İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Birinci Meclis’i Kutlarken… - Hikmet Bila

Nisan 23, 2008 - HİKMET BİLA

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun tam 88′inci yılı. Birinci Meclis’le ilgili çok şey söylendi, söyleniyor.

‘Kurtuluş Savaşı’nı yapan Meclis’

‘Egemenliği ulusa veren Meclis’

‘En demokratik Meclis’

Bu tanımların doğruluğu, biraz da tarihsel gerçeklere nasıl bakıldığıyla ilgilidir. ‘Doğru da ne kadar doğru’ sorusunun yanıtlarıyla ilgilidir.

Kurtuluş Savaşı’nın önderi Mustafa Kemal, kurtuluşun, ancak milletin de katılımıyla başarıya ulaşabileceğini biliyordu. Millete mal edilmeyen bir direnişin, dönemin en güçlü işgacilerine karşı yeterli olmayacağını biliyordu. Biliyordu, çünkü, genç bir subay olarak yer aldığı Osmanlı ordusunun, millet desteği olmadan Balkan Savaşları’nda nasıl perişan olduğunu görmüştü. ‘Saltanat’ ların sonunun geldiğini de görmüştü.

‘Millet Meclisi’ fikri bu görüşten doğdu.

Kurtuluş, ancak milletin ‘topyekûn’ ayaklanmasıyla sağlanabilirdi. Mustafa Kemal, Nutuk’ta da böyle söyler: ‘Milleti ayaklandırmak gerekiyordu.’

Mustafa Kemal, milleti Millet Meclisi’yle ayaklandırdı.

Kurtuluş Savaşı’nı Millet Meclisi’yle verdi.

Ama ne acıdır ki, Kurtuluş Savaşı’nı Millet Meclisi’yle verirken o Millet Meclisi’yle de, deyim yerindeyse savaşmak zorunda kaldı. Çünkü, bırakınız yeni bir devletin, Cumhuriyetin kuruluşu yolunda çıkardığı güçlükleri, kurtuluş savaşı yolunda engel çıkaranlar da o Meclis’te az değildi.

Gizli kararları gizlice İstanbul hükümetine ve dolayısıyla işgalcilere uçuranlar mı dersiniz?

Savaşan ordunun gücü ve zayıflıkları hakkında ileri geri, uluorta konuşup düşmana güç ve bilgi verenler mi dersiniz?

Mustafa Kemal’e başkomutanlık yetkisini vermemek için yırtınanlar mı dersiniz?

Daha zafer kazanılmadan Anadolu’yu anahtar teslimi İstanbul’a bırakmak isteyenler mi dersiniz?

Hepsi o Meclis’te mevcuttu.

O Meclis’te gerçekten ve inanarak ‘ulusal egemenlik’ yanlısı olanlar, bir avuç azınlıktı.

***

Büyük Taarruz devam ederken, henüz zafer kazanılmamışken, henüz Kurtuluş Savaşı bitmemişken… Birinci Meclis’teki o gerici çoğunluğun neler yaptığı biliniyor. Hepsi kayıtlarda, arşivlerde… İşi yarım bıraktırmak için ne numaralar çevirdikleri, ne oyunlara başvurdukları da biliniyor. Daha İzmir’in dumanları tüterken, daha Marmara ve Trakya’da düşman askerleri cirit atarken, işgal donanmasının denizcileri Dolmabahçe önlerinde balık tutarken, Mustafa Kemal’i devre dışı bırakmak için nasıl çırpındıkları da biliniyor.

Ama olmadı. Birinci Meclis’teki o çoğunluğun gücü yetmedi.

Çünkü karşılarına aldıkları irade o kadar kolay yutulur bir lokma değildi. Hepsinden daha akıllı, hepsinden daha güçlüydü. O kadar ki, ‘kurtuluş’ için o Meclis çoğunluğuna papuç bırakmadığı gibi ‘kuruluş’ için de bırakmadı. O Meclis’teki ittifak başka zamanlarda hesaplaşmak üzere, Cumhuriyetin önünden çekildi.

Birinci Meclis’i kutlarken… Tarihsel bazı gerçekleri de hatırlamakta yarar var.

hikmet.bila@ntv.com.tr

Hikmet Bila

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS