İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

KARADENİZ’DE YENİ UFUKLAR-Hüseyin MÜMTAZ

Mart 31, 2008 - HÜSEYİN MÜMTAZ

Giresun yeniden uluslararası bir sempozyuma evsahipliği yaptı.27-28 Mart 2008 tarihlerinde yabancı bilim adamlarının da katılımıyla Üniversite bünyesinde son derece doğru bir öngörüyle “Birinci Türk-Rus Ortak Karadeniz Sempozyumu” gerçekleştirildi.

Doğru bir öngörüydü, çünkü Karadeniz yeni “Büyük Hesaplaşma”da en önemli uluslararası tartışmaların odağı durumundadır.

11 Eylül Amerika’sının “crusade”inin hedefi sadece BOP coğrafyasındaki Müslümanlar değildir.

Ve Karadeniz, işte bu coğrafyanın tam ortasında ve en önemli noktasındadır.

Amerika’nın hedef tahtasındadır, Türkiye’nin Hazar üzerinden Orta Asya’ya açılan kapısıdır.

“Eski süper güç” Rusya’nın da “batı” ile bilek güreşi sahasıdır.

Amerika ön almıştır, Ukrayna-Gürcistan-Bulgaristan’da turuncu demokrasiler, Bulgaristan ve Romanya’da askeri üsleri vardır.

Gürcistan ve Azerbaycan’da askeri üsleri yerleştirme, sağlamlaştırma aşamasındadır.

Rusya, Kırım’ın Ukrayna’ya tesliminden sonra son derece dar bir kıyı şeridine sıkışmış kalmıştır. Bu dar kıyı, toparlanan Rusya’ya dar gelmektedir.

İşte böyle “darlıkta” kabul edilemeyecek tek girişim; “Türk Boğazları”nı ve bu arada “sahildar ülkeler”in çıkarlarını gözeten Montrö anlaşmasının sulandırılmasıdır.

Karadeniz sadece Karadeniz değildir.

Karadeniz; Balkanlar, Kafkaslar ve Mezopotamya ile geniş bir hinterlanda sahiptir ve kavga, önce buraya, buradan hareketle de dünyaya hâkim olma kavgasıdır.

Mezopotamya’da İsrail, Balkanlar’da Makedonya, Kafkaslar’da Ermenistan batının Truva atlarıdır.

Çanakkale’de biri eski, diğeri yeni iki Truva atı varken bu üç bölgede üç Truva atı daha inanın fazla gelecektir.

Türkiye, en uzun Karadeniz kıyısı olan ülkedir. Ve bu “Türk Karadeniz”, ülkenin üniter yapısını hiçbir şekilde tartışmaya açmayan bir bölge olarak a) PKK’nın son on yıldır ısrarla el atmaya çalıştığı; b) Yunanlıların gizli-açık Pontus emellerinin bir türlü tükenmediği ve c) Ermenilerin denize çıkış noktaları olarak görmek istedikleri bir bölgedir.

Bu tabloda “reelpolitik”, Rusya ile Türkiye’nin; a) geçmişteki mücadelelerini ve b) birbirlerinin ulusal çıkarlarını göz ardı etmeden ve “unutmadan” müşterek tehlikeye karşı işbirliği etmeleridir.

“Müşterek tehlike”, bölgedeki 22 ülkenin sınırlarını değiştirmeye kalkan “malûm güç”tür.

İşte bu açıdan bakınca Giresun Üniversitesi’nin bahse konu sempozyumu zaman ve mekân açısından uygun düşmüştür.

Türkiye ile Rusya’nın yolları ve hedefleri şu anda hangi noktalarda kesişmektedir?

Önce ticaret öne çıkmaktadır. 2007 itibariyle ticaret hacmi 20 milyar doları aşmıştır.

Rusya’nın Türkiye’ye yaptığı ihracatın % 42’sini doğalgaz, % 26’sını petrol ve ürünleri teşkil ederken, Türkiye’nin sattığı mallar arasında en önemli kalemleri % 18 ile demir ve çelik ürünleri, %15′lik payla da sebze ve meyve oluşturmaktadır.

Rusya Türkiye’nin ithalatta 2′inci, ihracatta 8′inci büyük ortağıdır. Rusya’daki Türk yatırımlar 3 milyar dolara yaklaşmışken, Türkiye’deki Rus yatırımlar 1 milyar dolara ancak yaklaşmaktadır.

Rusya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısı 2.5 milyonu aşmıştır.

Türkiye’nin Rus doğal gazına bağımlılığı % 60 oranındadır.

Demek ki coğrafya ve stratejiden başka bu kısa ekonomik gerekler bile Türk-Rus işbirliğinin kaçınılmazlığını öngörmektedir.

Sempozyum iki gün sürdü. Değerli yerli-yabancı katılımcılar ilginç ve olumlu yaklaşımlı bildiriler sundular.

Rus bilim adamlarının bildirilerinde Kafkasya’daki ayrılıkçı hareketler ve bunlara Türkiye tarafından gayri resmi gösterilen “müsbet çekimser” tavırlardan duyulan rahatsızlık dikkat çekti.

Amerikan girişimlerine karşı Montrö’nün mevcut şeklinin tartışmaya açılmaması konusunda mutabakat sağlandı.

Ama iki konu “bence” cevapsız kaldı..

Prof.Dr.Duygu Bazoğlu Sezer ilk gün ilk oturumdaki bildirisinde “Sovyetlerin Rusya Federasyonu’na dönüşmesinin aynı 1917 devrimi gibi bir devrim niteliğinde olduğunu ancak bunun tamamen kansız gerçekleştirildiğini” söyledi.

Peki, Kızılordu tanklarının Bakü sokaklarındaki “19 JANVAR” katliamı neydi? Bakü’de ŞEHİTLER HIYABANI’nda o günden beri “ağlamakta olan karanfiller” neyin nesiydi?

Oturum Başkanı Giresun Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aygün ATTAR’ın bu noktaya itirazını belirtmemesi herhalde “misafire ihtimam gösterilmesi” konusundaki ev sahipliği nezaketinden ileri geliyordu.

Buna rağmen Prof. Attar sempozyum süresince sergilediği performans dikkate alınırsa bence geleneksel Azerî yürekliliğinin canlı bir sembolü olarak “toplantının yıldızı” idi.

Bir de Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç’ın bölgesel ittifaktan bahsederken “mihver”e Ermenistan’ı da dahil etmek istemesi anlaşılması güç ve dolayısı ile açıklama ve tartışmaya son derece açık bir konu olarak kaldı.

Türkiye şimdi belki farkında değildir yahut bilerek gündeme getirmek istememektedir ama elinde halen yürürlükte olan iki uluslar arası anlaşma vardır ve onlar Türkiye’ye bölgede büyük söz hakkı sağlamaktadır.

İlki, 16 Mart 1921′de Moskova’da imzalanan Türkiye-Rusya Dostluk Anlaşması, diğeri 13 Ekim 1921′de Kars’ta imzalanan Türkiye ile Ermenistan-Azerbaycan-Gürcistan arasındaki Dostluk anlaşmasıdır.

Her ikisi de Türkiye ile komşularının sınırlarının düzenlendiği temel belgelerdir.

Bu anlaşmalarla Türkiye a) Nahçıvan ve Karabağ’ın garantörüdür; b) Batum Limanını kendi toprağı imişçesine istediği gibi harç ve pulsuz kullanabilir.

Dileyen bu anlaşmalara tekrar bakabilir yahut Kasım 1992 tarihli TÜRK DÜNYASI TARİH DERGİSİ’nin 71′inci sayısındaki “MİLLETLARARASI ANDLAŞMALARLA TÜRKİYE’NİN KARABAĞ-NAHÇIVAN GARANTÖRLÜĞÜ VE BATUM LİMANINDAKİ HAKLARI” başlıklı makalemize göz atabilir..

Demek ki neymiş kıymetli okuyucu, konu son derece önemliymiş.

O halde GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’ne bir görev daha ve “başladığı işi bitirmek” düşmektedir.

Üniversite bünyesinde; Karadeniz’in yukarıda sözü edilen iç ve dış kültürel-sosyolojik-politik ve ekonomik problemlerini bilimsel olarak inceleyecek, öneriler-çözümler getirecek, uygulama koşullarını ortaya koyacak bir KARADENİZ ENSTİTÜSÜ “âcilen” kurulmalıdır.

Karadeniz’in ufku ancak böyle aydınlanır

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS