STK girişiminin perde arkası ve Gül destekli Hisarcıklıoğlu modeli ile A. Şener? - Sabahattin Önkibar
Mart 28, 2008 - SABAHATTİN ÖNKİBAR
Önceki gün TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’ndan bir mektup aldım.
Mektup birkaç gün önce yazdığım yazıdaki bir satır için kaleme alınmış.
Şöyle deniliyor:
- “Sayın Abdüllatif Şener’in TOBB Üniversitesi’nde ders vermesi onu siyaseten desteklediğimiz anlamına gelmiyor. Sayın Şener’in Üniversitemizde ders vermesi herhangi bir akademisyenin ders vermesi gibidir. Özel hiçbir nedeni yoktur. TOBB olarak Sayın Şener’in siyasi arayışları ile ilgili değiliz.”
Şimdi özetini aktardığımız bu cevabı sorgulayalım:
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun yazımızın içindeki tek bir satıra yani “TOBB Üniversitesinde ders veren Abdüllatif Şener’in siyasi oluşum bağlamında bu kurumdan da onay aldığı iddia ediliyor” ifadesine gösterdiği bu alaka ya da hassasiyetin kuşkusuz bir manası vardır.
Bu mana da yeni oluşum liderliği tekliflerine iki yıldır sürekli kırmızı ışık yakan Hisarcıklıoğlu’nun artık yeşile geçmek için sarı ışıkta bekliyor olmasıdır.
Evet üç gündür kamuoyunda estirilen Sivil Toplum Hareketi rüzgârı gerçekte yeni bir siyasi oluşumun ilk adımıdır.
Verilmek istenen mesaj da, toplumsal ayrışmaya karşı bütünleşme adımının atılmasıdır.
İki yıldır sürekli frene basan ihtiyat şampiyonu Hisarcıklıoğlu, İstanbul dükalığından gerekli teminat ya da desteği almış olacak ki kamuflajla olsa da vitrine çıkmayı göze almıştır.
Yapılan hesap ya da plan şudur:
Anayasa Mahkemesi AKP’yi kapatacak ve Tayyip Erdoğan da yasaklanacaktır.
Bu süreçte muhafazakâr ekonomist imajı ile hem boşluğu doldurup hem de AKP’den milletvekili çekebilecek isim Rifat Hisarcıklıoğlu’dur.
Hisarcıklıoğlu sadece muhafazakâr zümreye değil, müesses nizam’a da uygun gelen bir isimdir.. Rifat Bey kapatılma sürecinde oluşacak kaos tablosunda adeta tutkal vazifesi görecektir. Ekonomi kökenli olması iktisadi krizin eşiğinde olan Türkiye için bir başka avantajdır. Keza yurdun istinasız bütün köşe ve bucağında temsilcisi ve mensupları olan bir kuruluşun, yani TOBB’un Başkanı olması da bir diğer artısıdır.. Hisarcıklıoğlu’nun kuracağı yeni parti için örgüt ve kurucular adeta hazır durumdadır.
İşte bu unsurlardan hareketle, önceki gün bütün yurdu kapsayan görüntülerle verilen STK fotoğrafı iyi değerlendirilmelidir.
Tam bu noktada çok mahrem bir kulis bilgisini de mahreç vermeksizin aktaralım:
Kayserili olan ve Hisarcıklıoğlu’na fevkalade yakınlığı ile bilinen Cumhurbaşkanı Gül’ü bu olaya dahil etmek gibi bir görüş, İstanbul dükalığında gündeme gelmiştir. 7 yıl Köşk’ten inmesi artık mümkün olmayan Gül’e, ülke bekası için, “sen de bizimle ol” teklifinin yapılacağı ve hatta o yönde bazı mesajların iletildiği kaydediliyor. Dahası, Cumhurbaşkanının da böyle bir teklife kayıtsız kalmayacağına dair tepkilerin alındığı ifade ediliyor.
Cumhurbaşkanının son süreçte attığı yumuşatıcı, uzlaştırıcı ve bütünleştirici adımların buna yorumlanmasına dikkat çekenler var.. Keza Cumhuriyet Gazetesi olayındaki genel tavrı ile davasını geri çekmesi de bir başka işaretmiş.
Görüldüğü gibi STK girişimi, perde gerisi olan bir büyük ve ciddi teşebbüs.
Gelelim Abdüllatif Bey’in durumuna?
Her geçen gün AKP ile köprüleri atmaya hazırlanan Şener’in yeni oluşum için tam yol olduğu ve İstanbul’dan önemli destekleri aldığı sır değildir.
Şener’i isteyenler Rifat Hisarcıklıoğlu modeline, Türkiye’yi kurtarma değil, Türkiye’yi Tayyip’den kurtarma teşebbüsü, yorumunu getiriyor. Oysa bu kesime göre Türkiye artık Tayyip Erdoğan’dan kurtulmanın çok çok ötesinde dev ve hayati sorunlarla karşı karşıyadır. Bunu yapabilecek olan da, konumu gereği popülist olması gereken Hisarcıklıoğlu değil, devleti, bürokrasiyi ve realiteleri çok iyi bilen Abdüllatif Şener imiş.
Tam bu noktada bir parantez açıp Hisarcıklıoğlu ile Şener misali Turan Çömez’in de bu ikili ile arasının açıldığını ve farklı arayışta olduğunu söyliyelim. Dinlediğime göre Turan Bey’le alakalı olarak bazı özel duyumlar alan Abdüllatif Şener, Çömez’e özellikle mesafe koymuş, Çömez de tek başına hareket etmeye karar vermiş. (Bu konuyu bir başka yazımda ayrıntılarla aktaracağım.)
Diyeceksiniz ki bütün bunlar Tayyip Erdoğan’ın bittiği anlamına mı geliyor?
Teorik olarak öyle gibi görünse de pratik asla öyle değildir..
Tayyip Erdoğan hâlâ, sadece halkta fenomen değil, oynayacak çok sayıda kartı olan güçlü bir liderdir. Dolayısı ile bu iş öyle zannedilen kadar kolay olmayacak… Siyasette kaos ve gerginlik bitmiyor, daha yeni başlıyor..MUAMMA!…
Cheney geçerken mi uğradı?
ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney Ankara’ya geldi ve önemli görüşmeler yaptı ama medyada bunun hiçbir aksi olmadı. Ziyaret öcesinde büyük şeyler beklenen görüşmelerin sonrasında çıt yok.. Yoksa, yoksa ABD BaşkanYardımıcı Ankara’ya öyle laf olsun diye geçerken mi uğradı? Kuşkusuz böyle bir şey mümkün değildir. Bu adam en son 7 yıl önce bölgeye ve Ankara’ya geldi ve olanlar malum, Irak işgal edildi. Bugün de bu hasta hali ile geldiyse mutlaka bunun ciddi bir gerekçesi vardır ve sonucu da görülecektir. Ankara ziyaretinde belli ki K.Irak’ı tanıma ve oradaki yönetimi meşru sayma gibi bir talep söz konusudur. Bu olay da Kürtlerin yavaş yavaş bağımsızlığına gittiklerine işaret etmiyor mu? Füze Kalkanı Sistemi konusunda bir şey söylenmiyor. Keza Afganistan’la ilgili talepleri de muamma.. Bu arada Cheney İstanbul’a gitti ve orada bazı görüşmeler yaptı.. Sahi Cheney burada kiminle görüştü ve niçin görüştü? Bazı spekülasyonlar kulağıma geldi ama onur kırıcı olduğu ve teyid ettiremediğim için yazamıyorum.
TRT’ye dikkat!
TRT bir kamu kurumu ve özel yasası var. Bu kurum her siyasi dönemde iktidarı bir ölçüde korumuş olmasına korumuştur da 80 sonrasında ideolojik bir dizayn hiç olmamıştır. Oysa bugün böylesi çabalar var. Kadrolaşmadan, programlara kadar radikal değişiklikler var. Belli bir parti ya da grubun militanı durumunda olan insanlar devletin kurumunda, halkın parasıyla program yapıyorlar. İsim isim saymak istemem, aralarında benim çok sevdiğim isimler var ama son dönemde aynı kesime mensup insanlara siyasi programlar yaptırılıyor. Eşyanın tabiatı gereği bu isimler de elbette gazetede yazdıklarını ekrana taşıyacak ve bir kesimi alenen hedef alırken, karşıt gördüğünü karalayacaktır. Hayır TRT’nin yapısı buna müsait değildir. Dediğimiz gibi o kurum kamunun, yani halkın kurumudur dolayısı ile Sayın İbrahim Şahin’e aman dikkat, kraldan çok kralcı olursan bunun bedelini gün gelir hukuk önünde ödersin demek isteriz.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.