‘Bilim’siz Demokrasi! - Oktay Ekinci
Nisan 02, 2008 - OKTAY EKİNCİ
Gazetemiz yazarı Prof. Dr. Celal Şengör , YÖK Başkanı için “asistan bile yapmam” deyince, “üniversiteden atılma” sı istemiyle soruşturma açıldı… gerekçesi ise 1996′da “şirket ortağı” olmasıymış!
Bunun “suç” olduğunun 2 yıl sonra “anımsanma” sını yorumlayanlar diyorlar ki, “Sanki intikam alınıyor…”
Oysa Şengör’ün benzetmesi akademik çevrelerde yaygındır. Meslektaşlarının yaptıklarını beğenmeyenlerin, “Bunu öğrenciyken yapsaydın, sınıfta kalırdın” demeleri kadar anlamlı bir eleştiri var mıdır?
Celal Şengör de daha açık bir söylemle demek istiyor ki; “YÖK Başkanı’nın bilimsel düzeyini beğenmiyorum…”
Suç mudur?
Nitekim başkaları da şunu diyebilir: “Yanılıyor, ben olsam ordinaryüs profesör yapardım…”
Bu “fikri” ve “diğeri” ni “eşsaygınlık” ta görmek, öncelikle bilim dünyası için “demokratik olgunluk” tur…
‘Özgür’ demokratlar!
Ne var ki yaşadığımız demokrasinin temel özelliği şöyle özetlenebilir: “Seçilmiş” lerin hukukla birlikte bilimi de göz ardı etmelerini “demokratik hak” ları saymaları…
Vaktiyle buna karşı, “devrimci” mücadeleyi savunurken şimdi “yüzde 47′nin demokratik yetkisi” diyenler de şöyle tanımlanabilir: Hukuk dışı bilimsiz demokrasinin “özgür” demokratları…
Hukuk dışılığın çarpıcı örnekleri, bu yazının konusu dışında… “Bilimsiz demokrasi” ise hemen hiç önemsenmediğinden, bir kez daha anımsatmak acaba işe yarayacak mı?
TBMM’den geçenler…
Önce Kuzey Irak harekâtı, ardından AKP’yi kapatma davası, derken Ergenekon muamması ülke gündemini kaplarken “TBMM gündemi” ne hiç göz atan var mı?
Türkiye gerildikçe gerilirken, Mecliste’ki çoğunluk hiç oralı değil; “Durmak yok, yola devam” talimatını uyguluyorlar…
Örneğin bir yandan AB’ye “Merak etmeyin , demokrasi (yani ‘biz’ demek istiyorlar) kazanacak” derlerken öte yandan da demokrasinin toplumsal okulları olan belediyeleri kapatıyorlar. AB ülkeleri ise “sömürgeci emeller” i uğruna, buna bile susarken kendi ülkelerinde en küçük köyleri belediyeye dönüştürüyorlar…
Siyasal bilimler dünyasında hangi öğrenci “nüfusu azalan belediye yok edilmeli” diye bir tez yazabilir; yazsa bile nasıl sınıf geçebilir?..
Şehircilikteki hangi derste, metropol sınırı için “pergelin ucunu vilayet binasına koyarak 50 km’lik bir çember çizin” denebilir? Bu ilkelliği öneren hoca, herhalde derhal psikolojik tedaviye alınır…
Ya ormanlarımızın turizm “arsa” larına dönüştürülmesine “daha fazla olanak” sağlanan son yasaya ne demeli? Orman fakültesinden içeri bile giremeyecek doğa düşmanı bir düzenlemenin, “turizm geliri artacak” başlığıyla duyurulması, terbiye dahilinde tanımlanamaz…
Öğrenme yasağı
Bilimsiz demokrasi, işte bu anlayıştaki seçilmişlerin atadıkları kamu kurumu sorumlularının da adeta “kurumsal tutum” larına dönüştü…
Siz hiç kendi kurumundaki mimar ve mühendislere, “Mimarlık ve mühendislik toplantılarına katılmayın” diyen bir kamu yöneticisinin olabileceğini hayal bile edebilir miydiniz?
Medyamız şirket bültenlerini izlemekten TMMOB yayınlarına bakmaya zaman bulamadığından, “Nasıl yani?” demekte haklısınız.
DSİ yönetimi, kurum çalışanlarının 22-24 Mart’taki TMMOB “2. Su Politikaları Kongresi” ne katılmalarını yasakladı. Yani, izlenen bilim dışı su politikalarının mesleki eleştirisini dinlemelerini istemediler…
Üstelik “Bilim Çin’de bile olsa gidin…” diyen Hz. Muhammed’ in en sevgili kulları olduklarını “san” malarına rağmen…
Tarihimizde böylesine “cehalet düşkünü” bir dönem yaşanmamıştı. Üniversite’deki “özgürlük ölçütü” nün bile, örneğin “hükümetin uygulamalarını eleştirme yasağı” nı kaldırmak yerine, sadece türbanla özdeşleştirilmesi, “bilimsiz demokrasinin demokratlığı” değil midir?
Oktay Ekinci
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.