İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

301: Ya da Teftiş Fırçası… - Orhan Birgit

Nisan 11, 2008 - ORHAN BİRGİT

General, denetlediği birliğin erlerine bulundurdukları malzemelerle ilgili sorular yöneltiyormuş. Sıra, sırt çantasında bulunan “diş fırçası” na gelince, onun ne işe yaradığını öğrenmek istemiş.
Er, beklemeden “Teftiş fırçası komutanım” demiş.

Kaç yıldır, AB ‘nin bizden istediği reform paketinin en üst sırasında bekletilen TCK’ nin 301 . maddesinin, Barroso ve Olli Rehn ‘in ziyaretlerinden hemen önce, en azından Adalet Komisyonu’ nda görüşülmesine başlandığının söylenebilmesi için TBMM Başkanlığı’ na verilmesini izleyen gelişmeler, sanırım bu teftiş fırçası anekdotu ile örtüşecektir.
İktidar yanlısı gazeteler, değişiklik teklifini, bugün Çin ‘e yaptığı resmi ziyaretten dönecek olan Köksal Toptan ‘ın ilgili komisyonlara göndermesinin daha doğru olacağını söyleyerek bekleten TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu ‘yu “jesti engellemek” le suçluyorlar.
Oysa pekâlâ, Barroso ve Rehn, Erdoğan Hükümeti’ ni denetlerken Ali Babacan , AB’nin ısrarla değiştirilmesini istediği 301. maddenin yeni şeklinin, parlamentoda görüşülmekte olduğunu söyleyerek durumu kurtarabilecekti.
‘Minareyi düzeltmek gibi bir şey…’
İyi de bu yeni teklif, 301. kaldırılsın diye ısrar eden AB’nin isteklerine yanıt verecek şekilde mi yazıldı?
Soruya “evet” ya da “hayır” diyebilmek için ceza uzmanı olmak gerekmiyor.
Çünkü, maddenin eski daha doğrusu bugünkü halinde sözü edilen “Türklüğe” deyimi, AB komiserlerinin ziyaret haberi üzerine alelacele “Türk ulusuna” olarak değiştirilmiş. “Cumhuriyete” sözcüğünün başına da “Türkiye Cumhuriyeti” ne takısı konularak maddenin yeni düzenlenmesi ile “Türk ulusuna, Türkiye Cumhuriyeti’ne, TBMM’ye, devletin yargı organlarına, askeri ve emniyet teşkilatına” alenen hakaret edenler hakkında dava açılabilmesi, cumhurbaşkanının izin vermesi koşuluna bağlanmak istenmiştir.
301′le ilgili davalarda Yargıtay ‘ın “Türklük” deyiminden “Türk milleti” nin, “Cumhuriyet” kavramından da “Türkiye Cumhuriyeti” nin amaçlandığı yorumlarını paylaştığı biliniyor. Öyle ise bu yeni 301′inci madde ile iktidar ne yapmak istiyor?
Sorunun yanıtını AKP Meclis Grup Başkanvekili, “Minareyi düzeltmek gibi bir şey” olarak veriyor. Herkes, elbette ünlü Mimar Sinan ‘ın başından geçmiş olan bu “minareyi düzeltme” öyküsünü bilmeyeceği için, iktidar partisi grup başkanvekilinin bu sözlerle neyi amaçladığını da kolaylıkla anlayamayacaktır.
‘Aaa… Minare çarpık olmuş’
Sinan, İstanbu l’daki o dünya ünlüsü yapıtı Süleymaniye Camii’ni yaparken bir gün bir grup çocuğun minarelerden birisine bakarak tartıştıklarına tanık olur. Çocuklardan birisi, minarenin çarpık olduğunu söyleyince çıkan tartışmaya son vermek gerektiğini düşünür ve yapımda çalışanlardan kalın bir halat getirmelerini ister. Minareye bağladığı halatı, çocuklardan aldığı komuta göre çektirerek çarpık minareyi düzeltmiş görünür.
AB, Türklüğe, Cumhuriyete, devletin yargı organlarına, askeri ve emniyet teşkilatına alenen hakareti önlemeyi amaçlayan bu maddenin ceza yasamızdan tamamen çıkarılmasını istiyor … Öneriye önceleri hayır demeyen AKP, anayasal kurumların eleştirilerinin yanı sıra CHP , MHP ve DSP’ nin de kararlı direnmesinden sonra, durumu dengelemek amacıyla hem maddeyi yasada saklı tutmak hem de revize etmek yolunu seçti.
AKP Grup Başkanvekili’nin, “minarenin düzeltilmesi gibi” benzetmesi, bu nedenle teklife karşı CHP, DSP ve MHP’nin oluşturacağı muhalefet birlikteliğini önlemeyi amaçlayan, öte yandan sade vatandaşların “Allah söyletmiş” diye karşılayacağı samimi bir itiraf olmalıdır.
Yeni 301′in, dava açma koşulunu cumhurbaşkanının iznine bağlaması ise her bakımdan evlere şenlik olarak değerlendirilecek bir durumdur.
Önce anayasanın 6. maddesine, yani “Hiçbir kimse veya organ, kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz” hükmüne aykırı olduğu ve cumhurbaşkanlarının görev ve yetkilerini sayan 104. maddede olmayan bir yeni görevi kendisine yüklediği için. Sonra da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği emrine, en azından üç ceza hukuku uzmanı, bir o kadar uzman yardımcısı ve özel sekretaryayı gerektirecek yeni düzenlemelere gereksinme yaratacağı için .
Dahası, devletin başı olarak bilinen, tanımlanan “saygın kişi” ye, her sabah önüne konulacak onlarca 301 sanığı ile ilgili dosyayı, inceleyip karara bağlamak gibi bir yükümlülük getireceği için.
Cumhurbaşkanlarının en az 40 yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim görmüş vatandaşlar arasından seçilmesini öngören anayasa hükmüne, hukuk fakültesini bitirmiş olmak koşulunu eklemeyi niçin unutuyorlar bizim çağdaş minare düzelticilerimiz?..
“Şaşkın ördek dipten dalar” dan başka ne diyebiliriz ki?

Orhan Birgit

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS