Müzakereler öncesinde Hristofyas′ın 10+1 dediği Kırmızı Çizgileri anımsanmalıdır - SABAHATTİN İSMAİL
Nisan 09, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL
AKEL lideri Hristofyas, 6 Şubat 2008 tarihinde “10+1″ dediği siyasi stratejisini açıkladı… Hristofyas, 30 Aralık 2007 tarihli Simerini gazetesinde ise Kırmızı Çizgilerini açıklamıştı. Müzakerelerin başlaması için hazırlıkların yoğunlaştığı bugünlerde, Hristofyas′ın açıkladığı ve “10+1″ denilen stratejisi ile 30 Aralık′ta açıkladığı kırmızı çizgilerini yeniden anımsamak gerekmektedir…Buna göre:
1- Çözüm, BM kararlarına, 1977-1979 Doruk Anlaşmalarına, Uluslararası Hukuka, ve Avrupa Hukukuna uygun olmalıdır…Müzakereler 8 Temmuz Anlaşması çerçevesinde başlamalıdır…Türk “işgal” askerleri çekilmeli ve Kıbrıs Cumhuriyeti askersizleştirilmelidir…Nihai hedefte, İngiliz üsleri de uzaklaştırılmalıdır…( Bu madde tümüyle Talat-CTP-ÖRP hükümetinin çözüm ilkeleriyle uyumludur )
2- Tüm yerleşikler gitmelidir.
3- Kıbrıs′ın bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve egemenliği tesis edilmelidir. ( Bu madde tümüyle Talat-CTP-ÖRP hükümetinin çözüm ilkeleriyle uyumludur )
4- Devletin, Halkın, kurumların ve ekonominin birleşmesi sağlanmalıdır. ( Bu madde tümüyle Talat-CTP-ÖRP hükümetinin çözüm ilkeleriyle uyumludur )
5- Çözüm, tek egemenliği, tek uluslararası temsiliyeti ve tek vatandaşlığı olan iki toplumlu-iki kesimli federasyon olmalıdır. ( bu madde de Talat-CTP-ÖRP hükümetinin çözüm ilkeleriyle tümü ile uyumludur)
6- Mevcut Garanti Anlaşması yerine Uluslararası Garantiler olmalıdır ve hiçbir ülkenin tek yanlı müdahale hakkı bulunmamalıdır.
7- Tüm göçmenlerin evlerine ve mülklerine geri dönüş hakları da dahil olmak üzere, Halkın insan hakları ve temel özgürlükleri tesis edilmelidir….
8- Siyasi eşitlik, BM kararlarında ve BM Genel Sekreteri′nin raporlarında öngörüldüğü şekilde olmalıdır…İki egemen devletli bir çözüm kabul edilemez. ( Bu madde de Talat-CTP hükümetinin çözüm ilkeleriyle uyumludur )
9- Ulusal Konsey′in seviyesi yükseltilecek ve toplu düşünme, toplu karar alma mekanizması kurulacaktır…
10- Çözüm liderlerin müzakereleri ile bulunmalı ve Halkın onayına sunulmalıdır…
11- Türkiye′nin AB′a tam üyelik süreci istenen çözümü elde etmek için değerlendirilecek ve Türkiye üstüne baskı kurulması için çok yönlü girişimler yapılacaktır
NE ANLAMA GELİYORLAR?
Hristofyas′ın 11 maddede toparladığı Siyasi Stratejisinin ne anlama geldiğini ifade edecek olursak, birinci madde ile, çözümde gıyabımızda alınan tek yanlı “BM kararlarına” ve bu kararlardan oluşan sözümona “uluslararasu Hukuka” vurgu yapmakla, zaten sonra gelen 9 maddeyi de özetlemiş olmaktadır….Çünkü sözü edilen BM kararları, Rum yönetimini tüm Kıbrıs′ın tek meşru hükümeti olarak gören, adadaki yabancı askerlerin çekilmesi ve Kıbrıs Cumhuriyeti′nin toprak bütünlüğü ile egemenliğine saygı gösterilmesi çağrısı yapan, KKTC′yi yasadışı ilan eden, iki devletli çözüme karşı çıkan kararlardır…Türk tarafı, bu nedenle gıyabımızda alınan tüm tek yanlı BM kararlarını reddetmiştir…Bu nedenle Hristofyas istiyor diye BM kararlarını kabul ettiğimiz anda, zaten çözümün de Rum hakimiyetinde ÜNİTER devlet olmasını da, Rum egemenliğinin tüm adaya yayılmasını da, KKTC′nin tasfiyesini de, Türk askerinin adadan çıkmasını da, tüm Rumların geri dönmesini de kabul etmiş oluruz ve tekrar müzakereye de gerek kalmaz…
Hristofyas′ın aynı maddede söz ettiği “Avrupa Hukuku”ndan kastettiği de aynı şeydir…Çünkü AB Hukukuna göre, yasadışı Rum yönetimi tüm Kıbrıs′ın tek meşru devletidir, bu devlet AB üyesidir, bu devletin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyulmalıdır, AB toprağı kabul edilen Kıbrıs′tan Türk askerleri çekilmelidir, Rum devletinin egemenliği Kuzeye de yayılmalıdır, tüm Rum göçmenler geri dönmelidir, tüm AB vatandaşları gibi Rumlar da Kuzeyde serbest yerleşme, mülk edinme ve seyahat özgürlüklerine sahip olmalıdır…Bir başka deyişle Avrupa Hukukunun bir parçası olan Avrupa Parlamentosu′nda gıyabımızda alınan tüm tek yanlı kararlar uygulanmalıdır…
Hristofyas birinci ve ikinci maddede zaten “BM kararlarına ve AB Hukukuna uygun çözüm” den ne anladığını açarak, çözümün, tüm Türk askerlerinin ve “yerleşik” dedikleri TC kökenli nüfusumuzun adadan çıkmasını sağlamasının şart olduğunu belirtmektedir…
Üçüncü,dördüncü ve beşinci maddelerde çözümün, Kıbrıs Cumhuriyeti dedikleri Rum devletinin tüm ada üzerinde egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tesis etmesi, Halkı, ekonomiyi ve kurumları birleştirmesi gerektiğini belirtmektedir…Böylece, istediğinin, KKTC′nin dağıtılması ve Rum yönetiminin egemenliğinin Kuzeye de yayılması yoluyla ÜNİTER bir devlet olduğunu ortaya koymaktadır…Kıbrıs′ta tek bir Halk olduğunu, bu nedenle ayrı devlet kurumlarına, ayrı ekonomiye gerek olmadığını belirtmektedir…Bunun anlamı ise, adını koymadan Türk halkını etkisiz bir AZINLIK olarak görmektir, OSMOSİS′dir…
Zaten 5. maddede de “tek egemenlik, tek uluslararası temsiliyet ve tek vatandaşlık şarttır” diyerek, bunu bir kez daha ifade etmektedir…
6. maddede Uluslararası garantiler ve tek yanlı müdahale hakkının iptalini talep ederek, 1960 Garanti Anlaşmasının feshini, Türkiye ile Kıbrıs′ın bağlarının koparılmasını ve Türk Halkının da Rum insafında güvencesiz bırakılmasını talep etmektedir…
7. maddede “çözümün tüm Rum göçmenlerin geri dönmesini içermesinin şart olduğunu” belirterek, hedeflerinin, 1974 öncesinin karanlık koşullarına geri dönmek, Kıbrıs Türk Halkını 4. kez göçmen yaparak Rumlar içine serpiştirmek olduğunu ortaya koymaktadır…Bunu da “Halkın insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygının gereği” olarak şart koşmaktadır…
8. maddede ise, “siyasi eşitliğin BM kararlarında ve Genel Sekreter raporlarında tanımlandığı gibi olmasından” söz ederek, bunun İKİ HALKIN VE İKİ DEVLETİN EŞİTLİĞİ olamayacağını, tüm vatandaşların yasalar önündeki eşitliği olması gerektiğini ifade etmektedir…
9. maddede, sağı, solu, ortası ve kilisesi ile birlikte tüm Rum milli güçleriyle beraber hareket edeceğini ve belirlenecek milli politikayı uygulayacağını söylemektedir…
Hristofyas 10. maddede ise “anlaşmanın Halkın onayına sunulmasından” söz ederek, aslında iki ayrı Halkın, self-determinasyon haklarını kullanması anlamında iki ayrı referanduma da karşı çıkmaktadır….
11. maddede ise, Türkiye′nin AB üyeliği sürecini bir baskı ve şantaj aracı olarak değerlendirip milli hedeflerine ulaşacaklarını ortaya koymaktadır…
DEVLETİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ
Görüldüğü gibi Komünist Hristofyas′ın hedefi, 44 yıldır işgallerinde tuttukları yasadışı Kıbrıs Cumhuriyeti adlı devletin egemenliğini bize empoze etmek, KKTC′yi tasfiye edip tüm adada egemen olmak, tüm Rum göçmenlerin geri dönmesini sağlamak, bizi etkisiz bir azınlık olarak kendi devletlerine yama yapmak, Türkiye′yi ve TC kökenli nüfusu adadan çıkarıp Türkiye′nin Kıbrıs ile bağlarını koparmaktır…
Bu durumda, hala Hristofyas′a “ılımlı, Türk dostu, barışçı vb..” sıfatlar takarak ondan medet ummak büyük bir enayilik ve cahilliktir…
Kıbrıs Türk Halkına düşen görev, Hristofyas′a umut bağlamak değil, devletimize, egemenliğimize, bağımsızlığımıza sahip çıkmaktır, KKTC′ye, Anavatana, ordumuza dört elle sarılmaktır…Bir anlaşmanın ancak AYRILMA HAKLARINA SAHİP, İKİ EŞİT-EGEMEN DEVLET TARAFINDAN OLUŞTURULACAK KONFEDERASYON OLABİLECEĞİ İLKESİNDEN ASLA ÖDÜN VERMEMEKTİR…..


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.