İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Sağ-Sol Yok ki… - Şükran Soner

Nisan 08, 2008 - ŞÜKRAN SONER

En son Akdeniz Üniversitesi kampusunda yaşanan silahlı çatışma dün çok haklı bir kaygı ile medyanın gündeminde öne çıktı. Bu duyarlılığın başta siyasi iktidarı, sorumluları uyarabileceği, bir de gelişen teknoloji sayesinde tetikçilerin ekranlara takılması, istenirse önlem alınabileceği anlamında sevindirici. Yine de “Biz bu filmleri, hazırlanmış sırıtan kötü senaryoları olsa da, provokasyon boyutu çok ağır, olumsuz sonuçları ile birlikte çok gördük..” dedirten bir yan var ki.. İnsanın tüylerini diken diken ediyor, içini ürpertiyor…

12 Mart, 12 Eylül süreçlerini çağrıştıran görüntüye destek vermek istercesine, medya işin sansasyonunda; olup bitenlere teğet bakma eğilminde, “yeniden sağ-sol öğrenci çatışmaları” imajına takılıyor. Dünyada, hele de Türkiye’de sağ-sol kalmış gibi…

Tek ideoloji, tek kutuplu dünya pompalamasında, yeni emperyalizm, yeni dünya sömürü düzeni çarklarının işlemesinde, sağ-sol gerçeğini unutturmak üzere, insanları ırklar ve dinler, mezhepler ayrımcılığı üzerinden çatıştırmak üzere çok yol alındı. Irak’ta bu günlerde en çıplak, dünyanın her yerinde aynı dinden farklı mezheplerden insanlar acımasız, ilkel, en kanlı boyutlarda birbirlerini kesip biçebildikleri içindir ki.. kanlı petrolün önlenemez fiyat yükselişi ile köşe dönme yaşanabildi.

Sağ-sol, emek-sermaye çelişkisi, emperyalizm algılamaları üzerinden örgütlenmeler, çözüm arayışları, ancak emperyal güçlerin ağırlıklı petrol çıkarları ilişkili etkin güç kullanmadıkları bölgelerde, günümüzde sınırlı ölçeklerde Güney Amerika ağırlıklı ülkelerde görülebiliyor.

Türkiye’de şu süreçte, siyaseten gündem dışında kalmış ideolojik kavramlarla örgütlenmeleri unutun; düşünme, tartışma ortamlarında söz etmeye kalkışanlar uzaylı muamelesi görmekteler. Üniversitelere de sıçratılmak istenen çatışmaların odağında, Türkiye için ideolojik çatışmalardan çok daha tehlikeli sonuçlar doğurabilecek, ırk ve din, mezhep ayrımcılığı üzerinden, cepheleştirme oyunları var.

***

Çok kötü senaryolar ile çok başarılı, tehlikeli oyunların sahneye konulması ise 12 Mart, 12 Eylül süreçlerini aratmayacak benzerlikte. Baltalar, silahlar güvenlik koruması altındaki üniversitelere kolayca giriyor. Polis her zamanki gibi acayip taraf tutuyor, suçlu kolluyor… Günümüz teknolojisinde tetikçilerin kameralara yakalanmaları olasılığı yükseldikçe, yakalanabilen tetikçiler giderek daha bir meczup, çocuk kimlikli oluveriyorlar… Trabzon’daki papaz cinayeti, Hrant Dink , Malatya katliamları, Cumhuriyet’e ikinci kez bomba eylemi, cami provokasyon eylemi, çocuk yaşlarda tetikçiler, meczup yargılamasına çok uygun sabıkalı tipler.

Akdeniz Üniversitesi’nde kameralara yakalanan eli silahlı kişinin uzaktan yakından öğrencilikle bir ilişkisinin olamayacağı başından belli. Yıldırım hızı ile sabıkaları, başka eylemlerdeki görüntüleri medyaya yansıyor. Suçlu yakalanmış duygusunu mu alıyoruz, yoksa işin provokasyonuna ilişkin daha bir karmaşa, büyük oyun mu ortaya çıkmış oluyor? Eli silahlı, öğrenci olmadığı, provokasyonda önemli rol oynadığı besbelli kişinin MHP’li damgasına ilişkin, MHP bağırıyor: “Bizim partililerimize, terörden uzak durmaları uyarılarımız yinelenip dururken, bu partimize yönelik büyük komplodur” deniliyor.

AKP’nin Anayasa Mahkemesi’nde açılan dava bağlantılı olarak MHP’den beklediği desteği göremediği, kızgınlık sürecinde “Olur mu olmaz mı?” sorusuna yanıt vermek olanaksız. Tek bilebileceğimiz; tetikçiler için de geçerli olmak üzere, günümüzde yükselen sağ damgalı kimliğin aslında “Türk-İslam, Kürt-İslam, radikal İslam…” olarak tanımlanabilecek bir çerçeve içinde geliştiği yolunda. Tabii ki biz uydurmuyoruz. Bir sürü televizyon kanalında yapılan açık oturumlarda, gazete köşelerinde teorisyenlerinin savunduklarının özeti böyle çıkıyor.

Kendilerini sol sayanlar için de, paylaşım, eşitlik, Marksizmden yola çıkıldığını söyleme olanağı yok. Günümüzde bir zamanlar revizyonizmle suçlanan Kemalistler, Cumhuriyetçiler, laikçiler başta olmak üzere, çağdaş demokasiyi savunan çok sınırlı sayıda liberal, aşiret-tarikat sarmalına karşı, ayrımcılığa da itirazları olan çok sınırlı sayıda Kürt kökenliler, dincilikten, kafatasçılıktan uzak durmaya çabalayan Türkler, en çok ulusalcılar kendilerini solcu saymaktalar. En büyük trajedi de ABD, AB çıkarları adına emperyal çıkarları savunan, kendilerini modernitenin içinde gören ılımlı İslamcılarla ikinci cumhuriyeçilerin, aydınlanma, çağdaşlaşma karşıtı hizmetlerini saklamaya yönelik kendilerini solcu gösterme çabaları.

Üniversitelere sıçratılmak istenen çatışmaların ülkemiz geleceği için çok büyük tehdit oluşturduğu ne kadar kuşku götürmezse, sağ-sol çatışması olduğu o ölçeklerde kuyruklu yalan. Ne fark eder, demeyin. Odağı bile sanal pazarlanan bir çatışma oyununda sağlıklı önlem alınma niyeti olabilir mi ki?

soner@cumhuriyet.com.tr

Şükran Soner

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS