CHP ve Türkiye - Orhan Bursalı
Nisan 24, 2008 - ORHAN BURSALI
Bu pazar CHP Kongresi ve genel başkan seçimi var. Başkan adaylarından, Parti Meclisi üyesi Ayhan Yalçınkaya ile sohbet ettik. Yalçınkaya, eski Gençlik Kolları Başkanı. CHP’nin tıkanmışlıkları, partililerin ve seçmenin hoşnutsuzlukları, yeni arayışlar, kendisini başkanlık mücadelesi kulvarına sokmuş görünüyor.
Yalçınkaya, parti yönetiminin halkla, seçmenle ve Türkiye’nin sorunları ile ilgili tutumunun değişmesi gerektiğine inanıyor. Kendisini CHP’nin solunda tanımlıyor. Yalçınkaya’nın (34) kişiliğinde, gençlerin tutucu olmayan, cesur politika ve anlayışlarıyla karşılaştığımı sanıyorum!
“Uzun soluklu” bir mücadeleye soyunduklarını, partiyi pek çok yönden “gençleştirme” ye talip olduklarını vurguluyor. “AKP’nin halkla ilişkilerinden ders alınacak yönler var, her olayda halkın yanında olmamız, özellikle de gençlerin eğitimine özel önem vermemiz gerek” diyor ve gençlerin tarikatçılara kaptırılmasına karşı programlar geliştirilmesi zorunluluğuna işaret ediyor.
***
Baykal’ ın son TV konuşmalarını özellikle dinledim. Özellikle CNN Türk’te gazeteciler karşısında AKP ile ilgili konularda yüksek ikna yeteneğini gösterdi.
Ancak bu konuşmasında üç zayıf nokta vardı. Birincisi , partinin sosyal demokrat söylemine ilişkin hiçbir mesaji yoktu. İkincisi , partinin son seçimlerde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki silinmişliğini “özel koşullara ve şartlara” bağlamasıydı! Bir parti “politikasızlığı” veya yanlış politikayı “özel koşul” lara bağlayıp sıfır çekiyorsa, orada özel koşul değil, tam bir yanlışlık, başarısızlık vardır! Üçüncüsü , liderin parti örgütü ve halkla ilişkilerinin zayıflığı… Baykal, “ Mehmet Ağar adım adım Anadolu’yu dolaştı da ne oldu, günümüzde kitle iletişim araçları artık bunu gereksiz kılıyor” gibisinden gerekçeler gösterdi!
Bunları Yalçınkaya’ya soruyorum:
Diyor ki: “Sayın Baykal ikna edicidir ve iyi bir hatiptir… Sosyal demokrat partinin Kürtlere sahip çıkması ve onlara yönelik özel politikalar geliştirmesi şart… Sayın Baykal, geziler ve halkla birebir temas yerine, TV’lerden seslenmeyi uzun süredir yeğliyor. Biz bunun yanlışlığına inanıyoruz.”
Göz göze, ten tene temas ve ilişkinin yerini hiçbir şey alamaz! Bu çok etkili bir halkla ilişkiler biçimidir ve özellikle Türkiye gibi kültürel bileşimi, aile ve toplumsal ilişkileri oldukça özel bir ülkede, bu alanı neredeyse tamamen terk edip ekranın içine kapanmak?! Olacak şey değil! Baykal’a, partiye, iletişim uzmanları, Türkiye’nin insan yapısı ile temel kitle iletişimi konusunda ciddi bir seminer vermeli!
Yalçınkaya, AKP’nin “parti standartları” ve aldığı ISO 9001 belgesini anımsatıyor!
CHP’yi zerre kadar bilimsel bir yapıda ve anlayışta görmüyorum! AKP’den öğrenecekleri var!
Baykal, bu bilimsel olmayan tutumuyla, bence en az yüzde 5 oy kaybettiriyor partisine! Baykal ve parti yönetimi, günde 18 saat çalışmak zorundadır! Sabah mesai 6′da başlamalı! Bir işadamı dostum, sabah 6′ya kadar internetten gazeteleri okuyup bitiriyor ve saat 7′de de fabrikasının başında oluyor!
***
Yalçınkaya’ya soruyorum : Kongreden sonra Baykal’ın, örneğin size sahip çıkarak yanına almasını bekler misiniz? Gülüyor, pek görülmüş bir şey değil!
Neden görülmemiş olsun ki! Gençlerin farklı görüş ve bakışlarından, dinamizminden hem parti liderliğini, hem partinin geleceğini yararlandırmak gerekmez mi?!
Baykal’ın yerinde olsam şöyle yaparım: Ben yetişemiyor muyum, yetişemediğim bütün alanlar için muhalifmiş, eleştirirmiş hiç bakmam, kim varsa iddialı oldukları alanlara koştururum! Partiyi güçlendirecek her şeyi dikkate alır ve çalışmalar başlatırım…
Temel sorun : Partinin gövdesi, ana makinesi tıkır tıkır çalışıyor mu, ölçülebilir iş üretiyor mu, yoksa boşa mı çalışıyor? “Lafla peynir gemisi yürümez” güzel bir sözdür! Lafla partiyi yürütemez ve iktidara yürüyemezsiniz… “Atı alan Üsküdar’ı geçer.”
Örneğin CHP, AKP’nin tüm icraatları konusunda, hemen her hafta sayfalar dolusu raporlar-belgeler - araştırmalar açıklamalıdır! CHP araştırma haberleri gazeteleri kaplamalı, tartışılmalı, kamuoyunu doyurmalıdır! CHP’de neredeyse tık yok!
Muhalefete düşen, partiyi terk etmemeli! Liderlik, onlara partinin dinamizmi için alan açmalı! Ayhan Yalçınkaya ve arkadaşları, diğer muhalifler gibi veya onlardan daha çok, parti için gelecek umudunu ayakta tutan insanlar olarak görülmeli!
CHP, Türkiye’nin partisidir ve insanlarda gelecek umudunu sürekli güçlendirecek bir görünüm ve içerik sunmalıdır!
obursali *cumhuriyet.com.tr
Orhan Bursalı
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.