıları hemen şöyle düşünecektir; ‘Tamam, bakın çeteciler yine derin nefret planları yapıyor işte ….. Kadın da ağzından kaçırdı, yukarıdaki bölümün içinde ‘nefret’ kelimesi geçti, bu yeter, o halde mesaj ‘herkesi kışkırtıp, birbirinden nefret ettirmektir… Vurun k…..’ Bu arada, yazarınıza malum kesimden bazıları nokta nokta olarak boş bıraktığım yerde, akla hayale sığmaz iğrenç küfürlerle dolu e-postalar yollayıp, bazı internet sitelerinde de sözde okur yorumları adı altında nasıl ağır hakaretler ediyorlar biliyor musunuz acaba ey efendi okur? Neyse, NE?! Ana konumuza dönelim.

Evet, giriş bölümünde yer alan cümleleri, filozofiye meraklı abdal çoban ruhlu bir kişi ise çoook farklı hoş mecralardan yorumlayabilir…

Bir diğerimiz, o anda içinden geçtiği olayların etkisiyle hepsinden değişik ifadelerle duygusal çözümleme yapabilir. Yani… İnsanlar ‘tek tip, kalıp ifade ile’ anlatım yapmak zorunda değildir.

Peki.. Şimdi bakınız günümüzde yaşananlara, mesela, A kişi, telefonda konuşurken, bir dost sohbetinde veya herhangi bir mekanda, herhangi birine, ‘içimde ne çarpışmalar, savaşlar yaşıyorum’ mu dedi? Yandı. ‘Yok demeyecek, böyle cümle kurmak olmaz, -içim derken ruhumu kastettim, yani ruhum bugünlerde sıkılıyor- gibi açık-düz, istendiği ! gibi cümleler kuracaksınız, ‘yok öyle gak-guk da, içinizi, kelimelerinizi teslim alırız, gık demeyin, taş yaparız haaaa…’ günlerindeyiz miyiz biz ey okur?

Toplum tek tip düşünce ile formatlanmış, tek tipten üretim kelimelerle iletişim kuran ‘robotlar sürüsü’ mü olacak yani?

Kelimelerinizi mi teslim almaya kalkıyorlar? Masum kelimeleriniz istenildiği gibi çarpıtılıp, istenilen salataya sos yapılabiliyor ise…

Bu şartlar altında, mesela (bir mesela daha) bir gazetecin haber kaynaklarıyla nasıl….?! Onlar da zaten korkudan konuşamıyorlar….

O halde, sonuç aynı; yasla göğsünü dikene Güler, yasla ve türkünü söyle; gün olur, bir gün elbet, bu da gelir, bu da geçer zülfü siyahım…

Bu noktada en başa, ŞİBUMİ’ye dönelim, kitaptan seçtiğim küçük bir bölümle noktayı koyalım, anlayana, anlamayana ya da işine geldiği gibi anlayana, tercihe sunulur;

‘Şibumi, sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün; doğru bir sözün cesaretle söylenmesine gerek yoktur. O kadar dokunaklı bir olayın güzel olmasına gerek yoktur. O kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yoktur. Şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek. İfade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçak gönüllülük demektir. Şibumi bir insanın kişiliğinde ise… Nasıl söylemeli… Hakimiyet peşinde olmayan otoritedir…’

Hakimiyet peşinde olmayan otorite…

Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçak gönüllülük…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS