31 Mart 1909 Ve Bugün-Taylan Sorgun
Mart 31, 2008 - TAYLAN SORGUN
31 Mart 1909 Ve Bugün- Said-i Kürdi Ve Terör Başı- Belge Cumhuriyet Hassasiyeti…Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’nin önde gelen yazarlarından Yunus Nadi Bey’in temellerini attığı Cumhuriyet Gazetesi’nin merkez binasına molotofkokteyli bir saldırı düzenlemiştir. Bu saldırının günü tesadüf müdür, değil midir? Bu zamanla ve soruşturma sırasında anlaşılacaktır. Cumhuriyet Gazetesi çalışanlarına en içten duygularımı gönderiyorum. Şimdi dönelim zamanımız ile tarihsel süreçlere.
Bugün 31 Mart. 31 Mart 1909 günü Derviş Vahdeti’nin başında bulunduğu ve o zamanki tabirle de “…Mürteci ayaklandırılması…” çıkarılmıştır. Çıkarılmıştır çünkü, arkasında yabancı devlet desteğinin olduğunu da bana o dönemi yaşayanlar anlatmışlardır. 31 Mart 1909 da Derviş Vahdeti ayaklandırılması çıkarıldığında eş zamanlı olarak bazı vilayetlerde Ermeni Taşnak’çılar da ayaklanma çıkarmışlardı. O zamanki yaşananlar ve o ayaklandırmanın varisleri de vardır.
1- SELANİK’TEKİ DURUM…
O tarihlerde Selanik bizimdi. Orada 3. ordumuz vardı. Tahtta da Abdülhamid bulunuyordu. Zamanın şartları içinde tehlikeli bulunan genç kurmaylar Selanik uzaktır diye oraya tayin edilmişlerdir. Mustafa Kemal Paşa, Atatürk o tarihte genç bir kurmaydı. Suriye’deki orduya sürgün olarak gönderilmişti. Kendisini seven komutanları O’nu Sellanik’e tayin ettirmişlerdir. Sonradan Enver Paşa diye anılacak olan Enver, genç bir kurmay olan sonradan Ali Fuat Paşa olarak anılacak olan Ali Fuat Paşa, Halil Paşa ve Cumhuriyet kadrolarında ve Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali kadrolarında sonradan görev alacak olanlar da hep orada bulunmaktaydılar.
2- İSTANBUL’DA AYAKLANDIRMA
Derviş Vahdeti Nakşibendi şeyhlerindendi. Volkan adındaki gazetesi vardı. Lüks içinde çıkan Volkan aynı zamanda bir parti merkezi gibiydi. Derviş Vahdeti ayaklandırması başlarken ayaklandırmacılar Telgraf hatlarını sökmüşlerdi. Ayaklandırma Anadolu’nun öteki vilayetlerine de yayılmıştı. Mesela Erzincan ve Erzurum’da da asker içinde tahrikatlarla ayaklanma yaşanmıştı. Bana oradaki bu ayaklandırmaları anlatan o sırada orada genç bir kurmay olarak bulunan Altay Paşa’dır.
3- HAREKET ORDUSU…
Selanik’teki haberleşme kesilmişti. Ama 3. ordu İstanbul’daki ayaklandırmayı haber almıştı. O sırada orada bulunanların anlattıklarına göre ki, kendilerinden dinledim, Mustafa Kemal, Ordu Komutanı Hüseyin Hüsnü Paşa’ya sormadan hemen Hareket Ordusu’nun ilk taburunu hazırlamıştır. Tabur Redif Taburu’dur. Mustafa Kemal o sırada orada bulunanlara şöyle demiştir: “…Derslerini alacaklardır…”
4- ENVER ÇAĞIRILIYOR…
Ayaklandırma başladığında Enver, yani Enver Paşa genç bir kurmay olarak Almanya’da görevli idi. Ataşemiliter gibi bir görev de bulunuyordu. Hemen İstanbul’a çağrılmıştır. Çağırtan Talat Bey’dir. Talat Paşa. Enver İstanbul’a dönmüştür. O sırada Harekat Ordusu’da İstanbul kapılarına dayanmıştı. Enver ve Mustafa Kemal başında Mahmut Şevket Paşa’nın bulunduğu Harekat Ordusu’nun kurmay heyetinde idiler. Mahmut Şevket Paşa, İstanbul’a girmekte tereddüt geçirmekte idi. Ama genç bütün kurmaylar bir an önce İstanbul’a girilmesini istemişlerdir. Ve girilmiştir.
5- SAİD-İ KÜRDİ VE VAHDETİ…
İstanbul’daki ayaklanmacılar Beyazıt Meydanı’ndan hareketle Sultanahmet Meydanı’na yürümüşlerdir. Sloganları şöyle olmuştur: “…Kadınlar sokağa çıkıyorlar, din elden gidiyor, mektepli subay istemiyoruz. Şeriat istiyoruz…” Dini motifler kullanarak milletin kutsal din duygularını istismar ellerindeki araç olmuştur. O isyan yürüyüşü sırasında iki genç subay rastlamış ve “mektepli” diye linç etmişlerdir. Başlarında Derviş Vahdeti vardı. 1930 yılındaki Menemen mülteci ayaklandırması sırasında da benzeri sloganlar kullanılmış ve Teymen Kubilayın başı kesilmiştir.
6- SULTANAHMET DE SAİD-İ KÜRDİ…
Ayaklanmacılar Sultanahmet Meydanı’nda konuşmallar yapmışlardır. Said-i Kürdi’de kürsüde konuşmalar yapmıştır. Derviş Vahdeti ile birlikte idi. Ve zamanın Nakşi tarikatındandı. İstanbul’daki ayaklanmacılar Kendilerine karşı olan gazeteleri tahrib etmiş, mehtepli subayları linç etmişlerdi. Mesela ünlü yazar Hüseyin Cahit (Yalçın) o linçten zor kurtulmuştur. kendisine benzeyen birisini linç etmişlerdir.
7- ŞİMDİKİ ZAMAN…
Şimdi dikkat: “Güneydoğu Anadolu coğrafi bölgemizdeki, emperyalizmin tetikçisi PKK terör örgütünün de övüldüğü güvenlik güçlerinin PKK yandaşları tarafından taşlandığı olaylar sırasında Said-i Kürdi’nin resimleri de terör başının resimleri ile birlikte meydanlara çıkarılmıştır. Hatta DTP Batman milletvekili o ayaklanma sırasında Said-i Kürdi olarak anılan sonra Said-i Nursi diye anılmaya başlayan Said-i Nursi’nin mezarının nerede olduğunu TBMM taşımıştır.
8- TAKSİM SARIKIŞLA…
Hareket Ordusu büyük bir güçle İstanbul’a girmişti. O zamanlar Taksim’de Sarıkışla denilen bir askeri kışla vardı. Ayaklanmacılar son gün oraya sığınmışlardı. Enver de orayı kuşatanlar arasındaydı. Bende elinde mavzeri ile o kışla önünde çekilmiş fotoğrafı da vardır. Ayaklanma ve bastırılmasını anlatmak uzundur. (Bak: Taylan Sorgun. Devlet Kavgası. İttihat ve Terakki. Kum Saati Yayınları.)
9- RUM VE ERMENİ GAZETELER… Ayaklanma başladığında zamanın Rum ve Ermeni gazeteleri ayaklanmayı övmüşlerdir. Mesela Neogolos Gazetesi’nin manşeti şöyle idi: “…31 Mart şanlı bir gündür. O gazetelerin de matbaalarında basılan beyannameler her yere dağıtılıyordu. Ve işte bu sırada eş zamanlı olarak Ermeni ayaklanmaları da başlamıştı.
10- VAHDETİ VE TAŞNAKLAR…
31 Mart ayaklandırması başladığında Taşnaklar Adana ve Kayseri’de harekete geçmişlerdi. O sırada Kayseri mutasarrıfı olan Cemal Bey, Hareket Ordusu Komutanlığı’na gönderdiği bir şifrede şöyle demiştir: “…Kayseri’de bulunan Hınçak Cemiyeti Başkanı Azvosti burada faaliyet halindedir. kan dökülecektir…” Bu haber üzerine Kayseri’de de tadbirler alınmıştır. O sıralarda Prens Sabahattin Adem-i Merkeziyetçilik siyasetine dayanan Ermeniler özerklik talebinde idiler.
11- ŞİMDİKİ ZAMAN…
Şimdi dönelim günümüze: Geçtiğimiz aylarda kimileri Prens Sabahattin’in Adem-i Merkeziyetçiliğinden dem vurmuşlardır. Bu arada 1- Brüksel, 2- Washington, 3- Siyasi Kürtçüler ve terör, son halde olmaz ise Güneydoğu Anadolu coğrafyasında özerklik istemektedirler. Şimdi dikkat: Bugünkü terörün ortaya çıkarılmasının ardındaki dış siyasi ve lojistik destek artık belgeleri ile ortadadır. Ermenistan Diasporası Türkiye’den toprak talebindedir.
12- “…KÖKÜ DIŞARIDAYDI…”
31 Mart ayaklandırması Erzurum ve Erzincan’da görülmüştü. Asker arasına sızanlar ayaklandırma çıkarmışlardı. Bir hoca bir komutanın kafasının kesilmesini istemişti. İşte o sırada belgeselini yazdığım Altay Paşa, Erzurum’daki Ordu’da genç bir kurmaydı ve bana 31 Mart ayaklandırması için şöyle demişti: “…Bu ayaklanma öyle basit değildi. Çok daha kuvvetli ve üstün yerlerden desteklendiği açıktı. Kökü dışarıda olarak tertiplenmiştir…” (Bak Taylan Sorgun: İmparatorluktan Cumhuriyeta. Kum Saati Yayınları)
13- ŞİMDİKİ ZAMAN…
Şimdi PKK tetikçi terörüne dönersek: Dış güçler tarafından siyasi ve lojistik olarak desteklendiği açıktır. Tarihsel sürece baktığımız da 1- Ayrılıkçılık ayaklandırmaları, 2- Milletin kutsal din duygularının kullanıldığı hareket ve ayaklandırmaların arkasında da iç siyasi çevreler olduğu gibi, dış desteklerin de olduğu görülmektedir. Şimdi de milletin kutsal din duygularının istismarı yaşanmaktadır. Geçmişteki Said-i Kürdi’nin fotoğrafları ile tetikçi örgütün başının fotoğrafları meydanlarda yan yanadır.
14- CUMHURİYET BAŞSAVCISI…
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya 18 Ocak 2008 günü “genel bir değerlendirme” yapmıştı. Bu değerlendirmesinin bir bölümünde kutsal din duygularının alet edilerek propogandanın yapılamayacağını söylemiştir. Açıklamasının öteki bir bölümünde de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tekliği ve ülke bölünmezliği aleyhinde siyaset yapılamayacağını belirtmiştir. O açıklamayı daha önce de yorumlamıştım.
15- İLK YÜZLEŞME…
Cumhuriyet Ordusu’nun bugün Yüksek Askeri Şura kararlarının hassasiyeti 31 Mart’lara kadar dayanmaktadır. 31 Mart 1909′daki ayaklandırmayı bastıran Hareket Ordusu içinde, Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali ile daha sonra Cumhuriyet hükümetlerinde yer alacak olan eski komutan ve sivil isimler yer almışlardı. İnönü o sırada Edirne’den harekata katılmıştı. Üçüncü Cumhurbaşkanı olan Bayar’da İzmir’den yanına aldığı gönüllülerle Hareket Ordusu içinde yer almıştır. Görülmektedir ki, “bölücülük” ve “milletin kutsal din duygularının istismarı” tarihsel süreçler içinde yaşanmıştır. İşte Cumhuriyet’in temel hassasiyetlerinin birisi de bu geçmişte ki süreçlerden kaynaklanmaktadır.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.