AEGEE - Polonya Parçalanmış Türkiye’yi Tartışıyor-Kaan TURHAN
Mart 26, 2008 - KAAN TURHAN
1989 Soğuk Savaşın bitiminde; merkezi kapitalist ülkelerin, Sovyetler Birliği dağılmadan önce kendi yayılmacı anlayışlarıyla hazırladıkları projeleri etkin bir biçimde uygulama alanı doğmuş ve uygulamaya geçirdikleri projelerle; yerellik olgusuna, alt kimlikleri kışkırtma yoluyla ulus devlet anlayışını yok etmek amaçlı girişimlere vurgu yaparak; etnik, kültürel ve dinsel unsurları ön plana çıkarmak üzeriden insan hakları adı altındaki yayılmacı güdüleri baskın duruma getirmişlerdir. Merkezi kapitalist ülkeler, parasal alt yapısını kendi örgütleri (IMF, Dünya Bankası) aracılığıyla sağladıkları; çıkar amaçlı uygulamanın yapılacağı ülkelerde; gazetecilerden, üniversite öğretim üyelerinden ve değişik meslek gruplarından seçilip satın alınan kişiler yoluyla siyasi baskı işlevine sahip grupları oluşturmakta ve kamu oyu dikkati, kitle iletişim araçlarıyla yönlendirilebilirliği sağlanmış olmaktadır.İnsan hakları savunuculuğunu yapan NGO’lar (Non-Govermant Organization / Hükümet Dışı Örgütler) “güçlerini çoğunlukla merkezi ülkelerin çıkarlarına uygun davranmaktan” alıp insan haklarının siyasi ve kültürel hakları boyutunu ön plana çıkarır, ekonomik ve sosyal haklar boyutunu bilinçli olarak geri plana iterler. Bolivya’nın kırsal kesiminde ortaya çıkan kolera ve sarı humma salgınları, kapsamlı bir halk sağlığı programıyla önlenebilecekken, NGO’lar bu konuda çaresiz kalmışlardır.
Birçok NGO; sorunların, merkezi ülkeyle toplum arasındaki anlaşmazlıklardan çıktığını söylemekte ve toplum muhalefetini bu anlaşmazlığın kaynağına çevirmektedirler. Buna karşılık NGO’ların önerdikleri eğitim ve öğretim izlenceleri (programları) neo-liberal merkezlerden geldiği için, Latin Amerika’da devlet okulları öğretmenlerinin savaşımına NGO’lar sınırlı destek vermişlerdir.
Kimi NGO’lar, Ulusal değerler dizgesiyle bağdaşmayan, bağdaşmamasına koşut bir yönelimle ulusal değerler dizgesini yıpratmaya; her türlü etnik, dinsel, kültürel ve siyasal alt kimlikleri kışkırtmayı bir görev bilmektedir. Bugün Avrupa’nın 270′den fazla kentinde örgütlenen, yaklaşık 25.000 üyeye sahip olan bir ‘Sivil Toplum Örgütü’ olan AEGEE’nin Fransızca açılımı “Association des Etats Généraux des Etudiants de I’Europe”dır. 1985 yılında bir kaç irdemen (üniversite öğrencisi) tarafından kurulmuş ve “temel fikri o dönemlerde oldukça gündemde olan ‘Avrupa Kimliğini’ ve kavramını Avrupalı gençler arasında tartışmaya açmak, bunu yapılacak etkinliklerle yaşayarak oluşturmaktır.”AEGEE, “ulus devlet kavramının ötesinde farklı kültür, dil, inanç, etnik ve milli grup ve anlayışa sahip gençleri” biraraya getirebildiğince “Avrupalılık Üst Kimliğini” gerçekleştirebileceğini savlayan bir NGO olarak tanımlanmaktadır.
Fransa’nın tarihsel süreçler içerisindeki yönetim biçimlerinden söz ederken: Etats Généraux’un işlevlerini, konumunu ve etkililiğini de incelemiştik. Bu yönüyle Fransızca açılımında “…Etats Généraux…” biçiminde geçen kavramın, hiç kuşkusuz, AEGEE üyelerinin AEGEE’nin Fransızca açılımının Türkçesinde belirttiği gibi: “Avrupa Öğrencileri Forumu” ya da “Avrupa Öğrencileri Genel Forumu” anlamında olmayacaktır. Genellik boyutunu içerse dahi siyasi işlevinden soyutlanamayacaktır.
AEGEE isimli NGO’nun kuruluşunda çalışan: “…d’Estaing, Chirac, Thatcher…” gibi siyasetçilerin yanısıra “Patronları” olarak tanıtılan koruyucularında (hami) da: “Mikhael Gorbaçov, Karen Fogg” gibi kişilerle karşılaşmak olanaklı.
Şunu da her zaman anımsamalıyız: “Almanya’nın tarihi Roma’ya baş kaldırmakla, Fransa’nın tarihi Roma’ya baş eğmekle başlar.”
“…gelecekte, Avrupa’nın karar alma mekanizmalarında görev alacak olan gençler arasında iletişimi ve işbirliğini arttırmayı, karşılıklı hoşgörüyü geliştirmeyi” amaçlayan AEGEE Türk Gençliğinin, Türk irdemenlerinin; Türklük bilincini/onurunu yitirip “Avrupa Vatandaşı” kimliği kazanımlarının(!) yolunu açmakla kalmıyor, AB’ye aday olan her ülke gerekli şartları yerine getirdikten sonra girebileceği AB Eğitim İzlencelerine (Sokrates, Comenius, Erasmus gibi) Türkiye’nin de katılımını sağlamak için yoğun(!) çaba harcıyor. “Ekonominin Prensi Ali Babacan” AB toplantılarında Türkiye’nin ulusal ekonomisini savunup(!) Türkiye’ye döndüğünde; Türkiye’nin AB para dizgesi Euro’ya geçebileceğini söylemişti. AB üyesi olmayan ve AB’ye üye olarak alınmayacak olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti AB üye devletlerinde uygulanan dizgeleri neden benimsesin?
“…gelecek nesillerin Avrupa içinde yetişmesi”, “…eğitimde Avrupa Boyutunun geliştirilmesi”, “öğrencileri Avrupa’ya getirmek, Avrupa’yı tüm öğrencilere götürmek” sloganı, “Avrupa bilincini güçlendirmek üzere” yapılan etkinlikler, “AB’nin ekonomik, politik ve yönetsel yapısının anlaşılması yoluyla duyarlılık artırılması” , “Barış yolunda bütün engelleri, düşmanlıkları, sonradan yaratılmış bölünmeleri ve zorla varsayılan farklılıkları aşmış bir Avrupa oluşturmak” ilkesi, “Avrupa anlayışını gençler arasında yaygınlaştırmayı”, “Bölgesel özelliklere ve kültürel farklılıklara saygı gösterirken bunların Avrupa üstkimliğiyle bir sentezini oluşturmak” için yapılan tüm etkinlikler…
AEGEE Polonya’nın Krakow ofisi 16 - 17 Mart 2008 tarihleri arasında Türkiye’yi bölünmüş olarak gösteren afişiyle birlikte, geleceğin “kürdistan”ını tartışmak üzere bir araya geldi. Kürdistan Bilgi ve Belge Merkezi’yle ortak yürüttüğü projeye; Miasta Krakowa başbakanı Prof. Jacek Majchrowski ve Manko Stowarzyszenie, Stosunki Miedzynarodowe, Psz.pl, Radio Krakow, Studenckie Radio Frycz gibi medya kuruluşları da destek verdi.
2003 yılından bu yana uyarılarım ne yazık ki dikkate alınmadı. AEGEE’nin ciddi bir yapı bozumcu ve bölücü NGO olduğunu ve Türkiye’de faaliyetlerinin yasaklanması gerektiğini bir çok kez dile getirdim ve kitaplarımda da konuyu ayrıntısıyla inceledim. AEGEE’nin amacı devşirme gençlik yaratmak, dolayısıyla her türlü uluslar arası yapıyla işbirliğine girmeye hazır ve muktedir bir gençlik tipolojisi ortaya koymak ve Türkiye’yi sözde kürdistana iliştirerek vatanı parçalamak.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.