İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Bunlarla Uzlaşılmaz-Ataol Behramoğlu

Mart 29, 2008 - ATAOL BEHRAMOĞLU

Bazen yazı öncesinde masaya oturmamak için ayak sürürsünüz.Canınız yazmak istemiyordur, konu bulamamışsınızdır, vb.

Bazen de yazıya bir an önce başlamaya can atarsınız.

Şu anda olduğu gibi…

Bırakın yazmayı, içimden şöyle bağırmak geliyor: Bunlarla uzlaşılmaz.

Uzlaşma kültüründen, demokrasi kültüründen, uygarlık kültüründen yoksun bu insanlarla herhangi bir uzlaşma olasılığı yoktur.

Az önce bir TV programında bir önceki Meclis Başkanı’nı izliyordum. Karşısındaki deneyimli gazetecilerin sorularını, kılı kıpırdamaksızın, papağan gibi, duymaktan artık mide bulantısı gelen cümlelerle tekrarlıyor. Söyledikleri aşağı yukarı şunlar: Yüzde kırk yedi oy aldık, muhalefetin bir bölümü de yanımızda, Meclis’te istediğimiz yapamayacak mıyız, istediğimiz yasayı çıkaramayacak mıyız?

Demokrasi bilgisinden ve bilincinden, Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan temel değerlerden habersiz, beyni yıkanmışçasına, robotlaşmışçasına bu türden bir ezberi tekrarlayıp duran biriyle nasıl iletişim kuracak, nasıl uzlaşacaksınız?

Nitekim, soruyu yönelten deneyimli gazeteci susuyor. Herhalde söyleyecek söz bulamadığından değil, daha başka bir şey söylemeye gerek duymadığından, can sıkıntısından…

***

Yazıya başlamadan önce, internette gazete haberlerinde, köşe yazılarında göz gezdiriyorum.

Sivil toplum örgütlerinin uzlaşma çağrısı, filan…

Köşe yazılarının hemen hepsi de bu konuyu işliyor…

Eski solcu ya da liberal ya da darbeci, günümüzün amansız AKP yandaşlarının sinik ya da saldırgan bir üslupla dile getirdikleri utanç ve usanç veren görüşlerini, AKP’ye karşı her türlü muhalefete inanılmaz bir “taraf” lılıkla “katil” yaftası yapıştıran ve bunu yaparken yazısını düşük düzeyde bir edebiyat sosuyla bezemeye çalışan yazı erbabının hezeyanlarını bir yana bırakıyorum.

Bu türden yazılarda ben insanın ne kadar küçülüp alçalabileceğini, ne ölçüde kimlik bozulmasına uğrayıp değersizleşebileceğini görüyorum.

Uzlaşma çağrısını destekleyen iyi niyetli kimi yazılarda ise, herkese sağduyu çağrısında bulunuluyor….

Bu şuna benziyor: Kabadayının biri mahalleyi egemenliği altına almış, sövgü ve tehdit yağdırmada. Mahalleli savunmada. Yargı da sonunda kıpırdamış, kabadayı sıkıntıya girmiştir. Şimdi birileri, sövene de sövülene de eşit uzaklıkta, herkesi sağduyuya çağırıyor… Böyle bir çağrı, en basit akıl ve adalet ölçülerine aykırıdır. Siz önce o kabadayı zararsız hale getireceksiniz. Yoksa haklıyı ve haksızı ayırmaksızın, suçluyu cezalandırmaksızın yaptığınız uzlaşma çağrısı, sıkıntıdaki kabadayıya biraz dinlenip güç kazanma fırsatı sağlayacaktır…Yeniden bildiğini okumak için…

***

Türkiye’deki kargaşanın nedeni bellidir. Dinci parti, ABD ve AB desteğinde, ülkeyi kimlikli ve onurlu bir cumhuriyet olmaktan ikinci sınıf bir din toplumuna dönüştürmeye çalışıyor. Yasal ve yasadışı Kuran kurslarıyla, toplumun her kesiminde imam hatip kültürünü egemen kılma çabasıyla, tarikatlarıyla ve yeşil sermayesiyle, bu yönde durmaksızın yeni mevziler kazanıyor. Cumhuriyet ise elde kalan kurumlarıyla, sağduyusunu henüz yitirmemiş insanlarıyla yasal savunma hakkını kullanıyor ve bunda başarılı olacak gibi de görünüyor… Tam da böyle bir anda, ortada iddianamesi de bulunmayan bir soruşturma bütün yurtseverleri kapsayacak bir yönelime girmişse, bu olgular arasında bağıntı kurmamak olanaksızdır…

***

Akıl ve akıldışı arasında uzlaşma olamaz.

Bugün yapılması gereken, dinci partiye sıkıştığı köşeden çıkma olanağı tanımamak, yurtseverler olarak da apaçık provokasyonlar ve ancak akıl hastalarının inanabileceği paranoyak safsatalar karşısında her zamankinden daha uyanık, daha bilinçli, daha çok dayanışma içinde olmaktır…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS