Sonsuzluğa Açık Bir ‘Pencere’… - Oktay Akbal
Nisan 06, 2008 - OKTAY AKBAL
İlhan Selçuk 1963′ten beri Cumhuriyet ‘in “Pencere” köşesinde yazıyor. Tam kırk beş yıl!..
Şu günlerde Pencere ’si boş gibi!..
Daha önce de “boş gibi” oldu, bu Pencere?
Türk toplumunun depremli günlerinde İlhan Selçuk köşesinden seslenemedi… Bırakmadılar seslenmesine! Durup dururken aldılar evinden, odasından, yatağından zorla götürdüler! Maltepe’lere, Davutpaşa’lara Sağmalcılar’a, Erenköy’deki köşklere, daha nerelere!..
Otuzunu aşmış genç bir yazara türlü acılar çektirdiler. Baskılarla, korkutmalarla sindirmek istediler. Askerdiler, sivildiler, aydınlığın düşmanlarıydılar… Nerde bir ışık yanıyorsa söndürmekti görevleri… Dünler bugünler hiç farketmez!..
***
Çoğunlukla tek başınaydı. Yanında görünenler de vardı. Ama az zaman sonra onu bırakıp gidenler de çoktu! Şu “Cumhuriyet” gazetesinin tarihçesi bir yazılsa, kimler geldi, kimler geçti, sonra ne oldular, ne yaptılar, ne yazıyorlar!..
İkinci Cumhuriyetçi takımı, hani şu kendilerine liberal diyenlerin çoğu bu kapıdan girdi çıktı. Cumhuriyet’in aydınlığından nasıl koptular, koparıldılar.. altmışlardaki, yetmişlerdeki, seksenlerdeki kişiliklerinden. Derken bugünlerde yaşadıkları!..
Adıyla sanıyla yazmalı hepsini!..
***
İlhan Selçuk ben bu satırları yazarken Amerikan Hastanesi’nin yoğunbakım odasında!.. Ki, ben de iyi bilirim oraları. Sağlığa kavuşma yeridir… Ama daha da çok, kişinin kendi başına kalabilmesi, derinliğine düşünebilmesi için de bir olanaktır… Düşünürsün bir bir film izler gibi kendini, geçmişini… Neler geçmez ki, dostlar düşmanlar, düşman dostluklar, içtensiz arkadaşlıklar, kişiyi yenilgiye sürüklemek isteyen güçler, binbir engele karşın direnme, çabaların…
***
İlhan Selçuk’un yazar kişiliğini anlatan pek çok kişi çıkmıştır. Kimi doğru, çoğu da yanlış görüşler belirtmişlerdir. Bir yazarı en iyi tanıyan başka bir yazardır. Bir değeri ancak başka bir değer değerlendirebilir. İlhan için, Cemal Süreya ‘nın yazdıklarını unutmuyorum:
“Ülkemizde bir yazar kuşağı, koşulların da yardımıyla, hayatın ve dünyanın değiştirilebileceği düşüncesini bir süre için iyice pırıltılı kılmıştı. Çetin Altan’ da, daha çok hayatın, İlhan Selçuk’ta, daha çok dünyanın değiştirilmesi söz konusu… İlhan Selçuk, Çetin Altan gibi bir kuşkudan değil, bir etikten, daha doğrusu etik olmasını istediği bir şeyden yola çıkmıştır. Çıkış noktası değil, vardığı nokta, kazandığı işlev önemli… Diyebiliriz ki, bu işlev, çıkış noktasını aşmış, bir yerde onu kendisine mal etmiştir.”
***
“Pencere” köşesindeki beyazlığın taşıdığı bir anlam varsa, o da Cemal Süreya’nın dediği gibi, dünyayı değiştirme çabasını yaşam boyu dirençle sürdüren güçlü bir aydınlığın etkileyici varlığıdır… Yazarlık boşluklardan yepyeni bir dünya yaratabilmek değilse, nedir ki!..
“Pencere” İlhan’ı bekliyor!
Oktay Akbal
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.