İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Sadece Hıncal mı Korkuyor? - Orhan Birgit

Mart 26, 2008 - ORHAN BİRGİT

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ‘in, Ergenekon soruşturması için verilmiş yayın yasağını dinlemeyen üç gazete hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıklamasının, bu gazetelerin yöneticileri üstünde sıfır etki yaptığını görmek, hem hukuka saygı hem de basın etiği adına üzücüdür.

Bugün, daha neler ifşa edecekler, göreceğiz. Ama dünkü gazetelerinde yazılanları okuyunca; o yayın yasağını anımsatan ” otorite “ye adeta ” Sen de kim oluyorsun, git işine. Bize kurşun işlemez ” diyen mahalle kabadayılarının, mesleğimizin köşe başlarını tuttuklarına üzülerek tanıklık ediyoruz…
 

Herhalde bir bildikleri olmalıdır. Belki de, kendilerine, ” Siz savcıları bize bırakın. Verdiğimiz şu bültenleri allayıp pullayarak manşetlerinize yerleştirin ve ortamı gerdikçe daha da germeye omuz verin ” diyen bazı “dayı” ların korumasından güç almaktadırlar.
 

Başbakan ile Adalet ve İçişleri bakanları, Ergenekon çetesi yanında, Babıâli’nin bu ali kıran baş kesenci’ lerini besleyen ve devlet içine sızdığı anlaşılan güçlerin maskesini indirmeyi düşünmeyecekler mi?
 

Bravo Baykal’a
 

Onlar için, devlet içine sızmış mı; yoksa daha kötüsü, yerleşip boy atmış mı dememiz gerekiyor?
 

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ‘ın partisinin Meclis grup toplantısında dün yaptığı, o gerçekten çok iyi hazırlanmış konuşmasını dinleyince, bu ikinci seçeneğin daha da güçlü olduğu ortaya çıkıyor. Baykal, “Geçen hafta Anayasa Mahkemesi’ne gönderilen iddianamenin ayrıntılarını tartışıyorduk. Bu konu tam tartışılmadan, 21 Mart sabahı saat 04.00′te, en saygın yazar İlhan Selçuk ‘un ve saygın bilim adamı Kemal Alemdaroğlu ‘nun gözaltına alındığını gördük ” diyor ve gösterişli operasyonlarla yapılan bu gözaltıların, ” toplumda bir cani takip eder gibi bilim adamlarının ve yazarların sabaha karşı evlerinin basılarak gözaltına alınmasının toplumu telaşa ve tedirginliğe ittiğini ” söylüyor.
 

Başbakan da iktidar partisinin sözcüleri de ana muhalefet liderinin, özellikle toplumun telaş ve tedirginliğe itildiğini ileri süren gözlemlerini abartılı bulacaklardır. Dahası, son dönemde ilk kez bu kadar kaygı verici gelişmeler olduğu teşhisinin hemen arkasından ” Eskiden önce darbe olurdu. Darbeden sonra korku yaratmak için saygın insanlar yıpratılır ve korkutulurdu. Ancak demokrasi işlerken ilk kez böyle bir uygulamayı görüyoruz. Darbe zihniyetinin parçası olacak uygulama bu ” sözleri yangına körükle gitmek gibi benzetmelerle eleştirilecektir.
 

…Ve o yazısı için de Hıncal’a
 

Onlara, dünkü Sabah ‘ta, Hıncal Uluç ‘un ” Zamanlardan ‘Veda’ Zamanı!.. ” başlıklı o nefis ve içten kaygılar yansıtan yazısını okumalarını salık vereceğim.
 

Bir gece sabaha karşı beni de alıp götürebilirler.. Büyük Birader peşimizde.. Özel yaşantımız kalmadı. Her şeyimiz gözleniyor ve dinleniyor.. Banda alınıyor.. Bu bantları günümüz dijital teknolojisiyle istediğiniz şekle sokabilirsiniz…
 

Kız arkadaşınızla yaptığınız cilveleşmeden, müthiş bir memleketi satma konuşması çıkartılabilir.. Teknik öyle gelişti…
 

Yazılarımla bir yeraltı örgütüne üye olmadan yönetmek gibi bir suçla alıp götürebilirler beni.. Muhalifim ya.. Cumhuriyetçiyim ya.. Laikim ya!..”
 

Hıncal, ” 17 yaşında çaylak gazeteciyken” , bu tür günleri Menderes devrinde de yaşadığını da söyleyince, anılarım çok hızlı bir biçimde çalıştı ve 60 öncesindeki o gecelerde İstanbul ‘da Esentepe ‘deki gazeteciler mahallesinde aldığımız duyumlardan tedirgin olarak eşlerimizle birlikte Ali İhsan Göğüş ile sinema sinema nasıl dolaştığımızı hatırladım.
 

Korkusuz yaşama özgürlüğünün, çağımızda en basit özgürlük türlerinden birisi olduğunu sanıyorduk . Öyle sandığımız için de, AB ülkelerinde bizde olmayan ne varsa onları yaşam biçimimiz olarak sahiplenmek istiyorduk.
 

Orwell ‘in Büyük Birader ‘i, acaba böyle düşünmekle çok acele ettiğimizi mi söylerdi? Bir büyük çete soruşturmasının içine, CHP Genel Başkanı’nın da dün yinelediği gibi, bugüne kadar ne kadar sevimsiz polisiye olay varsa, tümünü ekleyip ucunu da açık bırakan Erdoğan’ın ne yapmak istediğini izleseydi, ne düşünürdü?
 

Güçlü iktidar sahibinin, eleştirilerinden dolayı kızdığı yazardan basın özgürlüğü kavramına toz kondurmadan, sözde suçlamalar yaparak öç almanın yolları mı açılıyor?
 

***
 

AKP ve Erdoğan’ı, demokratlığı ve liberalliği nedeni ile yere göğe sığdıramayan ” aydınla r”ımız, 301. madde nedeni ile Elif Şafak, Orhan Pamuk gibi yazarlarımız hakkında dava açıldığı zaman kıyamet kopartan hanımefendiler, beyefendiler…
 

“Bir gece ansızın gelebilirim” sözü size sadece o alaturka şarkıyı mı hatırlatıyor?

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS