Diyarbakır: 1925 ve 2008- Gates’in “Paketi” Üniversite Ve Özcan Kilidi- Kapitülasyon… - Taylan SORGUN
Mart 03, 2008 - TAYLAN SORGUN
Diyarbakır: 13 Şubat 1925 Ve 26 Şubat 2008- Gates Ve “Paketçiler”, Üniversite, Kargaşa Ve Özcan- Vakıflar ve Ey İstikrar…
1- Türk Ordusu Irak’ın Kuzeyi’ndeki “emperyalizmin tetikçisi” olarak ortaya çıkarılan teröre karşı harekatına devam etmektedir. Mevsim şartlarının ağırlığına rağmen üstün savaş kabiliyetini de ortaya koyan Türk Ordusu için, Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali Dönemi’nde bir söz vardır, denilmiştir ki, “…Türkiye’nin sınırları Türk Ordusu’nun kurşununun da çizdiği sınırlardır…” Şimdi de Türk Ordusu bir bakıma emperyalizmin çizdiği çizmek istediği yeni sınır maskaralıklarına en kesin cevabı vermektedir. 2- Ama, kimi ağızlarda da “Siyasi çözümcülük” adına yeni “…Paketçilik…” ortaya çıkarılmaktadır. 3- Tetikçi terörün siyasi partisi haline gelmiş olan DTP meydanlarda artık milletin kutsal din duygularını da istismara başlamıştır. 4- Bu arada tarihsel hata ile çıkarılmış bulunan adeta “…Yeni kapitülasyon…” esası taşıyan Yeni vakıflar Kanunu da yürürlüğe girmiştir. 5- Üniversitelerde kargaşa sürmektedir. YÖK Başkanı Özcan neredeyse rektörlerin ağızlarına kilit vuracaktır. 1- NAKŞİ ŞEYH SAİT’TEN DİYARBAKIR’A
Zamanın İngiltere emperyalizminin ortaya çıkardığı Şeyh Sait ayaklandırması sırasında da iki oyunculuk ortaya çıkmıştı. A- Bir el de uyduruk “bilmemneistan” çaputu, öteki elde milletin kutsal din dugularının istismarı vardı. İpleri zamanın Nakşi tarikatının önde gelen ismi Seyyit Abdülkadir’in elinde olan Nakşi Şeyh Sait isyanı öncesi 13 Şubat 1925 günü Piran Köyüne gitmişti. Karşılanışındaki manzara şudur: Yeşil sarıklı, cübbeli sakalı kınalanmış bir tarikatçı Şeyh Sait’i karşılayanların başındadır. 2- ŞİMDİKİ ZAMAN…
Şimdi dönelim günümüze: Diyarbakır’da meydanlarda “milletin kahir ekseriyetinin dışındakiler” ağızlarında “…Bilmemneistan…” sözleri ile meydanlardadırlar. 26 Şubat 2008 günü DTP’nin Diyarbakır mitinginde görülen manzara şudur: Ağızlarda bilmemneistan sözleri. Kürsiye birisi çıkmıştır: Başında sarık elinde Kur’an. Bir yandan “Bilmemneistancılık” öteki elde “…Milletin kutsal din duygularının, terör ve ayrılıkçılık adına istismarı…” Birincisinin tarihi 13 Şubat 1925′dir. İkincisinin tarihi 26 Şubat 2008 günüdür.
3- TANZİMAT VE BOŞ HARİF…
Şimdi dönelim, Osmanlı İmparatorluğu’na geçmişteki Tanzimat Şartlarına. Tanzimat’ın ilanından sonra adı siyasette ön sıralarda geçen Kürt Sait Paşa vardı. O kadar “kafasızdı ki” kendisine “Boş herif” lakabı verilmişti. “Boş herif ” lakaplı Kürt Sait Paşa o zaman Stokholm’a sefir olarak tayin edilmişti. Orada bundan istifade ederek “…Kürtçülük oyunculuğuna…” soyunmuştu. Şimdi de nice boş kafalar Brüksel ve canavarlarında aynı tezgahlarda aynı bezler dokumaktadırlar. 4- LONDRA VE WASHİNGTON…
Tarihe dönelim: İngiltere 1916 yılında Irak’ta işgalci emperyalist devletti. Birinci Dünya Savaşı’nın bu bölgedeki işgalleri petrol meselesine de dayalıydı. O cephede bir İngiliz Ordusu’nu Türk Ordusu esir almıştı. O ordunun başında Halil Paşa vardı. (Geniş bilgi için bak: Taylan Sorgun. Bitmeyen Savaş. Halil Paşa Belgeseli. Kum Saati yayınları 5. baskı) İngiltere şimdi yine Irak’tadır ve petrol işgali devam etmektedir. Birincisinin tarihi 1916. İkincisinin tarihi 2008 Şimdi İngiltere’nin yani Londra’nın yanında Başbakan Bush’un genişletilmiş Ortadoğu siyaseti işgali vardır.
5- VE SAHNEDE GATES…
Şimdi günümüze yeniden bakalım: A- ABD savunma Bakanı Robert Gates Türk Ordusu’nun yapmakta olduğu sınır ötesi harekatın en geç iki hafta için de bitirilmesini istediklerini söylemiştir. Ama başında Washington Ankara arasında bu konuda bir mutabakat vardı. Peki Washington neden böylesine tavır değiştirmiştir? B- Sanırım ki mevsim şartları gereği Türk Ordusu’nun böylesine bir büyük başarılı harekatı yapamayacağını düşünmüş olmalılardır. Ama Türk Ordusu’nun gücünü de iyi bilirler.
6- PAKETÇİLİK SİYASETİ…
Gates şimdi teröre siyasi çözüm için “yeni bir paket açın” demektedir. Aaa ama şu eş zamanlı işlere ne demelidir? Gates‘in bu sözü geçtiğimiz günlerde ortaya çıkmıştı. Ama Hayret ne tesadüf canım aynı zamanlama içinde kimi ekranlarda sütunlarda “…Haydi paketimizi açalım…” denmeye başlanmıştır. Tamamdır da bunu diyen kimileri “paketlerinin içini tam olarak göstermemektedirler, şöyle kıyısından köşesinden” göstermektedirler. Tam olarak açsalar da o paketi tam olarak görsek nasıl olur? Bir defa içinde özerlik falan da vardır. Eh o paketlerden de çıksa çıksa o çıkar. Washington’un sınır ötesi harekata yeşil ışık yakması siyasetinin arkası da şudur. “Size yeşil ışık yaktık. Ama şimdi siyasi çözüm bulun.” Tam bir oyunculuk.
7- BİR DE YÖK BAŞKANI
Tam bunlarla uğraşırken “Mutabakata rağmen YÖK Kanunu’nun geçici 17. maddesinin Anayasa değişikliği ile birlikte hemen ele alınması nedeni ile” üniversiteler, liseler karışmıştır. Yani ne yazık ki korkulan olmuştur. MHP’nin siyasi iktidarla vardığı YÖK Kanunu’nun 17′inci maddesinin mutabakatı siyasi iktidar tarafından askıya alınmıştır. Şimdi bundan yararlanmakta olan ve tarihi hatalar yapmakta olan YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan vardır. Cumhurbaşkanı Gül tarafından YÖK Başkanlığı’na atanan Yusuf Ziya Özcan neredeyse rektörlerin konuşmalarını da yasaklamaya kalkışacaktır. Özcan üniversitelerde son yaşanan gelişmeleri Üniversiteler arası Kurul’un görüşme yetkisinin olmadığını söylemiştir. Eee peki bunları kim konuşacaktır? İyi sıhatte olsunlar mı konuşacaktır? 8- VE KAPİTÜLASYON GİBİ…
Şimdi bu durum devam ederken, artık siyaset meydanlarında milletin kutsal din duyguları katliamcı terörü savunmak için bile kullanılmak cüreti gösterilirken, tarihsel hata ile TBMM’den AKP ve DTP Grubu oyları ile geçen Yeni Vakıflar Kanunu da yürürlüğe girmiştir. Kanun 1- Lozan’a 2- Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali zamanın da Mustafa Kemal Paşa’nın topladığı Erzurum Kongresi kararlarına aykırıdır. Lozan’dan önce toplanan Erzurum Kongresi’nin bir maddesi daha önce de yazdığım gibi şöyledir: “…Hristiyanlara bütünlüğümüzü ve egemenliğimizi bozacak haklar tanınamaz…” Şimdi ise yeni Vakıflar Kanunu azınlıklara geniş imtiyazlar vermektedir. Peki bu kanunun bir an önce çıkmasını kim istemişti? Washington ve Brüksel.
9- DÖNELİM 19 HAZİRAN 1919′A…
Emperyalizm hep istemiştir. Bakınız şimdi ne istemektedirler? A- Paketçilik siyaseti içinde Türkiye’nin bir coğrafi bölgesini siyasi bir bölge haline getirerek özerklik. Sonunda, o özerk bölgenin Sevr’in ilgili maddesinde olduğu gibi kendi kaderini tayin oyunculuğu. B- Demektedirler ki, “Şu Ermenistan sınırını açınız.” Bu Ermenistan meselesi Haziran 1919′da Paris’te toplanan Sulh Konferansı‘nda da söz konusu olmuştu. Büyük Ermenistan siyaseti oradan da devam etmiştir. Ermenistan o zaman da “…Vilayet-i sitte…” denilen 6 şehrin kendilerine verilmesini istemişti. Şimdi de Türkiye’den toprak talebi maskaralığı içindedir. C- Tabii aç tavuk rüyasında darı görür denilmektedir, öyledir. Ama, şimdi Yeni Vakıflar Kanunu’ndan yararlanarak Akdamar’ı isteyeceklerdir. Hazırlıkları vardır. 10- PEKİ HANİ İSTİKRAR…?
Eee peki “işte tek parti iktidarı geldi, istikrar oldu, istikrar geldi.” Sesleri nerede kalmıştır? “…Yaşasın istikrar oldu, istikrar geliyor…” diyenler şimdi acaba ne demektedirler? Cumhuriyet üniversitelerindeki istikrarsızlık ortadadır. Paketçilik tartışmaları öteki istikrarsızlığın daha geniş boyutlarla habercisidir. Türk milli tarımının istikrarı kalmamıştır. Milli endüstrinin istikrarı artık yoktur. Toplum fakirleşmektedir. Esnaf perişan, memur, emekli, işçi öteki istikrarsızlığı yaşamaktadır. Şu istikrar denilen şey trenden inse de bir görsek. Ey istikrar geldinse üç defa kapıya vur…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.