Devletini istemeyen Cumhurbaşkanı…-Ender Erdemil
Mart 18, 2008 - Genel
Mehmet Ali Talat, eşi benzeri olmayan bir Cumhurbaşkanıdır.Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana, Cumhurbaşkanı olduğu devletin ortadan kalkması için çalışan yegane Cumhurbaşkanı odur.
Cumhurbaşkanı olduğu devletin adını anmak yerine, temsil ettiği devletten, temsil ettiği devleti anmadan “Türk Tarafı”, “Kıbrıs Türk Cemaatı” gibi, ifadeler kullanarak söz eden tek Cumhurbaşkanıdır Mehmet Ali Talat.
Sanki Temsil ettiği devletin varlığı onu rahatsız etmektedir. Sanki Cumhurbaşkanı olduğu devlet kurulmasaymış, her şey kendisi için daha kolay olurmuş gibi davranan tek Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’tır.
Mehmet Ali Talat, geçtiğimiz günlerde, Dakar’da yapılan İslam Konferansı Zirvesine gözlemci olarak katıldı. Haberlere yansıyan en önemli eylemi de BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’la, görüşmelerin yeniden başlatılması konusunda yaptığı görüşme oldu. Talat görüşmede BM Genel Sekreterine, “Ne varsa sende var. Gel bu işi hallet” dedi. “Türk tarafının” görüşmelere hazır olduğunu da eklemeyi unutmadı.
Bu arada Annan Planına körün değneği gibi yapışan Türkiye Cumhuriyeti Yetkililerine ve Mehmet Ali Talat’a Rumların reddettiği Annan Planının artık Hakkın Rahmetine kavuştuğu, uygun bir dille anlatıldı.
Tüm bu gelişmelere rağmen hala görüşmelere başlamakta ısrar etmek, Türkiye ve KKTC açısından bir zaaf işaretidir. Türkiye ve KKTC, genç bir kıza (AB) gönül vermiş orta yaş bunalımı geçiren bir erkek konumuna düşürülmüştür.
Öyle ki, hem Türkiye’yi yönetenler, hem de KKTC Cumhurbaşkanı Talat, yeni seçilen Dimitris Hristofyas’ın, Türkiye’nin Kıbrıs’ta işgalci olduğu iddiasıyla sesini her geçen gün daha fazla yükseltmesine göz yumuyorlar. Gönül verdikleri genç kızı (AB) kırmak istemiyorlar.
Bu yüzden “müzakere süreci” nin önünü tıkamaktan çekiniyorlar. Denktaş gibi “çözümsüzlükten yana” görünmek istemiyorlar. Boğazlarını her gün biraz daha sıkan ilmek onlara kravat gibi geliyor. Gözleri AB’nden başka şey görmüyor.
Oysa Denktaş, Kıbrıs Türkü’nün, ve Türkiye’nin “uluslar arası antlaşmalarla” kazandıklarını geri vermek istemediği için “çözümsüzlükten yana” görünüyordu. AB hayalinin bir yutturmaca olduğunu, Enosis’in dolaylı bir aracı haline getirildiğini biliyor, buna göre davranıyordu.
Kıbrıs’ta “çözüm” isteyenler; Yunanistan’la AB, KKTC’nin ortadan kalkmasını ve Kıbrıs Türkü’nün Rum içinde eritilerek yok edilmesini istiyorlar. Bundan başka da çözüm tanımıyorlar. Çözümü böyle görmemek “çözümsüzlükten yana” olmaktır onlar için. Dünyaya da böyle anlatıyorlar.
Türkiye, Kıbrıs sorununu kendi açısından 1974 Barış Harekatıyla ve ardından kurulan KKTC’yle çözmüş, sorun olmaktan çıkarmıştı. Artık düşünmesi gerekenler Yunanistan ve Rumlardı. Ancak ardından gelmesi gereken, KKTC’nin dünyaya tanıtılma süreci; Türkiye’de işbaşına gelen iktidarlarca sürdürülmedi.
Şimdi AKP iktidarı AB hayaliyle; “çözüm isteyenler” safında Kıbrıs konusunu Türkiye için yeniden bir sorun haline getirdi. KKTC’nde de kendisi gibi düşünen ve davranan bir yönetimin iktidarını sağladı.
Bunları yapmakla kalsa iyi. Önüne kazılan kuyuya doğru da koşar adım gidiyor. Hem de Mehmet Ali Talat’la el ele.
Galiba kendi devletini istemeyen tek Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat.
Ender Erdemil, 18 Mart 2008


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.