İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Daha net çizgi ‘nasıl’ ortaya konur? - Yiğit Bulut

Şubat 07, 2008 - YİĞİT BULUT

Türban konusunda adeta mesaj ve “olumlu-olumsuz” tepki yağmuruna tutuldum…Bazı okuyucularımız “neden destek” olmadığımı sorarken, bazı okuyucularımız da “nasıl olup da destek” olduğumu soruyorlar. Bardağı taşıran son damla ise daha da ilginç. Annem arayıp aynen şu cümleyi söyledi; “Herkes diyor ki; nasıl olur Yiğit gibi çizgisi belli biri bile, türbana destek olur!”

Sevgili dostlarım, duyduğum bu sözler sonrası “pes” dedim ve “kendini anlatamayan bir yazar olduğuma” karar vererek, bir daha yazmaya karar verdim. Sizlerden ricam; benim, “Atatürk Cumhuriyeti’ne zerre kadar zarar gelmesine sessiz kalacağımdan” şüpheniz olduysa, lütfen arşivi bir kez daha gözden geçirin ve sonrasında aşağıda yazacaklarıma göz atın…

Duruşumu maddeler halinde sizlere aktaracağım;

1- Siyasi sembollerin “devlet çarklarına” bulaşmasına özellikle Türkiye gibi halkın bir bölümünün “şuuraltının” hâlâ “vatandaş olmaktan, kul olmaya” kaydığı bir “toplumu” yöneten bir devletin “siyasallaştırılmasına”, sonuna kadar karşıyım. Türkiye Cumhuriyeti devletinin tek bir ideolojisi olabilir; laik, demokratik, Atatürk yolundan ilerleyen bir HUKUK devleti olmak…

2- Türbanın “siyasal simge olarak” devlet çarkları içinde “kabul görmesine hatta hoşgörü gösterilmesine” sonuna kadar karşıyım. Taraf olduğum sadece ve sadece altını çizerek söylüyorum; inancından dolayı başını “örtmek” isteyen kızlarımıza “aydınlanma” yolunu açmak.

3- “Bu yol nasıl açılır?” derseniz; tezimi de arz edeyim; sadece “ön lisans ve lisans” eğitiminde “siyasi simge olmayacak şekilde giyim tarzına” üniversitelerde izin verilebilir. Tekrar ediyorum; sadece lisans ve ön lisans öğrencilerine. Bu da her “fakülte ve yüksekokul” için geçerli olamaz. Hemşirelik okulları, tıp fakülteleri, polis okulu ve askeri “her türlü” okul, öğrenciler “aynı zamanda” kamu görevlisi de olduğu için; “bu izin dışında” kalmalıdır. Bir tıp fakültesi öğrencisi belli bir sınıftan sonra “hizmet veren” bir doktordur. Veya yüksek lisans veya doktora öğrencisi aynı zamanda ders verdiği için “kamu görevlisidir”.

4- Hiçbir siyasi simge ile “kamu görevi” asla yapılamaz hatta türban dahil hiçbir simge ile özelleştirilen “kamu şirketlerinde” çalışılamaz. Örnek vereyim; Türk Telekom satıldı ama hala kamu hizmeti veriyor. Bu şirkette veya “belediyelerin” özelleştirdiği “hizmetlerde, siyasi simgeler ile görev alınamaz.”

Sonuç: Türban ile ilgili tartışma süreci bana bir şeyi çok net gösterdi ve öğretti; toplum olarak birbirimizi dinlemiyoruz. Takdir ederken de dinlemiyoruz, eleştirirken de dinlemiyoruz. Umarım krize dönmeden “bu süreci”, düzenlemeyi “sınırlı” tutarak aşarız ve umarım “Türkiye Cumhuriyeti devleti bu süreçten çizik dahi” almadan çıkar.

Son söz: İnancından dolayı başını örtmek isteyenlerin, “din üzerinden siyaset yapanların” insan kaynağı haline gelmelerini “engellemek”; bu devleti “laik, Atatürkçü bir hukuk devleti” olarak korumak adına, bence ilk atmamız gereken adımlardan biridir. Bu ülkede “insanların temiz duygularını sömürenler” maalesef var ve her zaman da olacaklar. Önemli olan “onlara” fırsat vermemek, ellerini güçlendirmemek!

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS