İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

BİR KEZ DAHA “SANK VALENTİN”..-Aydoğan KEKEVİ

Şubat 10, 2008 - Genel

“Halkımız bu “Sank Valentin”i AB’ye uyum provası olarak algılayıp, Kopenhag kriterlerinden biri sandığından olacak, özellikle kentlilerimiz çok tuttular.. Tutmakla da kalmayıp yurtlarındaki sevgi pınarlarını, soylarındaki sevgi çınarlarını da unuttular.”Aydoğan KEKEVİ

Herkesin bir “klasik”i vardır ya; örneğin Alman WDR Televizyonu’nun “DINNER FOR ONE”; “Bir Kişilik Ziyafet” diye bir tiyatro oyunu vardır, bildim bileli nerdeyse 40 yıldır her yılbaşı gecesi gösterilecek, hem yılbaşlarının hem WDR’nin klasiği, hani “olmazsa olmaz” olmuş artık..

Konusu da ilginç; bir İngiliz lady eski lord, subay vb. dostlarını her yılbaşı şatosunda ağırlamayı gelenek edinmiştir.

Konuklar galiba altı yedi kişiler .

Yalnız hepsi göçüp gitmişler ama gelenek yaşıyor.

Lady ile uşak da yaş hadlerini doldurmuşlar sıralarını bekliyorlar.

Uşak masayı hazırlıyor tabaklar bardaklar vs. yaşlı lady merdivenlerden ağır ağır inerek masada yerini alıyor, uşak içkiyle servise başlıyor.

Dedim ya masada kimse yok ama yerleri belirlenmiş ve önlerindeki içki bardakları dolduruluyor, çünkü uşak her birinin sandalyesinin yanına gidip teker teker lady ile birlikte şerefe kadeh kaldırıp yeni yılla ilgili bir çift kelam edecek onların yerine.

İçki faslında masayı daha ilk dolanımdan sonra başlıyor uşağın dili de dolanmaya, ayakları birbirine dolaşmaya..

Bu mizansen üzerine kurulmuş galiba yarım saatlik Alman sanatcıların oynadığı iki kişilik bir oyun..

Seyirci sayısı ise yani kaç kişinin TV programı izlediği ise meçhul, olsa olsa 50′li yıllardan oyunu tanıyanlardan benim gibi geriye kalanlar izliyordur yani iki, bilemedin üç elin parmakları kadar izleyiciyiz.

Benim “Sevgililer Günü” yazım da öyle; nerdeyse 15 yıllık, her yıl evire çevire sağa sola gönderdiğim ama bir işe yaramayan sevgili klasiğim benim.

Tıpkı oyunu kaç kişinin izlediği mechul olduğu gibi bizim klasiği de kaç kişinin okuduğu namalum..

Arada bir yazdığım “giriş” yazıları, yaptığım ufak tefek eklemelerle yazı da uzadı.

Aslında 2004 yılından kalma aşağıdaki “Sevgi de İthal Malı Olunca” başlıklı bölümü çıkartabilirdim ama bir arkadaşımın konunun ticari yanını eleştiren yazısını okuyunca onu yalnız bırakmamak için çıkarmadım.

“Var mı şimdi ikimize yan bakan ?”

Aydoğan KEKEVİ 10.02.08

* * * * *

SEVGİ de ithal malı olunca…

(…şarkıların diline şaşmamak gerek.)

Toplum olarak kapısında gecelediğimiz Avrupa Birliği’nin para birimine bile daha bir ad takamamış; “Eru” mu, “Öro” mu, “Oyro”, yoksa “Avro” ya da “Avru” mu diyeceğimizi tartışırken, başımıza bir de bunların daha adında bile anlaşamadığımız şarkı yarışmasına hangi dille katılacağımız sorunu çıktı; katılacak olan topluluğun adı bir dert, şarkısının dili bir başka dert, yarışmanın adını nasıl söyleyeceğimiz de bir başka dert; şimdilerde onları tartışıyoruz..

(O zaman Türban daha başımıza sorun olarak sarılmamıştı,” tartışmak” kültürümüzün bir parçası olmuş onsuz olamıyoruz, zaten işte bu nedenle daha çözümünü bulamadığımız hiç bir sorunumuz kalmadı. Tartışa tartışa fırtınalar estiriyoruz ya, o yılda başka sorun kalmadığından şarkının dilini tartışıyormuşuz. Bu yılki tartışmamız ise fırtınadan yaratmaktan da öte, tsunamiye kadar yol olacak galiba 14.02.07)

Neyse biz bir yandan tartışırken öte yandan da sevgilerini de ithal etmiş, kullanır ve kutlar hani nerdeyse “bizden” sayar olmuşuz.

Ki durumdan şikayetçi olanımıza daha hiç rastlamadım; herkesin ağzında bir “sank Valentin sevgililer günü”dür gidiyor.

Bunun da sanayisi oluşmuş.

Sanayii olunca “”ithalat”ı “ihracat”ı olması da doğal, yalnız burda da ekonomide olduğu gibi açığı hep biz veriyoruz.

Artık “sevgi”nin bile yerlisinin yüzüne bakmaz, , Türk’ünü Türkçesini kullanmaz olmuşuz.

Sevgiyi sevmeyi bile “batı”dan ithal ettiğimiz “sevgi günleri”yle kutladığımızı, sevgiyi başkalarından öğrenir olduğumuzu unutup, “şarkının Türkçe olmasını isterken”, bizim olmayan sevgilerin şarkılarının Türkçe olmasının artık bir ayrıntı olduğunu unutup, isyan ediyoruz.

“Sevgi” ithal malı olunca da biraz eğreti duruyor ya, acaba diyorum bu 363 günlük sevgisizliğimizin bir nedeni de bu eğretilik olmasın sakın ?

Biliyorum bazıları “…efendi efendi, sevgi beynelmileldir, sevginin Türk’ü Türkçesi olmaz” falan diyecekler, diyorlar da “nitekim”.

Ben de onlara ‘..mademki “beynelmileldir, fark etmez”; iyi o zaman siz de yerlisini kullanın, veyahut biraz da onlar bizimle “beynelmilel” oluversinler’ diyorum.

Yok o olmazmış, “AB’ye entegre olmak isteyen bizmişiz”.

Sanki gerdeğe girmek isteyen gelinmişiz gibi…

Yani “Sank Valentin”i kutlarken, namelerimizi İngilizce döktürürken “entegre oluyormuşuz” aslında.

Özetle; ne kadar çok ithalat, o kadar çok entegre…

“Asılacaksan İngilizin ipiyle asıl”dan, “Şarkı söyleyeceksen İngilizin diliyle söyle”ye; “Seveceksen Valentin gibi sev”, ya da “…batılının sevgisiyle sev”ler aşamasına gelmişiz sonunda..

Eskiden bir şarkı vardı, adı şimdi aklımda değil;

“Rus gelir aşka, Rus’un aşkı başka;

Rus gelince aşka, oynuyor kazaska”

Demek ki zamanla “Rus”un ayısı gitmiş, yerine “batılı”nın sırtlanı gelmiş, aşka gelince de “rock and roll” mu ne işte ondan oynuyorlardır herhalde.

Gerçi ben halimden memnunum, “Çayda Çıra”yla “Halay”la yetiniyorum ama…

……………………………..

Neyse aşağıdaki yazı belki 10. yılını kutluyor, hani nerdeyse benim “klasiğim” olmuş, her yıl herkes “st. Valentin”i kutlarken, ben de pişmiş aşa su katar gibi ufak tefek değişikliklerle aşağıdaki yazıyı “piyasaya” sürüyorum..

Hadi sevgi ve sevgililer gününüz kutlu olsun.

Siz “Sank Valentin”i kutlarken, ben Karacaoğlan’ı Yunus’u Mevlana’yı okuyup;

Veysel’i dinleyip sevgi gölünde yunacağım.

Aydoğan Kekevi 13.02.2004

…………………………………………………………………………………………………………………………………….

BİR “SEVGİLİLER GÜNÜ” YAZISI…

(…)

Eyy Yurdum insanı,

bak bana hele, dinle beni bir;

“BEN SEVGİYİM BEN; BEN ANADOLUYUM;

BİNLERCE YILLIK TARİHİM BEN:

BİNLERCE YILDIR NE ACILAR, NE ÇİLELER ÇEKMİŞİM,

ÖLÜMÜNE NİCE SEVGİLER GÖRMÜŞ, NİCE AŞKLAR YAŞAMIŞIM BEN;

BİNLERCE YILLIK GÖÇÜN, AYRILIKLARIN KAVUŞMALARIN OZANIYIM BEN;

BEN ANA-DOLUYUM ANA,

BEN SEVDA DOLUYUM SEVDA,

SEVDA DOLUYUM BEN HEEYYY !”

© © ©

Önümüzdeki günlerde “VALENTİN SEVGİLİLER GÜNÜ” kutlanacak ve sanki sevgilerin, aşkların sevdaların en karası, en duygulusu, en yoğunu bizde değilmişcesine biz de onlarla birlikte sevgiyi “Valentin” olarak anımsayacak; bayramların günlerin en cicisi, o güzelim “23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMINI ” bile (bir de BM kararı olmasına rağmen) kutlamamakta direnen “o Batı” ile birlikte kutlayacağız.

Sevgili sevgililer, sevgili sevgiseverler. kim olduğu tartışmalı, yaşayıp yaşamadığını bile bilmediğimiz bir rivayet-i Valentin yerine ete kemiğe bürünmüş biz olan, bizim olan, bildik olan, burcu burcu sevda kokan, aşktan “deli” olup “pınarları ağlatan” KARACAOĞLAN SEVGİLER GÜNÜ”ne ne dersiniz:

“Akça kızlar göç eyledi yurdundan
Koç yiğitler deli oldu derdinden
Gün öğle sonunda belin ardından

Saydım altı güzel indi pınara”

Karac’oğlan bunu böyle söyledi

İndi aşkın deryasını boyladı
Kızlar gitti diye pınar ağladı

acıştım, yüreğim yandı pınara.”

Veya

“Telli turnam sökün gelir
İnci mercan yükün gelir
Elvan elvan kokun gelir

Yar oturmuş yele karşı”
©

“Bir çift güzel bağlardan ağrı

Taramış zülfünü vermiş tımarı

Ak göğüsün arası zemzem pınarı
İçsem öldürürler, içmesem öldüm”

diye türküsüyle Türkçesiyle feryat eden bizim KARACAOĞLAN’nın SEVGİ

GÜNÜNE ?

Ondan daha öte sevgi, aşk mı olurmuş ?

Hadi, aşırılığa kaçmadan, ona buna öykünmeden, “porno”laşmadan “sevgi”yi sevgice kutlamaya var mısınız ?

Bazılarına inat ; kimliğimizi kişiliğimizi yitirmeden: Anadoluca, Yunusca, Veyselce kutlamaya ?

Birbirimizi severek, incitmeyerek, herkesi kucaklayarak ;

Analara bacılara, maşuklara maşukalara güller sunarak;

yarin yanağına gül buseler kondurarak !

Hadi hep birlikte KARACAOĞLAN SEVGİ GÜNÜNÜ, SEVGİLİLER GÜNÜNÜ, AŞK GÜNÜNÜ kutlayalım !

“Sevgi günü,

Karacaoğlan sevgililer günü kutlu olsun;

sevginin, sevgilinin her türlüsüne bizden selam olsun;

yılda bir değil,

her gününüz sevgiyle dolsun”

© © ©

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS