İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

1856 Yılına Dönüş Gibi- Akyol Ve Ali Paşa- Brükselcilik- Mustafa Kemal Paşa Ne Demişti…? - Taylan Sorgun

Mart 27, 2008 - TAYLAN SORGUN

Hayret ki, hayrettir. Şimdi herşey Avrupa Birliği’nden beklenir olmuştur. Avrupa Birliği aşağı, Avrupa Birliği yukarı. Baksanıza artık 1856 yılında yaşamış Ali Paşa bile gündeme getirilmektedir. Ama, aynı tarihlerde Fuat Paşa da şöyle demektedir: “…Yabancı gücünden iyileştirme beklemek bir ülke için yıkımdır…” 1- O ZAMANKİ AB…

1856 yılında Paris Kongresi toplanmıştı. Viyana Konferansı ve Paris Kongresi zamanında Osmanlı devleti iktidar sahipleri “…Bizi de alın…”cılıkla meşgul olmuşlardı. O “bizi de alıncılık” zaten zamanın emperyalist Avrupa Devletleri siyaseti idi. Osmanlı İmparatorluğu Devleti’ne kendi şartlarını kabul ettirmek için fırsat önlerine çıkmıştır. 1856 yılındaki Paris Konferansı sonrasında ise Batı Avrupa Devletleri artık Osmanlı Devleti’nin iç işlerine hatta dış siyasetine egemen olmaya başlamışlardır.

2- AKYOL VE ALİ PAŞA… Meslekdaşımız, Milliyet Gazetesi yazarı Taha Akyol da Salı günkü “…Çağdaşlık Hukuku Zorluyor…” başlıklı yazısında bir bölümde şöyle yazmaktadır: “…Avrupa şöyle kötü, böyle kötü… Peki Ali Paşa neden 1856 Paris Kongresi’ne Islahat Fermanı ile gitmişti? Osmanlı’yı Avrupa milletler ailesinin üyesi yapmak için…” Doğrudur öyle bir maksatla gitmiştir de sonunda da o işin pişmanlığı içinde çırpınmaya başlamıştır. İşte o illa Avrupalı olmak sevdası taviz vere vere rezil Sevr haritasını ortaya çıkarmıştır. 3- BU MEKTUBA NE DEMELİ…?

Ali Paşa öyle bildiğimiz paşalardan değildi. O zaman Saray istediğini, paşa da yapardı, vezir de. Amma, velakin o vezirler içinden çok reziller de çıkmıştır. Mesela 30 Ekim 1918 Mondros Teslimiyat Andlaşması sonrasında Kasım ayından sonra sadrazamlığa getirilen Damat Ferit’in mabadına da Saray tarafından “…Paşalık…” konduruluvermiştir. Çünkü Padişah damadı idi. Ama, işte “vezir de edilir rezil de” burada yerine oturmaktadır. Sadrazam “edilen” yani vezir edilen Damat Ferit işbirlikçi bir rezil oluvermişti. 4- “…HIRSLI KİBİRLİ…”

Ali Paşa 1856 yılında Paris Kongresi’ne Avrupalılık için gitmiştir doğrudur. Ama Ali Paşa’nın yazdığı bir mektup vardır. O sıralarda Reşit Paşa da İstanbul’da 15 yıl elçilik yapmış olan İngiliz Sefiri Sir Stanford’dan yakınmaktadır. Bakınız Avrupalılık için Paris Kongresi’ne katılan Ali Paşa çok sonraki mektubunda şöyle yazmaktadır: “…Bilirsiniz ki İngiliz Büyükelçisi Lord Stanford burada pek çok fenalıklar yapmaktadır. Pek çok felaketlere sebeb olacaktır. Hırslı kibirli yaradılışta olmasının yanında herşeye hükmetme yolunda şiddetli arzusu vardır. Bu hali kendisini Osmanlı Devleti’nin sahibi durumuna kadar götürmüştür…”

5- ŞİMDİKİ ZAMAN…

Avrupa Birliği aşağı Avrupa Birliği yukarı. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kaderi sanki Brüksel’e bağlanıvermiştir. Brüksel siyasetlerinin kimi “…cansiperane…” savunucuları Avrupa Birliği olmaz ise neredeyse “…yandık, bittik, mahvolduk…” türkülerini çığırmaktadırlar. “…Komiser…” tanımlaması emperyalizmin “…müstemlekecilik…” zamanından kalmadır. AB temsilcileri şimdi de “…Komiser…” tanımı içindedirler. Bakınız tavırlarıda tıpkı o geçmişteki Lord Stanford tavrı gibi değil midir?

6- ALİ PAŞA ZAMANI…

“…Avrupalılık…” diye 1856 yılında Paris Kongresi’ne katılan ve o tuzaklara düşenlerden oluşan Ali Paşa 1872 yılında başlayan felaketlerin görülmeye başlanması ile o demin sözünü ettiğim mektubu yazmıştır. O mektubun bir başka bölümünde de “pişmanlıkla” şöyle yakınmaktadır: “…Bakanları tayin eden veya değiştiren artık devletimiz değildir. Lord Stanford’un reddettiği hiçbir icraatı yapamazsınız…” Ve şu satırlara da dikkat, Ali Paşa şöyle yazmaktadır: “…Ne diyeyim azizim, dışişlerimiz, içişlerimiz, Patrikhane herşey bu adamın kontrolüne bağlanmıştır…”

7- ŞİMDİKİ ZAMAN… Peki dönelim mi şimdiki zamana? 1- Patrikhane yani Fener Rum Patrikhanesi Brüksel’in ve Washington’un kanatları altında değil midir? Washington ve Brüksel sözcüleri “…İlla da ekümenlik…” demiyorlar mı? demektedirler. 2- Washington’un Ankara Büyükelçisi Wilson kimilerini toplayıp “Anayasa” üzerinde tartışmamış mıdır? %Tartışmıştır. 3- O zamanlar Ermeni sorunu dillerindeydi, bugün kendi icad ettikleri Kürt sorunu peşinde değiller mi? 8- VE MUSTAFA KEMAL…

Paris Kongresi ve Viyana Konferansı. Tarih 1856. Tanzimat zamanı. Şimdi buna Gazi Mustafa Kemal Paşa’dan cevap: Tarih 1 Mart 1922. Büyük Millet Meclisi’nin üçüncü toplanma yılı açılmaktadır. Atatürk, Gazi Paşa, o açılış konuşmasında şöyle demektedir: “…Tanzimat’ın açtığı ticaret rejimi iktisadiyatımızı bir de kapitülasyon zinciri ile bağlamıştı. Gümrüklerimizi ellerinde tutuyorlardı. Bütün iktisadi kollarımıza hakim oluyorlardı…”

9- “…ZİRAAT VE SANAYİ…”

Mustafa Kemal Paşa, o konuşmasında şöyle de demiştir: “…Efendiler bize karşı yapılan rekabet gerçekten çok kahredici idi. Rakiplerimiz bu suretle gelişmeye elverişli sanayimizi de yok ettiler, Ziraatimize zarar verdiler. Gelişmemizin, iktisadi ve mali gelişmemizin önüne geçtiler. Efendiler artık serbest ve bağımsız bir hayata atılan Türkiye için iktisadi hayatımızı boğmakta olan Kapitülasyonlar da yoktur…”

10- ŞİMDİKİ ZAMAN… Şimdi dönelim zamanımıza: 1- Türk milli tarımı artık çökmektedir. 2- Sanayi, yani milli sanayi can çekişmektedir. Yabancı ortaklıktan medet umar hale gelmiştir. 3- Finansal yapı yabancılaşmaktadır. 4- Yeni Kapitülasyonculuk baskıları Türkiye üzerine çullanmıştır. Siyasi iktidarın önemli ve tarihsel hataları ile de giderek mesafe almaktadır. Peki şimdi ne zamana dönülmüş olunmaktadır? İşte o kimilerince övülen Avrupa meselesinin Paris Kongresi ve Viyana Konferansı zamanına. Onların tarihi 1856′lardır.

11- DAMAT FERİT DE DEMİŞTİ…

Şimdi Mondoros Teslimiyet anlaşması zamanına gidelim. Bakınız, Mustafa Kemal Paşa Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni başlattığı zaman, Haziran 1919 da Paris Sulh Konferansı toplanmıştır. Sadrazam, işbirlikçi Damat Ferit o kongreye katılmıştı. Masanın üzerinde Anadolu’nun parçalanması haritası vardı. Ama Damat Ferit o masada şöyle yalvarıyordu: “…Türkler Avrupa ittifakına katıldıktan sonra çok şeyler elde ettiler. O zaman erişmiş oldukları parlak vaziyet halâ hatırlardadır. Şimdi yegane talebimiz Garbın (Batı’nın) büyük kuvvetlerinin müzahareti (yardımı) ile tekrar terakki (yükselme) yolunda ilerlemektir…”

12- VAZİYETE BAKIN SİZ…

Anadolu’nun parçalanması Paris Sulh Konferans masasındadır. İşbirlikçi Sadrazam Damat Ferit ne olur bizi Avrupalı yapın diye yalvarmaktadır. Damat Ferit’in parlak vaziyet dediği zamanlar o rezil kapitülasyon zamanıdır. Anadolu’da ayaklandırmalar zamanıdır. Anadolu toprakları üzerinde haritalar çizildiği zamandır.

13- GARBA TEVECCÜH MESELESİ…

Meslekdaşımız Akyol, Mustafa Kemal’in “…Garba (Batı’ya) teveccühünden” söz etmektedir. Mustafa Kemal’in, Gazi Paşa’nın, Atatürk’ün Garba teveccühünün ne olup ne olmadığı 1 Mart 1922 tarihli konuşması, Lozan esasları ile de bellidir. Üstelik Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali Felsefesi “…Siyasi ve iktisadi tam bağımsızlık…”tır. Yoksa öyle Batı Avrupa’nın yeni bir müstemlekesi olmak değildir. Ya da şu veya bu merkezin peşine takılıp bütün hayatiyeti o merkezlere bağlamak, hiç değildir. “…Muasır medeniyet…” esasıdır, ki onu anlatması uzundur. Bir başka yazıda anlatırız. Mustafa Kemal Paşa’nın Atatürk’ün döneminde, Washinton dahil, ve bütün Avrupa devletleri Türkiye’nin bulunduğu coğrafya ile ilgili bir karar alacakları zaman büyükelçiliklerine hep şunu sormuşlardır: “…Ankara ne der…? Mustafa Kemal ne der…?” Şimdiki zamanda ise “…Ah Brükselcilik, yoksa mahfoluruzculuk…” kimi çevrelerde ve kimilerinde saplantı haline gelmiştir. Türkiye öyle bir güçsüz devlet midir ki…?

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS