İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Yargı Düşmanlığının Merkezi… -Prof. Dr. Türkkaya ATAÖV

Mart 28, 2008 - Genel

Hukukun üstünlüğünü savunan yargıçlara ve savcılara düşmanlık, demokrasiyi sindirememiş ve buyurganlığa özenenlerin hastalığıdır. Bu hastalık özellikle son yıllarda ABD siyasal yaşamı içinde çok tehlikeli boyutlara ulaştı. Öyle ki, yargı erkine düşmanlığın uluslararası merkezi, günümüzde Washington’daki yürütme gücüdür. ABD Anayasası’ndaki “güçler ayrımı” ilkesi büyük ölçüde sözde kalmıştır. Gitgide şiddetlenmekte olan bu eğilimin Amerikan tarihinde dikkat edilmesi gereken önemli göstergeleri varsa da, günümüzdeki buhran daha yoğundur. Üstelik, üstünde Hıristiyan köktendinciliği damgası da vardır. Yargı düşmanlığının sonucu olarak, karar yerlerine hukukun üstünlüğü yerine boş inançları baş tacı eden kimilerini atamakta, Washington’daki Cumhuriyetçi yönetimin, Türkiye’deki AKP iktidarına örnek olduğu söylenebilir.Amerikan geçmişi, Yüce Mahkeme ve benzeri federal yargı görevlilerinin siyasal yansızlıklarının, kimi zaman birkaç istisna dışında, soyut sözler olduğunu kanıtlıyor. O istisnalar durumunda da Beyaz Saray’da yürütme erkinin başında olanlar, Yüce Mahkeme yargıçları Kızılderili denen yerliler, Afrika kökenli yurttaşlar ve işçiler yararına karar verince, “Uygulasınlar da görelim!” tehdidini açıkça savurmuşlardır. ABD yargı tarihi bu korkutmaların örnekleriyle doludur. Örneğin, ünlü Başyargıç John Marshall bile Beyaz Saray’ın hukuka meydan okuyuşlarına karşı bir şey yapamamıştır.

Yüksek düzeydeki yargıçları zaten Başkan atadığından, bu yerleri sürekli olarak iktidarın adamları doldurmuştur. Yalnız Başkan Harding, Coolidge ve Hoover değil, Roosevelt, Truman, Eisenhower, Kennedy, Nixon, Reagan ve baba Bush ‘un Beyaz Saray yıllarında da yargıçların yüzde 90′ının üstündekiler (iktidardakine göre) ya tümden Cumhuriyetçi ya da Demokrat Partiliydiler. Böylesine bir yerleştirme sonucu olarak, yargı kuruluşları özellikle Senatör McCarthy’ nin çılgınca “komünist avcılığı” döneminde hukuku ayaklar altına aldılar.

Gerçek şu ki, günümüzde durum Amerika’da uzun bir süreden bu yana çok daha kötüye gidiyor. Diyebilirim ki, oradaki koşullar bugünkü Türkiye’den daha da hukuk-dışıdır ve bizdeki yönetici takıma örnek oluşturuyor. Amerika’da adaletin başına gelenlerin yaratıcıları, Cumhuriyetçi Parti iktidarının Hıristiyan köktendinci kanadıdır. Az bilinen bir gerçektir ki, bu kanat bu parti yoluyla orada iktidardadır ve küçük bir azınlığın hizmetinde özelleştirmenin, yeni bir emperyalizm türü olan küreselleşmenin, soygun savaşlarının, boş inançlarla doldurulmuş dar köktendinciliğin ve hukukla savaşımın başını çekmektedir. Bu görüşlerin amansız savunucuları Beyaz Saray’da, bakanlıkların başlarında, gazete sütunlarında ve televizyon ekranlarındadır. Bir süreden beri de yargı kuruluşlarına doluşuyorlar.

İsa’ nın dünyaya ikinci kez geleceğine, kıyamet arifesinde Ortadoğu’da son büyük savaşın olacağına ve bunu Bush-türü “Evangelistler” benzeri “Tanrı ordusu” nun kazanmasının kaçınılmaz olduğuna inanan ve aynı zamanda kuşkusuz laiklik karşıtı ABD yürütme erki, bu görüşlere en yakın olanları uzun süredir en yüksek yerlere ayak direterek atamayı sürdürüyor.

Hukuk savunucuları ve laik düşünceliler ölüm tehditleriyle karşılaşırken yeni atamalar Amerikan yargısını gelecek kuşakları aşırı sağ çizgide tutsak etme önlemlerini alıyor. ABD Adalet Bakanlığı’nda her gün ve Beyaz Saray’da haftada bir gün İncil seminerleri var; Eğitim Bakanlığı okullarda zorunlu dualar konusunda ısrarlı, uymayanlara para yardımını kesiyor. Bush’ a kalırsa işçi, ücret, tatil, sosyal sigorta, sağlık ve eğitim değil, İsa’yı istiyormuş…

Demokrat Parti Genel Başkanı Celal Bayar 1950 seçim kampanyası sırasında İstanbul’da Taksim Alanı’nda yaptığı bir konuşmada “Küçük Amerika olacağız!” buyurmuş ve dinleyenlerce coşkuyla alkışlanmıştı. Söylediği kimi yönlerden doğru çıkıyor…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS