AKP günümüzün İttihat ve Terakki’si mi? - Sabahattin Önkibar
Mart 27, 2008 - SABAHATTİN ÖNKİBAR
Türkiye’de ciddiye alınması gereken isimlerden biri Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’dır.
Bahçeşehir Üniversitesinin Rektörü olan Arıboğan önceki gün Erzurum’da ilginç şeyler söyledi.
İşte Arıboğan’ın söylediklerinden satırbaşları:
- Devletin hukuk sistemi iflas etmiştir.
- Ordu kıpırdayamaz haldedir.
- Yasama ve yürütmede kriz vardır.
- Devlet çökmek üzeredir.
- Devlet kendi içinde çatışırsa iki yıl sürmez Türkiye bölünür ve Kürt devleti kurulur.
- Mevcut tablo laik-antilaik çatışması değil, Kürt devletinin kuruluş aşamasıdır. Tablo uluslararası bir operasyonu çağrıştırıyor.
Kimilerinizin komplo teorisi diyeceği bu değerlendirmeyi sorgulayalım:
Gelinen noktadan sonra artık hiç kimse Türkiye’nin bir krizin eşiğinde olduğunu görmezden gelemez.
Dahası, yine hiç kimse ilanı sonrasında varlığı ile Türkiye’yi alenen tehdit edecek olan K.Irak’ta bağımsız bir Kürt devletine gidişatın olmadığını iddia edemez. Evet tablo net ve hatta son derece basittir.
ABD Kürdistan’ı ilan etmek için oyun kurmuş ve şimdi o oyun oynanıyor.
Bağımsız Kürt Devletinin ilan tarihi de Türkiye’nin hem siyasal hem de ekonomik olarak tam karışacağı gündür. Şimdi o güne doğru yol alınmaktadır.
Buradan bakınca ne yalan söyleyeyim AKP’yi ben Osmanlı’nın çöküşüne iklim, ya da zemin hazırlayan İttihat ve Terakki’ye benzetiyorum.
Hatırlayın İttihat ve Terakki’nin gelişi yani II. Meşrutiyetin ilanı süreci de güya reyle olmuş ve bana göre yüzyılın diplomasi dehası olan Abdülhamit Han ona binaen tahttan indirilmişti.
O dönemin canlı tanığı olan rahmetli dedem Osman Kibaroğlu’nun anlattıkları şöyledir: “Halka hürriyet mi, müsavat mı diye iki tercih sundular.. Biz hürriyeti biliyorduk ancak müsavattan kastı anlamamıştık. Biz de müsavatı reddedip hürriyet dedik.. Sonradan gördük ki bizim o tercihimiz Cihan İmparatorluğumuzun çöküşüne temel yapıldı. Biz yani ahali, hürriyet diyerek aslında Abdülhamit Cennet Mekan’a karşı çıktığımızı bilmiyorduk…”
Rahmetli dedemin geçtiğimiz yüzyılın başındaki döneme ait olan bu değerlendirmelerini bugüne uyarlayalım.
Bana göre bugün AKP’ye oy verenler de onun bir şekilde emperyalizmin Truva Atı olduğunu bilmiyorlar..
Dahası AKP’nin lider kadroları da tıpkı Enver-Talat-Cemal üçlüsü misali, elbette vatan satmak için yola çıkmış değiller.
Bugünün AKP kurmaylarının da tıpkı İttihat Terakki önderleri gibi kendilerine göre bir dünyaları, idealleri, reçeteleri ve öncelikleri var.
Her iki yapı da asla görevli ya da hain değil.
Tersine AKP de, İttihatçılar da vatanı kendi inandıklarına göre kurtarmaya çalıştılar.
Peki sonuç ne mi oldu?
İttihatçılar devlet yönetmede ehliyetsizlikleri, duygusallıkları, sığlıkları ve maceraperestlikleri ile Osmanlı’nın sonunu getirdi, AKP ise yine acemiliği, ideolojiye mahkümiyeti, sığlığı, öncelik sıralamasının eksikliği ve yanlış tehdit değerlendirmeleri ile Türkiye’yi adeta bir buhran sürecine soktu.
Tekrar ediyorum ben yapılan onca kabul edilemez yanlışa rağmen AKP kadrolarının bunu taammüden yaptığı kanaatinde değilim.
Peki bu hale rağmen AKP, tarih önünde sorumluluktan kurtulur mu?
Bir şeyin suç ya da yanlış olduğunu bilmemek kişiyi sorumluluktan kurtarmaz… Tarihin AKP hükmü, İttihat veTerakki’den çok farklı olmayacak kanatindeyim..
Açıklama metni:
“Yeniçağ Gazetesinin
9. sayfasında Sabahattin Önkibar tarafından yazılan ” Politika Günlüğü ” isimli köşede, 13.02.2008 günü yayınlanan ” Gazete dağıtıcısı Star’da köşe yazarsa bu yalanları da yazar ” başlıklı yazı, 14.02.2008 günü yayınlanan ” Çaycı-yalancı sözde yazara dava açtım ” başlıklı yazı ve 15.02.2008 günü yayınlanan ” Kendi kendini yalan ilan eden gazeteci ” başlıklı yazılarda müvekkilim Abdulhadi Özışık’ın kişilik haklarına saldırılmış ve kamuoyu önünde haksız yere rencide edilmiştir. Söz konusu yazılarında, gazetecilik mesleğinin etik değerleri çiğnenmiş ve müvekkilime karşı ağır derecede hakarette bulunulmuştur. İçerikleri suç teşkil eden bu yazılarla ilgili gerekli yasal yollara başvurulmuştur.
Yazarınız Sabahattin Önkibar tarafından yazılan yazıda gerçek dışı beyanlarda bulunulmuş olup, öncelikle bunlara cevap veriyoruz.
1-) Müvekkilim ilkokul mezunu değildir, ortaokulu da dışardan bitirmemiştir.
2-) Müvekkilimin Günaydın ve Meydan gazetelerinde faks sorumlusu olduğu iddiası gerçek dışıdır. Çünkü sözü edilen gazetelerde müvekkilim yıllarca muhabirlik yapmıştır. Bu gazetelerde, kendi imzası ila sayısız haberleri yayınlanmıştır.
3-) Müvekkilim, kendisini çaycı yaptığı iddia edilen Behiç Kılıç ile 1989 yılından beri tanışmaktadır. Behiç Kılıç’ın başında olduğu birimlerde başarı grafiğini her geçen gün arttıran müvekkilim, Haldun Simavi’nin sahibi olduğu Günaydın’dan ayrılarak, Behiç Kılıç’la birlikte Bugün ve Meydan gazetelerinde politika muhabiri olarak çalışmıştır. Behiç Kılıç’ın Meydan’dan ayrılması ile müvekkilim için de Yeni Günaydın Gazetesi serüveni başlamıştır. Müvekkilim kendisini çaycı yaptığı iddia edilen Behiç Kılıç tarafından Yeni Günaydın Gazetesi’nin Ankara Haber Müdürü olarak görevlendirilmiştir.
4-) Müvekkilim Abdulhadi Özışık, Yeni Günaydın Gazetesi’nin kapanmasıyla birlikte BTV’de Haber Müdürü olarak görev almış, daha sonra kendi isteği ile bu televizyondan ayrılarak Sağduyu Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi görevini üstlenmiştir.
5-) 1999 yılı mahalli seçimlerinde Süleyman Soylu Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı iken müvekkilim bu seçim döneminde Süleyman Soylu’ya basın danışmanlığı yapmıştır.
6-) Müvekkilim Abdulhadi Özışık, 2000 yılında Internethaber.com adlı haber sitesini kurmuş olup, bu site halen Türkiye’nin en önde gelen haber sitesidir. Müvekkilim internet haber gazetecisi olarak bu sektördeki derneğin de başkanı ve sektörün ileri gelenlerindendir. Müvekkilim aynı zamanda Star Gazetesi’nde köşe yazarı olarak saygın bir şekilde görev yapmaktadır.
7-) Şu anki mevcut durumu kimsenin himmeti ve kollamasıyla veya yazarınız Sabahattin Önkibar’ın tabiriyle birilerine sövme karşılığı değil, en temelden, çalışarak, uğraşarak, didinerek tırnaklarıyla kazıyarak edindiği bir başarıdır. Amacı ve işi gazetecilik olan bir kişi olarak, tek yaptığı haber değeri taşıyan olayları halka yansıtmasıdır. Bu olayın da kimi inciteceği, kimi yücelteceği yönünde bir kaygı taşımayıp, tek amacı görevini ve işini yapmaktır.
8-) Yazarınız Sabahattin Önkibar, müvekkilimi güya çaycılık yaptığı iddiasıyla aşağılamaya çalışmakta olup, bu son derece yakışıksız bir durumdur. Hayatını kazanmak için didinmiş insanları çaycı diye aşağılamak kimsenin hoş göreceği bir durum değildir. Çaycılık veya gazete dağıtıcılığı gibi mesleklerin yapılması da ayıp bir şey değildir. Asıl yakışıksız olan, bu tabirleri kullanarak müvekkilimi küçük düşürmeye çalışmaktır. Kaldı ki müvekkilim geçmişinde çaycılık yapmış veya yapmamış, her ne olursa olsun bugün geldiği noktada son derece başarılı bir insandır. Mesleğinin zirvesinde bir köşe yazarı ve çağımızın iletişim sektörü olan internet haberciliğinde marka olmuş bir kişinin bu başarılarının üzeri, ” çaycı, gazete dağıtıcısı, cahil ” gibi nitelemelerle örtülemez. Bunlar kabul edilemez ve hoş olmayan tabirler olup, bu yaklaşım gazetecilik mesleğinin ilkelerine de aykırıdır.”


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.