İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

14 Mart 2008: Serbest Piyasa İdeolojisinin Sonu - Erinç Yeldan

Nisan 02, 2008 - ERİNÇ YELDAN

Amerika’da geçen eylül ayında konut ve vasıfsız-kredi piyasalarında patlak veren finansal “çalkantılar” artık “iktisadi durgunluk” boyutlarını aşmış durumda. Aralarında uluslararası spekülatörlerin de bulunduğu geniş bir grup uzman, Amerikan ekonomisinde süregelen krizin 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana karşılaşılan en şiddetli bunalım olduğu görüşünde birleşiyor.

İktisadi kriz olgusu şüphesiz sadece teknik bir iktisadi mesele olarak kalmayacak. Krizin yaşam pratiği bir yandan da egemen iktisadi ideolojide çözümsüzlüklere ve yeni fikirlerin filizlenmesine yol açıyor. Bu yazımda Financial Times gazetesinin çoğunlukla muhafazakâr yazarlarının yazılarından derlediğim görüşlerini -ek hiçbir yorum yapmadan- sizlerle paylaşmak arzusundayım.

Martin Wolf , 24 Mart tarihli köşesinde şu görüşleri kaleme alıyor:

“14 Mart 2008 tarihini anımsayınız; bu tarih bundan böyle küresel, serbest piyasa kapitalizm düşünün öldüğü gün olarak anılacaktır. Üç on yıl boyunca piyasa yönlendiriciliğindeki finansal sistemlere doğru yol aldık. Ancak Bear Stearns şirketini kurtarma operasyonu ile birlikte Federal Rezerv Sistemi -Amerika’da para politikasını belirleme işleviyle görevli olan ve aynı zamanda da serbest piyasa kapitalizminin başdestekçisi konumunda olan kuruluş- bu dönemin artık sonuna ulaşıldığını ilan etmiş oldu. Böylece Fed geçen hafta içinde ‘Ben artık piyasanın kendi yaralarını kendisinin iyileştirebileceğine inanmıyorum’ sözlerini sarf eden Deutsche Bank Direktörü Joseph Ackerman ile aynı fikirde olduğunu da açıkça itiraf etti. Deregülasyon (serbestleştirme) artık sınırlarına ulaşmış durumda.”

Öte yandan “yeniden regülasyonun” yani finans sisteminde gözetim ve denetlemenin yeniden arttırılmasının “kapitalizmi yeni krizlere karşı koruyamayacağını” ifade eden John Kay , gene Financial Times ‘ın aynı tarihli nüshasında şu görüşleri öne sürüyordu:

“Bundan böyle olası bankacılık krizlerinin daha sıkı denetim ve şeffaflığı arttırıcı politikalar ile önlenebileceğini savlayan görüşler regülasyon kurallarının gücüne gerçek dışı beklentiler yüklüyor. Gerçek şu ki finansal sistemde istikrar sağlamak olanaksız olduğuna göre, devletin yapması gereken şey, reel ekonomiyi istikrarsızlık unsurlarından arındırmaya yönelik politikalar izlemesidir.”

Bu görüşlerin uzantısı olarak, ülkemizi de yakından ilgilendiren bir uyarı ise aynı tarihte Peter Garnham ‘ın yazısında göze çarpmaktaydı:

“Küresel finans piyasalarındaki mevcut çalkantılar, açıklarını yurtdışı sermaye girişleriyle kapatmaya çalışan ekonomilerin paralarının değerlerini (kurlarını) daha da bozacaktır. Yılbaşından bu yana artan risk olgusu, yatırımcıların ekonomik dengeleri daha yakından izlemelerine ve yüksek cari işlemler açığı taşıyan ekonomileri cezalandırmalarına yol açmaktadır. Bu tür baskılar, borçlu konumda olan ülkelerde -Güney Afrika rand’ı ya da Türk Lirası gibi- yükselen piyasa ekonomilerinde daha fazla hissedilecektir. Bu ülkeler bundan böyle yurtdışı fonları hazır bulamayacak ve paralarının değerlerinin (kurlarının) aşınmasına razı olacaklardır.”

***

“Küresel serbest piyasa ideolojisinin sonu”, “finansal sistemin yapısal olarak istikrarsız niteliği” , “reel ekonominin bu tür istikrarsızlık unsurlarından arındırılması için devlet müdahalesi gerektiği”, “Türkiye’nin bir küresel krizden ilk elde ve en şiddetli biçimde etkilenmesinin söz konusu oluşu” … Financial Times yazarları bizi nereden nereye getirdi…

***

Not: TÜİK 2007 yılının tümüne ait milli gelir tahminlerini pazartesi günü açıkladı. 1998-bazlı “yeni” seriye göre 2007 yılında gayri safi yurtiçi hasılanın sabit fiyatlara dayalı reel büyüme hızı yüzde 4.5 olarak gerçekleşti. Büyüme istatistiklerinin daha ayrıntılı analizini önümüzdeki haftaki yazımda ele almak arzusundayım.

Erinç Yeldan

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS