İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Danat Ferit Zamanı Ve Bugün- Yeni Mütegallibeler- Bahçeli Ve İmza “Ayaklar ve Başlar”- Kurulyat… - Taylan Sorgun

Nisan 24, 2008 - TAYLAN SORGUN

30 Ekim 1918 Mondros Taslimiyet Anlaşması’nın ardından “Sevr anlaşması” gelirken Mustafa Kemal Paşa Anadolu’da “Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni başlatmıştı.

Aynı tarihlerde, zamanın emperyalist Düvel-i Muazzaması, Paris Sulh Konferansı’nı toplamışlardı. Paris Sulh Konferansı’na sonradan, yani, Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali devam ederken, işgalci devlet “İngiliz Muhipleri Cemiyeti” dahil olacak işbirlikçi Sadrazam Damat Ferit bir heyetle katılmıştır. Paris’teki konferansın adı “Sulh Konferansı” idi ama, masada “Anadolu’nun parçalanması” ve “Düvel-i Muazzama’nın paylaşacağı” bölgelerin haritaları vardı. 1- 17 HAZİRAN 1919 GÜNÜ…

Damat Ferit, daha önce geniş bir şekilde açıkladığım gibi Haziran 1919 günü, Düvel-i Muazzama’ya bir mektup vermişti. Mektup şu cümlerle bitmekteydi: “…Türklerin yegane (tek) talebi Garbın (Batı’nın) Büyük Kuvvetlerinin müzahareti (Yardımı) ile tekrar terakki (Kalkınma) yolunda ilerlemektir…” Ama bu arada İstanbul, Anadolu, Trakya’nın işgali de başlamaktaydı. Mustafa Kemal paşa, Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni sürdürürken İstanbul’da “İngiliz Mandası’nı mı, yoksa ABD Mandası’nı mı kabul edelim. Çünkü biz artık onlara sığınmak mecburiyetindeyiz” tartışmaları vardı.

2- NİSAN AYI VE 2008…

Şimdş tarih Nisan 2008′dir. Söylenilenler arasında neler yoktur ki? Ama başta gelen söylemler kimilerince şöyle de ortaya konulmaktadır: “…Avrupa Birliği şartlarını kabul ederk, AB’nin istediği gibi bir anayasa yaparak, Brüksel ve Washington ile Devletlerarası Yüksek Sermaye’nin iktisadı şartlarını kabul ederek Türkiye’ye yeni bir yön vermek lazımdır…” 3- CUMHURİYET VE EGEMENLİK…

Cumhuriyet, Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’nin neticedir. Lozan bunun öteki sonucudur. Esas; “Siyasi ve iktisadi tam bağımsızlık”tır. Cumhuriyet “milletleşmek” “Milli şuur” “Ulus devlet, milli devlet, üniter devlet” esaslarını da kapsamaktadır. Cumhuriyet’in siyasi ve iktisadi bağımsızlık esası: Devletlerarası olması gereken siyasi ve iktisadi ilşkileri kabul etmiştir. Ama her ikisinde de “Teslimiyetçiliği” reddetmiştir. Kapitülasyonların reddi, “Müstemlekeciliğin” de reddidir.

4- BAHÇELİ’NİN AÇIKLAMASI…

MHP Lideri Devlet Bahçeli, salı günü partisinin MeclisGrubu’da yaptığı konuşmada şunları “açıkça” ortaya koymuştur: “Türkiye çok dilli, çok ortaklık federal devlet yapılanmasına sürüklenmek istenmektedir, buna doğru hızla ilerlemektedir. 2- Devletimiz kurucu hassasiyetlerin sarsıntısını bütün şiddeti ile yaşanmaktadır. Türk milleti kardeş kavgalarına sürüklenmek istenilmekdedir. Çok ağır bir yıkımla sonuçlanabilecek gelişmeler maalesef Milli Mücadele Dönemimiz’in kaygı ve tehdidtleri ile benzerlik göstermektedir. 5- MALİ YAPI VE SEVR…

Bahçeli, şöyle devam etmektedir. “1- Mali yapımızda ve milli sermayemizde güçsüzlük ve yabancılaşma ekonomik yapımızda taviz ve teslimiyet, sosyal yapımızda güvensizlik ve istsmar, 2- Milli kimlikte çözülme, ahlakı bünyemizde çürüme ve yozlaşma, 3- Uluslararası ilişkilerde ise şantaj ve dayatma olarak tüm şiddetiyle karşımızda. 4- Bu gelişme Sevr’e boyun eğen. Mondoros’u imzalayan son Osmanlı Hükümeti’nin girdiği ……….. benzerlikler gösteriyor” 6- BUNA İMZA ATILIR…

MHP Lideri Bahçeli’nin bu açıklamalarına imza atmayacak olan var mıdır? Türkiye üzerindeki siyasetler bütün çıplaklığı ile ortaya konulmuştur. İktisadiyattaki müstemlekeleştirme siyasetinden, Milli devlet yapısının bozulmasına, üniter yapının parçalanma tendidine kadar hepsi bu açıklamlarda yer almıştır.

7- CUMHURİYET VE MİLLET…

Cumhuriyet, Milli mücadele ve Anadolu İhtilali’nin bir neticesi olarak ortaya çıkarken, Anadolu toprakları da parçalanmaktan kurtarılmış, kimlikli bir millet yapısı doğmuştur. Şimdi bu kimlikli millet üzerinde emperyalist siyasetler yaşanırken, tekrar müstemlekeci, kapitülasyon dayatmaları da ortaya çıkmaktadır. Cumhuriyet köylüsünden kentlisine kadar toplumun eşitliğini öngörmüştür. Bunu da gerçekleştirmiştir.

8- BAŞBAKAN’IN HATASI…

Siyasi iktidar önemli tarihsel hatalar yapmaktadır. Siyasi iç ve dış politika hataları ile iktisadiyatta yaptığı tarihsel hatalar, sanki geri dönülmez bir yere doğru gitmektedir. Bu arada Başbakan Erdoğan’ın, sendikaların Taksim ısrarı karşısındaki “…Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar…” sözleri önemlinin de ötesinde bir hata olmuştur. Öfke ile bile söylenmiş olsa hatanın en önemlilerindendir.

9- AKYOL NE DİYECEK…? Milliyet Gazetesi yazarı meslekdaşımız Taha Akyol, AKP siayasetlerini savunmakatadır. Tabii kendi hakkıdır. Ama zaman zaman Cumhuriyet ile ilgili dolaylı bazı sözleri vardır ki işte orada hata yapmaktadır. Mesela zaman zaman bir dönem halk için “Hasso, memo” tabirlerinin kullanıldığından söz etmeketedir. Bu söz kim itmiştir? Kaynağı meçhul yakıştırkma, bazı propaagandalara dönük bir yakıştıramadır. Ama şimdi karşısında Başbakan Erdoğan’ın tarihi, yeri zamanı belli tekzip edielemeyecek “…Aayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar…” sözleri vardır. Bakalım Akyol meslekdaşımız buna ne diyecektir? 10- CHP’Yİ SAPTIRMAK…

Şimdi bu siyasi gelişmeler arasında CHP Kurultayı toplanacaktır. Ancak, bu kurultay öncesi kimi medya çevreleri CHP Lideri Baykal’ı hedef olarak seçmişlerdir. Bu seçişin altındaki siyasetçilik CHP’nin; 1- Brüksel ve Washington’un kabul edilmesi mümkün olmayan taleplerine hayır demesidir. 2- Siyasi ğiktidarın iktisadi siyasetine karşı durmasıdır. 3- Cumhuriyet’in temel kavramları üzerindeki siyasetlere karşı vaziyet almasıdır. 4- Son olarak TÜSİAD ve öteki kuruluşların çağrılarına “hayır” demesidir. Kurultay öncesi yeniden döneriz, şimdilik budur.

11- “MÜTEGALLİBE VE YENİLER…

Şimdi dikkat, Cumhuriyet öncesi “Mütegallibeler” vardı. Mütegallibe’nin manası şudur: Milletin sırtından geçinen, zorba, zorbalıkla çıkar elde edenler, milleti kendi maksatlarına göre iktisaden sömürenler. Şimdi yeni “Mütegallibeler” de çıkmaya başlamıştır. Mesela, yeni kapitülasyoncu, yeni müstemlekeci iktisadiyatçılık. Milli gelir kaynakların paylaşımındaki “çıkarcı gruplar”. Müstemleke iktisadiyatı aramakta olan “Yeni yabancı bankerler”. Bu yabancı bankerler Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde Kapitülasyonlar zamanında da vardı. Onlara “Galata Bankerleri” denilmiştir. Devlete, kişilere yğksek faizle borç verirlerdi. Bir de köy ve kasabalarda milleti borçlandıran “Mütegallibeler” vardı. 12- ATATÜRK’ÜN İSTEĞİ…

Şimdi dikkat: Yıl 1931′dir. Yeni seçimler yapılacaktır. Atatürk, İzmir, Aydın, Manisa ve Konya’ya gitmiştir. Nisan ayı başlarında Altay Paşa’ya bir şifre gönderilmiştir. Şifreyi yazdıran Atatürk’tür. Şifrede Konya’dan seçilecek bir aday için şöyle denilmektedir: “…Namzet mütegallibe olmamalı. Kimsenin adamı bulunmamalı. Cıvar veya tensib edilecek köylerden bizzat görülüp seçilmesi hususunda zahmet etmenizi rica ederim…” İstenilen vasıflar 7 maddedir. O isim bulunmuştur. Adı Mustafa’dır. İlk seçimden sonra kendisini sevdirmiş ve Konya’dan dört defa daha seçilmiştir. Yaşlandığı günlerde kendisini bulup konuşmuştum. O zaman Aksaray böyle değildi ve İstanbul’un Aksaray semtinde bir apartman dairesinde oturuyordu. (Şifre için bak: Taylan Sorgun. İmkparatorluktan Cumhuriyete. Üç Devrin Galerisi. Kum Saati Yayınları. 6′ıncı naskı.)

13- O MÜTEGALLİBELER…

Cumhuriyet Lozan ile birlikte Kapitülasyon mütegallibelerine, dahili mütegallibelere, son vermiştir. İzmir İktisat Kongresi ile de öteki mütegallibeolere nihayet vermiş, Milli iktisat esaslarını getirmiş, milli tarım, milli köycülük, milli endüstri düzenlemkesini ortaya çıkarmıştır. Ama, zaman içinde bu esaslara “yeni mütegallibeler” tarafından ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS