Altüst Oluş - Şükran Soner
Nisan 15, 2008 - ŞÜKRAN SONER
İlhan Ağabey’in ameliyatından haber beklerken, günün gündemine ilgi duymak zor. Habercilik yapıyorken olayların akışına, konuya yoğunlaşarak profesyonellikle işin içinden sıyırtmak daha bir kolay. Yine de yolda radyodan, şöylesine teğet geçen bir habere takılmamak olanaksızdı.
Türkiye’de pirinç fiyatlarını fırlatan spekülasyoncuların AKP yandaşları olmaması olanaksızdı. Kamuya ait çok ciddi stokların çok ucuza, çok kısa bir zaman dilimi içinde elden çıkarılması söz konusu. Ama bu stokçuluğun savunmasında gıda paketlerinin gerekçe yapılmaya kalkışılması ironi gibi. Söylentisi bile kaka şaka geliyor. İster misiniz gerçekten de AKP’nin sosyal devletten saparken, oy avcılığında eksen yaptığı, sadaka düzeni, yoksullara bağışlar için yeni stok alımları, pirinç fiyatları başta, kuru gıda fiyatlarının yükselişinde belirleyici rol oynamış olsun?
Hastanede karşılaştığımız Server Tanilli hocamızla İlhan Ağabey’le ilgili umutlu, inançlı bekleyişimizin üzerine ilk diyaloğumuzda; dünya ölçeğinde çok daha ironik gelişmelerden, gazetemizin dünkü manşetinde de yer alan “Bu kadar yeter!” diyen 27 bin ekonomist ve gazetecinin ortak bildirisinden söz açılıyor. Finansal krizlerin faturasının son 200 yıldır çalışanlardan çıkarılmasına ilk isyan elbette ki bu bildiri değil. Ancak özellikle son birkaç yıldır emperyalist dünyada çıkan ve bizlerden saklanan, sansürlenen çatlak seslerin giderek sansür edilemez oluşunun bir belgesi. “Her şey altüst oldu” cümlesi, dünyayı çok daha yakından, bilgece izlemekte olan Server Hoca’dan alıntı…
***
Emperyal çarkların insanı öğüten en acımasız yöntemlerle, kendi krizlerine çıkış yoları üretmesinde öylesine bir noktaya gelindi ki… Kanlı petrolün önlenemez fiyat yükselişi ile kârlara kâr katmada tıkanmanın ardından, büyümekte olan yeni krizde, hızlı bir dönüşüm, çıkış noktası bulmada zorlanılıyor. Bizim gibi ülkelere, siyaseti satın almış olarak, kamuya ait her şeyi, yağmalama fiyatına sattırdıktan sonra, şimdi hiç utanmadan krizden çıkış yolunda, kendi ülkeleri için öncelikli kamu kaynaklarına umut bağlamaya kalkışıyorlar.
Piyasacı teorisyenler, krizin odağındaki iflasların durdurulmasının ilk acil önlem olacağının altını çizerlerken, krizi asgariye indirecek çözüm reçetelerinde bu şirketlerin kamulaştırılmasını öngörüyorlar. Zaten ABD, AB ülkelerinde sesizce alınmakta olan ilk önlemler, iflas etmekte olan şirketlerin kamulaştırılmaları anlamında. Önlemler paketlerinin ağırlığında da kamu kaynaklarının kullanılması var.
Kutsanan serbest piyasa düzeni, özel tekellerin kârlarına kâr kattıkları süreçlerde, ölçeklerde geçerliydi. İnsanlara, milyonlara, milyarlara, en doğal insan haklarına, çevreye, dünyaya verilmekte olan zararlar umursanmadan. Bütün yollar tıkandığında ise zarar eden işletmelerin kamulaştırılması, kamu kaynakları kullanımıyla krizden çıkış reçeteleri hazırlanmakta. Tabii ki milyarlarca insanın derdine deva olmak, dünyayı kurtarmak amaçlı hiç değil. Piyasaları zincirleme çöküşten uzak tutma içerikli şirket kurtarmalar çerçevesinde. Bir tür bizim bir önceki krizimizde batmakta olan bankalar, şirketlerin kamulaştırılması operasyonları anlamında. Yine halkın vergisi ile halkın sırtından, yağmalar karşılığı sorgulanmaksızın batan şirketler batmaktan kurtarılacak ki, düzenin çarkları işlemeye devam etsin..
***
AKP’nin, Erdoğan hükümetinin iktidarına, yargılanma gerekçesiyle ABD, AB siyasilerinden tam kadro, çok güçlü bir destek gündemde ya.. Şeytan dürtüyor, bu kez AKP’nin işine yaramayacağı duygum giderek güçleniyor. Yoktan var edip birkaç ayda iktidar olmasına katkıda bulundukları bir partinin iktidarda kalması için bu kadar açık destek verirlerken, niye mi böylesine gerçekçi olmayan bir duyguya kapılmaktayım derseniz?
AKP, Erdoğan, ikinci dönem hem de büyük çoğunluklu, istediği gibi kadrolaşmış, istediğini yapmış, bütün kurumları ele geçirmiş olarak güçlü iktidarlarında, mağdur ve muhalefeti oynamayamadan, ekonomide sorumluluğu önceki iktidarlara atamadan hesap verme konumundalar. Halkımız bilinç yanılsaması ile hesap sormayı akıl edemese de yaşadıkları ile refleks vermeye başlama noktasında. Her gün aldığı, beslendiği en temel kuru gıdaların, pirincin fiyat patlamasında AKP iktidarının spekülatörleri ortalıkta dolaşırken, evine daha çok seçim bağlantılı gönderilen birkaç kiloluk paketlere kanabilir mi?
Kanlı petrolden gelen yabancı sıcak paranın piyasaları aldattığı günler gerilerde kalıyor. Emperyalistlerin Irak bataklığı, Afganistan’da işgalleri sonrası halkların çektikleri ortada. Saddam diktatörlüğünden daha kanlı bir tabloda, petrol yataklarında enerjisiz kalmış, ayakkabılarını kaybetmiş, tokyolarla dolaşan milyonlarca Iraklı ortada. ABD’nin emperyal çıkarları adına dünyaya ılımlı İslamı yaymaya çalışan bir tarikatın, Hoca’nın, siyasal kadroların, Türkiye’de İslam adına kutsanması daha ne kadar sürdürülebilir ki?..
İlhan Ağabey en yakın günlerde “Pencere” köşesinden yeni neler neler yazacak?..
Şükran Soner
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.