İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Hava Kurşun Gibi Ağır… -Server Tanilli

Mart 28, 2008 - SERVER TANİLLİ

Salı günü, Cumhuriyet ‘e gittim.İlhan Selçuk serbest kalınca gazeteye dönmüştü. Ben de, herkes gibi ziyarete gidiyordum.

Gördüğüm, genç-yaşlı, kadın-erkek kafileler Cumhuriyet’e koşuyordu. Onu bir anlığına görmek, mümkünse dileklerini üç beş söze sığdırmak mutluluk idi.

Ben de bu mutluluğu tattım…

İlhan Ağabeyi, olağanüstü bir zindelik içinde buldum.

Yetti bana…

Ve eve döndüm…

*

Ne var ki gider ve dönerken, sokakta gördüğüm, bir telaş, çehrelerde bir gerilim; ülke savaşa girmiş gibi kaygılara batmış insanlar…

Şairin dediği gibi, “Hava kurşun gibi ağır” …

Hayır, ülkemiz çok şükür, savaşa girmiş değil ve girmeyecek.

Ama bütün ülkeyi eline geçirmiş bu kutuplaşma, bu gerilim ve parçalanma nedir ve nereden geliyor?

Buyurunuz, Melih Aşık ‘ın, -23 Mart günlü Milliyet’te- “Açık Pencere” den -hassas makinesiyle- çektiği şu “Büyük Fotoğraf” ı!

Ülkemiz, iki tatsız kutuplaşmayı aynı anda yaşıyor: Güneydoğu’da “etnik ayrışma” nın yanı sıra yurt çapında “dinsel kutuplaşma”.

Büyük fotoğrafta, bir başka ve çok temelli bölünme, “işbirlikçi-ulusalcı bölünmesi”…

İşbirlikçi yerine daha kibarca “küreselci, neoliberal, muhafazakâr” gibi deyimler de kullanılıyor.

Siyasetteki geleneksel sağ-sol çekişmesi, yerini, günümüzde Batı ile işbirliği yapanlar - Batı’ya karşı bağımsız duruşu savunanlar tartışmasına bırakmış durumda. Tartışma ise, giderek ulusalcıları tepeleme operasyonuna dönüşüyor.

Bu operasyonu, tepede de ABD ve AB destekliyor.

Batı’nın insan hakları, demokrasi, hukuk adına söyledikleri, birer “çifte standart” şaheseridir.

O çok demokrat Batı, demokrasi yerine din devleti kurulmasını bile görmezden gelmiştir; bugün de bu tavrını sürdürüyor…

*

AKP de bundan yararlandı, yararlanıyor.

Onu kurdurup palazlandıran da ABD ve AB oldu.

Bu, iliklerine kadar bir dinci, bir İslamcı olan AKP, “muhafazakâr liberal” etiketiyle yerine oturup yerleşti; Türkiye’yi soyup soydurmanın yanı sıra, “laik ve demokrat” Cumhuriyete bir başka gelecek hazırlıyor şimdi.

Yaptıkları, ayağına da dolaşmıştır.

Bir altı yıl boyunca, özellikle de geçen yıl yaptıkları, önüne, Anayasa Mahkemesi’nde bir kapatma davasını çıkarmıştır. Parti de ona karşı bir savunmaya hazırlanma yerine, yeni bir oyuna hazırlanıyor: Anayasayı değiştirip davayı savuşturacak, partilerin kapatılmasına da yeni bir düzen getirilecekmiş.

Bu mümkün olacak mı, olmayacak mı bir yana, bir yeniliğin de arkasına takılmışlar: Partilerin kapatılması, sadece şiddete sapmaları halinde olacaktır.

Nedir bu?

Şu: İktidara gelen bir parti, elini kolunu sallayarak laik Cumhuriyetin mezarını kazacaktır.

Batı’da çağdaş düşünce de böyleymiş!

Türkiye’de laiklik, Batı’nın çoktan yaşayıp aştığı bir ortamda hayata doğdu ve ister istemez korundu. Şimdi, düşmanlarının ayağa kalktığı bir zamanda, “Batı’da böyle” diye konuşmak, olsa olsa, laik Cumhuriyete düşmanlıktır. Zaten, “liberal demokrasi”, “piyasa ekonomisi” falan derken takke düşüyor…

Ne var ki, sahtekârlığın pazarı kapanmıştır.

AKP’ye karşı açılan dava sürecek ve sonucunu verecektir.

Bu dava, anayasa yargımızın onurudur…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS