İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Bir Kasıtlı Yanlış Haber Balonu Daha Söndürüldü - Emre Kongar

Nisan 24, 2008 - EMRE KONGAR

Sevgili okurlarım, Türkiye’de medya, özellikle dinci medya ve iktidar medyası, son zamanlarda “enformasyon” yerine “dezenformasyon” kaynağı oldu.

***

Malum, yabancı bir deyim olan “enformasyon”, “haber ve bilgi” anlamını taşıyor.

“Dezenformasyon” ise “kasıtlı yanlış haber ve bilgi” !

Medyanın görevi, kamuoyuna doğru haber ve bilgi vermek.

Oysa iktidarla kurduğu yakın ilişkiler ve ideolojik alandaki dinci birliktelik sonucunda medyanın önemli bir kesimi, kamuoyuna “doğru haber ve bilgi” değil, “kasıtlı olarak yanlış haber ve bilgi” veriyor.

***

İktidardaki AKP’nin Türkiye’yi hızla din eksenli bir yapıya kaydırdığı gerçeğini gizlemek isteyen bu medya kesimleri, ısrarla bir “askeri darbe” tehlikesini gündemde tutmaya çalışıyor.

Oysa herkes (ve herhalde özellikle askerler) farkında ki Türkiye’de bugün asla bir askeri darbe ortamı yok.

Ne iç yapısal gelişmeler ne de dış konjonktür buna izin verir.

Oysa Türkiye hızla bir din devletine doğru kaydırılıyor.

Asıl tehlike burada:

Rejim ve toplum hızla din eksenli bir yapı çerçevesinde biçimlendiriliyor.

Yakın tehlike, darbe değil, dincilik.

***

İktidarın dinci yaklaşımlarını perdelemek isteyen bir kısım medya, “darbe tehdidini” gündemde tutabilmek için bazı konuları saptırarak kamuoyuna aktarıyor:

Örneğin Cumhuriyet gazetesinin başyazarı ve imtiyaz sahibi İlhan Selçuk bile, Danıştay’ı basarak bir değerli yargıcı katleden caninin içinde yargılandığı “Ergenekon soruşturması” kapsamında karalanmak isteniyor.

Bu konuda, medyadaki kasıtlı yanlış haber ve yorumların haddi hesabı yok.

Oysa Cumhuriyet gazetesi üç kez, bu katilin attığı el bombalarının hedefi olmuştu.

***

Medyanın pek çok köşe yazarı tarafından dillendirilen bir başka iddia, Meclis’te, Cumhurbaşkanlığı seçimi için gereken toplantı ve karar nisabına ilişkin olan Anayasa Mahkemesi kararıyla ilgiliydi.

Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı seçimi için gerekli toplantı ve karar sayısının üçte iki çoğunluk olduğuna karar vermişti.

367 milletvekilinin toplantıya katılmasını zorunlu gören bu karar, kamuoyunda “367 kararı” diye isimlendirildi.

İşte iktidar yanlısı ve dinci medyada yer alan pek çok köşe yazarı tarafından dillendirilen iddiaya göre, dönemin komutanlarından biri, bu konuda Anayasa Mahkemesi yargıçlarına baskı yapmıştı.

Kimi zaman açıkça yazılan, kimi zaman ima edilen iddialara göre, bu baskıyı yapan kişi o zamanki Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu , iddiayı da koridorlarda dillendiren kişi, o zamanki Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu idi.

***

Geçen hafta sonu gerek Tülay Tuğcu gerekse Yener Karahanoğlu, açık bir dille bu iddiaları yalanladı.

Böylece, dinci ve iktidar yanlısı medyanın bir kasıtlı yalan haber balonu daha patlatıldı.

Ama onlar hâlâ “Bu olay olmamışsa bile, ortam, olmasına uygundu, bir şey fark etmez” diyerek iddialarını sürdürüyor.

ekongar@cumhuriyet.com.tr; www.kongar.org

Emre Kongar

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS