İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

8 Temmuz Anlaşması KKTC′yi tasfiyeyi öngörmektedir, bu temelde müzakere yapılamaz (1) - SABAHATTİN İSMAİL

Mart 17, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL

Talat′ın ruhani lideri olduğu CTP′nin, Hristofyas′ın lideri olduğu AKEL ile sürpriz bir anlaşma yaparak görüşmelerin 8 Temmuz Anlaşması temelinde yapılmasını kabul etmesi, bu konu üzerinde yeniden durmayı gerektirdi…
Bu köşede yazdığım birçok yazıda, 8 Temmuz Sürecinin lehimize olmadığını, bu süreçten bir an önce kurtulmak gerektiğini, aksi halde Annan Planından bile geri gidileceğini tekrar tekrar vurguladım…
Bir kez daha vurguluyorum: Müzakerelerin bu anlaşma temelinde başlaması, bizi geri dönüşü zor, dar bir kanala sokacak ve yolun sonunda bağımsız-egemen devletimiz tasfiye sürecine sokulacaktır…
Çünkü 8 Temmuz Anlaşması “iki devlete, iki halka, iki demokrasiye dayalı” bir anlaşmayı değil; adı federal ama içeriği ÜNİTER, tek devlete, tek halka, tek vatandaşlığa, tek temsiliyete, tek ekonomiye dayanan, İDARİ bakımdan ayrılmış, egemenliği olmayan iki bölgeden oluşan bir yapıyı öngörmektedir…
Kıbrıs Türk halkının bu gerçeği çok iyi anlaması ve 8 Temmuz Süreci′nin bizi getireceği son noktayı bugünden bilmesi gerekmektedir…
Bu nedenle, önümüzdeki günlerde yaşama geçirileceği kesinleşen 8 Temmuz Anlaşmasına nasıl gelindiğini, 5 maddelik mutabakatın içinde neler olduğunu ve bu mutabakatın niye lehimize olmadığını yeniden anımsatmakta, olumsuz gelişmelere karşı uyanık olunması gerektiğini vurgulamakta yarar vardır…
Bugünden itibaren 3 günlük yazı serisinde bunu yapacağım:
TALAT 3 TEMMUZDA NE DİYORDU?
” BM Genel Sekreteri Annan yıl sonunda görevden ayrılacaktı…Bu nedenle Papadopulos′un isteksizliğine bakarak yeni bir adım atma niyetinde değildi…Gambari adaya sadece nabız yoklamak için geliyordu…Papadopulos istemediği için Talat ile bir görüşme yapması, hele ortak bir mutabakat metninin ortaya çıkması hiç ihtimal dahilinde değildi…Aslında, Papadopulos iktidarda olduğu sürece hiçbir görüşme ve ilerleme olasılığı yoktu…Zaten Papadopulos Osmosis′den ve ÜNİTER DEVLETTEN yana olduğunu defalarca ortaya koymuştu…O halde izolasyonlar kaldırılmadan Papadopulos′un görüşme masasına gelme olasılığı yoktu…”
Talat-Papadopulos arasında varılan 5 maddelik mutabakatın açıklandığı 8 Temmuz akşamına kadar, Talat′ın söyledikleri bunlardı…Ne ki, ne olduysa, nasıl olduysa oldu, bu şekilde konuşan Talat, tam bir emrivakiyle ve herkesten habersiz olarak, birkaç saat içinde Papadopulos ile anlaşma imzaladı…
HALK, SON ANA KADAR DEVRE DIŞIYDI
Nitekim Cumhurbaşkanı Talat, 8 Temmuz mutabakatından 5 gün önce, yani 3 Temmuz′da siyasi parti liderleri ile yaptığı görüşmede, yıl sonuna kadar hiçbir görüşme ve ilerleme olasılığı olmadığını parti liderlerine açıkça söyleyerek, bu durum karşısında nasıl bir yol izleneceği konusunda görüş ve önerilerini sormuş ve görüşlerini bir sonraki toplantıya bildirmelerini istemişti…
Bunu bizzat toplantıya katılan bir siyasi parti yetkilisinden,  toplantıdan bir gün sonra, yani 4 Temmuzda dinledim…Önceki gün gazetemizi ziyaret eden Talat′ın eski müsteşarı Raşit Pertev de aynı şeyleri söyledi ve Talat′ın, kendilerini dışarıda bırakarak Papadopulos′la baş başa yaptığı görüşmede tek başına karar alıp 8 Temmuz Anlaşması′na imza koyduğunu açıkladı…
Nitekim, Talat′la görüşen tüm siyasi parti liderleri, 5 gün önce kendilerine söylenen “yıl sonuna kadar hiçbir ilerleme, hiçbir görüşme olasılığı yok” sözlerinin ardından Papadopulos′la yapılan görüşmeden sonra ortaya çıkan  mutabakat karşısında şaşkına dönmüş durumdaydılar….
5 MADDELİK  ANLAŞMADA NELER YOK?
8 Temmuz′da Talat ile Papadopulos′un üzerinde anlaştıkları 5 Maddelik mutabakat metninde ilk anda görünen hususları yeniden anımsatmakta yarar vardır:
1- 1. maddede iki bölgeli-iki toplumlu federasyondan söz edilmektedir…
Böylece, dönemin Cumhurbaşkanı Sezer′in Talat′la görüşmesinde vurguladığı ve Gül′ün Cumhurbaşkanlığı ile birlikte resmi milli politika olarak devam eden “iki devletli-iki halklı anlaşma ilkesi” yok edilmiş, KKTC yok sayılmış, Türk-Yunan dengesinden ve Türkiye′nin etkin ve fiili garantisinden hiç söz edilmemiştir..Papadopulos′un ve tüm Rum liderlerin federasyondan, Almanya-ABD-Avustralya örneklerinde olduğu gibi iki eyalete dayalı idari bir federasyon ( adı konmamış üniter devlet) anladığı gözardı edilmiştir…Bu bağlamda, Talat′ın ağızından düşürmediği  “Annan Planı temelinde çözüm” ilkesinde de artık ısrarlı olmadıkları ve Papadopulos′un istediği şekilde bu plandan tek kelimeyle söz edilmediği görülmüştür…İşte “istikrarlı, değişmez politika” dedikleri herhalde budur…
2- 2. maddede “statükonun devam edemeyeceğinden” söz edilmiş, ancak Rum-Yunan ikilisi ile Dünya′nın bu ifadeden kendi deyişleriyle ” Türk işgalinin, bölünmüşlüğün ve KKTC′nin ortadan kaldırılmasını” anladığı görmezden gelinmiştir…
3- 3. maddede “kapsamlı bir çözümün gecikmemesi gerektiğinden” söz edilerek Papadopulos′un çözüm istemediği, Osmosis ve Üniter Devlet istediği yönündeki suçlamalardan arınması sağlanmıştır…
4- 4. maddede, daha önce Talat tarafından yapılan “komiteler sadece günlük konuları görüşmeli, özlü konular kapsamlı müzakereler içinde ele alınmalı ve müzakereler bir takvimle sınırlandırılmalı” şeklindeki doğru tutumu terk edilerek, özlü konular, hiçbir takvim olmadan komitelere havale edilmiştir.
Rum tarafının özlü konular içine ” TC kökenli göçmenlerin çekilmesini, askersizleştirmeyi, garanti anlaşmasının iptalini, mülkiyet konusunda moratoryum uygulanmasını ve Annan Planındaki değişiklik isteklerini” koyacağı ve müzakereleri zamana yayıp, Türkiye′nin AB üyeliği müzakere sürecini kullanarak yavaş yavaş  baskıyla bu komitelerde sonuç almaya çalışacağı açıktır…
5- 5. maddede güven artırıcı önlemlerden ve karşılıklı suçlamalara son verilmesinden söz edilerek, bu çerçevede asker çekilmesinin gündeme getirilmesine kapı açılmakta ve Türk Halkına yönelik düşmanca saldırganlık eylemlerinin kınanmasının önlenmesi amaçlanmaktadır…
Şimdi gelen bilgilere göre güven yaratıcı önlemleri görüşmek için 7, özlü konuları görüşmek için de 7 komite kurulacak ve gerektikçe Talat ile Hristofyas da bir araya gelerek 2008 sonuna kadar referanduma sunulacak bir planı ortaya çıkaracaklardır…
Değerlendirmeye yarın da devam edeceğim… 

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS