İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Hristofyas′ın Yemin töreni konuşması adı federal, içeriği üniter Devlet istediğinin kanıtıdır (2) - SABAHATTİN İSMAİL

Mart 04, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL

Dünkü yazımda Hristofyas′ın, Rum Meclisi′ndeki yemin töreninde yaptığı konuşmayı aktarmış ve esas hedefinin Türk Halkına azınlık haklarından da geri haklar vererek adı federal, ama içeriği üniter devlet olan bir çözüm olduğunu ortaya koymuştum…
Bugün bıraktığım yerden devam ediyorum…
AYRI HALK OLDUĞUMUZU BİLE İNKAR EDİYOR
Hristofyas,  dün aktardığım konuşmasının son bölümünde, bizim için 1960 Anlaşmalarından da geri bir anlaşma istediğini, adadaki iki eşit-egemen Halkın siyasal eşitliği yerine, üniter devletlerde olduğu gibi, vatandaşların yasalar karşısındaki bireysel eşitliğinden söz ettiğini çok net olarak ifade etmiş ve şöyle demiştir:
“Açıklıkla yinelemek isterim ki KIBRISLI TÜRKLERİNİN HAKLARININ KIBRISLI RUM, MARONİT, ERMENİ VE LATİN VATANDAŞLARIMIZIN HAKLARI ALEYHİNE OLACAK ŞEKİLDE YENİDEN TESİS EDİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR…”
Görüldüğü gibi Hristofyas burada “TOPLUMSAL HAKLARDAN VE HALKLAR ARASINDAKİ EŞİTLİKTEN” söz etmiyor…Zaten Kıbrıs′ta siyasal bakımdan eşit iki ayrı Halk olduğunu, yani Kıbrıs Türklerinin ayrı bir Halk olduğunu da kabul etmiyor…
Ona göre;
- Bir tek Egemen devlet vardır, o da kendi devletleridir…
- Bu devletin bir tek halkı vardır…O da Rum-Türk, Maronit, Latin ve Ermenilerden oluşan Kıbrıs Halkıdır…
- Bir tek self-determinasyon hakkı vardır, o da Kıbrıs Halkına aittir ve Halk bu hakkını isterse ENOSİS yönünde de kullanabilmelidir…( Zaten AKEL tarihi boyunca bu gerekçeyle ENOSİS′e destek vermiştir…)
Bir başka deyişle Türk Halkına azınlık haklarını bile çok görmekte ve Kıbrıs Cumhuriyeti′nin egemenliği birlikte paylaşan iki eşit kurucu ortağından biri olan Kıbrıs Türk Halkını birkaç bin kişilik Ermeni, Latin, Maronit etnik-dini gurupları ile bir görmekte ve çoğunluk hegemonyası kurma hayali ile yaşamaktadır…
Nitekim tek Halk ve tek self-determinasyon hakkı olduğuna göre, son tahlilde, ENOSİS′in ilanı dahil,  her konuda %82 Rum çoğunluğun dediği olacaktır…
1954′de Kıbrıs sorununu ilk kez BM′e taşıdıklarında ” Kıbrıs Halkına self-determinasyon hakkı tanınsın” sloganını öne çıkardıkları ve bu çerçevede 1950 yılında Kilise tarafından yapılan ENOSİS Plebisitinin Kıbrıs Halkının iradesini ortaya çıkardığını,dolayısı ile bu iradeye saygı duyularak adanın Yunanistan′a bağlanmasını talep ettikleri anımsanmalıdır…
AKEL ve  Kilise′nin sonraki uzun yıllarda tek sloganının ” Kıbrıs Halkına self-determinasyon hakkı tanınmalıdır” şeklinde aynı kaldığını, bundan ENOSİS′e ulaşmayı hedeflediklerini, Kıbrıs Türk halkını hiçbir zaman dikkate almadıklarını tarih bilen herkes anımsayacaktır…
1960 ANLAŞMALARINDAN DA GERİ BİR ANLAŞMA İSTİYOR
Hristofyas′ın yukarıda aktardığım cümlesinde kullandığı ” YENİDEN TESİS EDİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR” vurgusuna herkesin dikkat etmesini istiyorum…
Burada kastettiği, 1960 anlaşmalarında Kıbrıslı Türklere verilen hakların Rum, Ermeni, Latin ve Maronit vatandaşların aleyhine olduğu ve bu durumun YENİDEN tesis edilmeyeceğidir…
Bir başka deyişle Hristofyas, hala 1960′da Makarios′un belirlediği çizgide durmaktadır…Anımsanacağı gibi, Kilise ve AKEL′in de desteğini alan Makarios aynı gerekçeyle anlaşmaları imzalamak istememişti…1963′de ise hazırladığı ve Anayasadaki 13 maddenin değiştirilmesini talep eden önerinin gerekçesi de “Türklere çok haklar verildiği” iddiasıydı…
Ona göre nüfusun %82′si ile %18′i eşit olamazdı…Türkler azınlıktı ve çoğunluğa hükmediyordu…Kıbrıs Türk Halkının ortaklık devletinin iki eşit-egemen kurucu unsurundan biri olduğunu kabul etmiyordu…Kilise-EOKA ve AKEL de bu konuda ona destek veriyordu…
Nitekim AKEL program ve tüzüğünde de Türklerden ” Minorities” başlığı altında Ermeni, Latin ve Maronit topluluklarla birlikte söz ediliyordu…
Hristofyas′ın bu vurgusundan çıkan sonuç, bizim için 1960 anlaşmalarından da geri bir anlaşma peşinde olduğudur…Halkların Hak eşitliğini, ayrı ayrı self-determinasyon hakkına sahip, iki ayrı-egemen Halkın ve iki eşit kurucu devletin varlığını ve bu temelde bir barış anlaşması imzalanmasını asla kabul etmeyeceğidir…
SORUN BİZİM TESLİM OLUP OLMAYACAĞIMIZDIR
Bunları zaten biliyorduk…
Ne ki, dün de vurguladığım gibi, bizi endişelendiren, ” barış-çözüm-birleşik Kıbrıs- Türkiye′nin AB yolunu açmak, Dünya ile ters düşmemek, Dünya ile uyumlu olmak, Dünyaya şirin görünmek” adına teslim olunarak Hristofyas′ın çizgisine gelinmesidir…
Özetle, iş bizde bitmektedir…,
Türkiye, KKTC yönetimi, Kıbrıs Türk Halkı “iki eşit-egemen devlete dayalı bir barış anlaşması” imzalanması konusunda kararlı durduğu sürece, Hristofyas′ın hedefine ulaşması olası değildir…
Esas korkum, adı Ban-Ki-Moon Planı olsa bile, tüm Rum hedeflerini örtülü olarak içeren Annan Planı benzeri bir planının, ” bunun içinde devlet de var, KKTC de var, egemenlik de var, eşitlik de var, garantörlük ve Türk askeri de var” denerek, 2004′deki gibi, yalan-dolanla yine Halkımıza yutturulmasıdır…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS