İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Geri adım meselesi -SIRRI YÜKSEL CEBECİ

Mart 31, 2008 - Genel

SayIn Başbakan bu kez haklı. TOBB’un öncülüğünde bir araya gelen 7 sivil toplum kuruluşunun siyasi gerilimin düşürülmesi için yaptığı “Herkes bir adım geri atsın” çağrısı, ne Sayın Başbakan’ın hoşuna gitti, ne de muhalefetin…
Çünkü çağrının içeriği boş ve muhatabı belli değil.
Geri adım atılması için, ileri atılan adımın yanlış olması gerekir. Daha doğrusu, geri adım atılması için, önce ileri atılmış adım veya adımlar olmalı.
İleri tek adım atamayan muhalefet, öylesine duvara yapışmış veya yapıştırılmış durumdaki, geri adım atmasına da imkân yok.
Demek ki bu çağrı, sürekli ileri adım atana, yani iktidara yapılıyor.
Çağrıda bu, ve neden geri adım atılması gerektiği açıkça belirtilmeliydi.
Bunun adı beceriksizlik mi? Hayır, yüreksizlik…
AKP iktidarının yanlışlarını yüzüne vurma cesaretini nedense kimse gösteremiyor.
Artvin’in Yusufeli İlçesi’nde, TEDAŞ’a işçi alımı için yerel bir gazeteye verilen ilanda başvuruların AKP İlçe Başkanı’na yapılmasının istenmesi, bu cesaretsizliğin altında yatan sebebi göstermeye yetmiyor mu?
AKP, göstere göstere ve inadına partizanlık yapıyor, kadrolaşıyor.
Öyle bir hava yaratıldı ki, AKP’li olmayan, sahip olduğu ekmek teknesini her an kaybedebilir veya ömrü boyunca ekmek teknesinin yüzünü göremeyebilir.
Bunun adı, “psikolojik terör!”
Gerilim devam edecek
“Herkes almış olduğu pozisyondan bir adım geri atsın.”
Bu “herkes”in kapsamına muhalefeti sokamazsınız.
Sırtı duvara yapışmış olan muhalefet, geri adım atacak pozisyonda değil.
Yargı mı?
Yargıya “Bir adım geri at” derseniz, hukuk devletinden söz etmeye hakkınız kalmaz.
Türk Silahlı Kuvvetleri mi?
Onu da işe karıştırırsanız, Sayın Başbakan tarafından “darbe çığırtkanlığı” yapmakla suçlanırsınız.
Kim kaldı başka?
AKP iktidarı ve Sayın Başbakan…
Ama Sayın Başbakan, “Geri adım atmam” diyor ve ekliyor:
“Ben kuzu değilim.”
Demek ki gerilim devam edecek.
AKP’nin işi neden zor?
Sivil toplum kuruluşlarının korkakça kaleme alınan “Sağduyu çağrısı”nın muhatabının kim olduğunu ve hangi konuda geri adım atılmasının istendiğini Sayın Başbakan aslında gayet iyi biliyor.
Çağrıya çok sert tepki göstermesinin nedeni de bu…
“Çankaya’da türbanlı first lady” tartışması soğumadan, yüksek öğretimde türbanın serbest bırakılması gündeme getirilmese ve Yargıtay Başsavcısı kapatma davası açmasaydı, siyasi gerilim doğmayacaktı.
Sayın Başbakan, “Toplumsal ve kurumsal mutabakatın sağlanması için beş yıl bekledim” diyor.
Bu mutabakatın sağlanması için hangi girişimlerde bulunduğunu da açıklasa ya.
MHP’nin desteğini almakla, toplumsal ve kurumsal mutabakatın sağlandığını mı sanmıştı?
Yargıtay Başsavcısı’nın uyarısını neden kulakardı ettiği de cabası…
AKP’nin işi bundan sonra çok zor…
Ya gerilimi düşürecek, ya da hiçbir icraat yapamayacak!

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS