İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Hayır Sn. Talat, KKTC babanızın çiftliği değildir ve her şeyi müzakere etme hakkınız yoktur! - SABAHATTİN İSMAİL

Mart 05, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL

Cumhurbaşkanı Talat, ruhani lideri olduğu CTP′nin yayın organı Yenidüzen gazetesinin 3 Mart 2008 tarihli sayısında yayınlanan söyleşisinde, kendisini “bir usta bir memleket, tek adam, tek şef, padişah veya babasının çiftliği sandığı  KKTC′de, astığı astık, kestiği kestik bir diktatör”  olarak gördüğünün yeni kanıtlarını ortaya koymuştur…
Yapılan tüm anketlerde Kıbrıs Türk Halkının ezici çoğunluğu olan %80′den fazlasının Konfederasyon demek olan ” iki egemen devlete dayalı bir anlaşma” istediğini bile bile, ” İKİ EYALETTEN BİRLEŞİK KIBRIS ” kurulmasını  öngören “ANNAN PLANI TEMELİNDE BİR ÇÖZÜM”  istediğini belirtmiş ve şöyle konuşmuştur:
- ” Konfederasyon tabii ki söz konusu değil. Konfederasyon, iki devletin bazı konularda işbirliği yapması demektir…Benim öyle bir önerim hiç olmadı…Hiçbir zaman da konfederasyonu savunmadım. Zaten Kıbrıs Türk halkının da Konfederasyonla herhangi bir alakası hiçbir zaman olmadı…Konfederasyona kamuoyu yoklamalarında da hiçbir destek yoktur…Konfederasyonu aklımın ucundan bile geçirmedim. Bu kadar açık ve net…Hiçbir zaman aklımdan geçirmedim…Hiçbir zaman söylemedim…Hiçbir zaman düşünmedim…”
HERŞEYİ MÜZAKEREYE HAZIRMIŞ
Talat, iki eşit-egemen devletin bir ortaklık anlaşması yapması ve Konfederal bir yapı oluşturması demek olan Konfederasyonu reddetmekle kalmadı, sorulan bir soru üzerine, görüşme masasında “HERŞEYİ TARTIŞMAYA HAZIR OLDUĞUNU” da söyledi…
Talat kendisine sorulan ” Siz, görüşmeler başlasın, ben her şeyi tartışmaya hazırım noktasındasınız…” şeklindeki çanak soruya “TABİİ Kİ”  yanıtını vermiştir…
Talat′ın, Konfederasyon konusunda verdiği yanıtla birlikte düşünülünce asıl vahim olan, asıl kabul edilmez olan, insanı isyan ettiren budur…
Bağımsızlık ve egemenlik için şehit olan binlerce insanımızın kanı-canı ve bütün bir Halkın inanılmaz özverileri, acıları pahasına ve soylu bir milli mücadele sonucu kurulmuş olan KKTC, Talat′ın babasının çiftliği değildir…
Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı yemini, Talat′ın kafasına göre çiğneyebileceği değersiz kağıt parçaları değildir…
Talat, kendisi öyle sansa bile, Anayasayı ve Cumhurbaşkanlığı yeminini aklına estiği anda çiğneyebilecek bir diktatör değildir ve bu ülkede “tek adamlık, şeflik, padişahlık yönetimi” yoktur…
DEVLET-EGEMENLİK-BAĞIMSIZLIK MÜZAKERE EDİLEMEZ
- Talat′ın, Kıbrıs Türk Halkının ayrılma hakkını da içeren self-determinasyon hakkını, egemenliğini, bağımsızlığını, egemen Devletini, egemen eşitliğini müzakere etme hak ve yetkisi yoktur…
- Talat′ın, Anavatan Türkiye′nin Kıbrıs′taki meşru hak ve çıkarlarının simgesi ve güvencesi olan ve uluslar arası bir anlaşma ile tescil edilen  GARANTÖRLÜK hak ve yetkisini müzakere etme hakkı yoktur…
- Talat′ın, Türkiye ile Yunanistan arasında 1960 Anlaşmaları ile kurulan Kıbrıs Dengesini bozacak bir konuyu müzakere etme hak ve yetkisi yoktur…
- Talat′ın, KKTC Devletinin yasaları çerçevesinde oluşan nüfus yapısını müzakere etme, KKTC nüfusunun önemli bir kısmını kapsayan TC kökenli kardeşlerimizin adadan çıkarılmasını, Türkiye′den adaya gelecek insanlarımıza yasaklama getirilmesini pazarlık konusu yapma  hak ve yetkisi yoktur…
- Talat′ın, Garanti Anlaşmasının ilgili maddelerini çiğneyerek, Yunanistan′ın tam üye olduğu, Türkiye′nin ise tam üye olmadığı bir AB′ye, Rum devletinin yasa dışı tam üyeliği altında Kıbrıs Türklerinin de sokulmasını müzakere etme hak ve yetkisi  yoktur…
MEŞRUİYETİNİ KAYBEDER
KKTC Anayasa′sının “değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi öngörülemez” maddelerine göre, KKTC Devletinin tasfiyesi, egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın yok edilmesi asla pazarlık masasına yatırılamaz…
Bu Anayasa maddelerine dayanan ve Talat′ın da göreve başlarken yaptığı yemin, Talat′a” bağımsızlık ve egemenliğin korunması” görevini vermiştir…
Durum böyleyken Talat, “  BEN MASADA HERŞEYİ GÖRÜŞMEYE-TARTIŞMAYA AÇIĞIM” diyemez, deme hakkı yoktur…
Derse, meşruiyetini kaybeder…
Ve, böyle konuşmaya devam ederse, meşruiyetini kaybedeceği, Kıbrıs Türk Halkını asla temsil etmediği yüksek sesle söylenmeye başlanacaktır, başlanmalıdır…
Benzer şeyler Rum Halkının kendi devleti için de geçerlidir…Bu nedenledir ki, gelmiş geçmiş tüm Rum liderleri ve şimdi de Hristofyas, ” Kıbrıs Cumhuriyeti” adını verdikleri devletlerinin, egemenliklerinin, bağımsızlıklarının asla müzakere konusu olmadığını, bunların Kırmızı Çizgileri olduğunu söylemişlerdir…Söylemeye devam etmektedirler…
Durum bu iken Talat′ın, Kırmızı Çizgilerimizi, yani müzakere-pazarlık konusu olmayan olmazsa olmazlarımızı ortaya koymak yerine ” BEN HERŞEYİ GÖRÜŞMEYE HAZIRIM”  demesi, KKTC devletini babasının çiftliği, kendisini de bu çiftliğin mirasyedisi olarak gördüğünün kanıtıdır…
Talat, bir an önce bu tavra son vermeli, bu zihniyeti bir an önce terk etmelidir…
UBP′YE DÜŞEN GÖREV
Bu noktada Meclis′e dönen UBP′ye de büyük bir görev düşmektedir…
UBP, yarından tezi yok, Anayasaya, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği andına göre müzakere konusu olmayan Kırmızı Çizgilerimizi belirlemeyi öngören bir karar tasarısını Meclis′e sunmalıdır…Ardından, bu tasarıyı onaylamak üzere Meclisi olağanüstü toplantıya çağırmalıdır…
Görelim bakalım CTP-ÖRP çoğunluğu, ” Hayır, biz bu karara karşıyız, egemenliğimizin, eşitliğimizin, KKTC devletinin, garantörlüğün, Türk-Yunan dengesinin, KKTC nüfusunun pazarlık masasına yatırılmasını istiyoruz, birleşik Kıbrıs adına bütün bunlardan vazgeçebiliriz…” diyecek mi?
UBP, konuyu Anavatan Türkiye′ye de taşımalı ve Türkiye hükümetinin de ” HERŞEYİ MÜZAKEREYE HAZIR OLUP OLMADIĞINI” öğrenerek, Kıbrıs Türk Halkını bilgilendirmelidir…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS