İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

“İktidara itaat ve güven” dönemi - Süheyl Batum

Şubat 07, 2008 - Genel

İki partinin destek verdiği formülün, sadece üniversite ile sınırlı kalmayacağını, üstelik Anayasa’da yer almayan “başın sadece çene altından bağlanabileceği” yönünde bir sınırlamayı yasa (17. madde) ile getirmenin mümkün olamayacağını hep söyledik. AKP ve MHP temsilcilerinin söyledikleri hukuken mümkün değil. “42. maddeye yüksek öğretimi ekledik, sadece üniversite ile sınırlı kalacak” sözlerinin geçerli olması da mümkün değil.
Bu önerinin kesinlikle “üniversite kapısında bekleyen kızların özgürlükleri” ile sınırlı olmadığı, olamayacağı da çok açık. Pekiyi neden getirdiler dersiniz? Nasıl oldu da iki partinin hukukçuları Anayasa’da yer almayan bir sınırlamanın YASA ile getirilebileceğini, bu formülle türbanın liselerde, ilkokullarda kullanılabileceğini, bu düzenlemenin, kızların özgürlüğünün ötesinde bir düzenleme olduğunu anlamadı?

Çünkü amaç “özgürlük” filan değil. Amaç “üniversitede çene altından başörtüsü bağlamak” filan da değil. Tabii MHP, önceden Refah Partisi’ne, 2002’den bu yana da AKP’ye yönelen “türban oylarına” ortak çıkmak istiyor.

Aynı seçmen kitlesine yöneldiği için, bu kitleden oy kazanmak, oylarına ortak olmak istiyor. Onun amacı çok açık. Tabii AKP de oy kazanmak istiyor. Anayasa değişikliği gerçekleşmezse “engel oldular” diyerek, Anayasa Mahkemesi iptal ederse, “yargı en-gel oluyor” diyerek oy kazanmak istiyor. Buraya kadar anlaşıl-mayan bir taraf yok.

***

Ama çok önemli bir nokta daha var. Üstelik rejim açısından da çok BELİRGİN BİR TEHLİKE içeriyor. Şimdi bir düşünün. AKP’li hukukçular, anayasacılar şu türban düzenlemesi üzerinde tam

8 ay uğraştı. Gördüğünüz gibi sonunda da; “her yöne çekilebilecek, istenirse sadece türban değil, sarık, cüppe dahil her şey için geçerli olabilecek, yine istenirse ilkokulda da, lisede de geçerli olabilecek” bir düzenleme getirdiler. Pekiyi bunların hukukçuları bu kadar kötü mü,

beceriksiz mi? Neden dersiniz?

Hayır, kafalarındaki siyasal rejim anlayışı çok farklı. İstedikleri, amaçladıkları “demokrasi anlayışı” çok farklı. Aynı “farklı demokrasi ve siyasal rejim anlayışını” anayasa taslaklarında da görmek mümkündü. Öyle bir taslaktı ki, YARGI DENETİMİ tamamen siyasal iktidarlara bağlı duruma getirilmişti. Nitekim “yargıya” ilişkin hükümlere baktığınızda, bunu açıkça görüyordunuz. Aynı şekilde İKTİDARIN DENGELENMESİNE ve SINIRLANMASINA yönelik hüküm ve kurumlar da tamamen ortadan kaldırılmıştı.

Çünkü siyasal rejim anlayışları çok farklı. Bu anlayışa göre, artık denetim yok, iktidarı dengeleyecek kurumlar yok, bağımsız yargı anlayışı bile yok. Onun yerine başka bir şey var; “tamamen İKTİDARA GÜVENME ve her şeyi ona bırakma” anlayışı.

Nitekim Başbakan, “bu anayasa değişikliği üniversitede türban ile sınırlı kalamaz, getirilen düzenleme ile kalması hukuken mümkün de değil, laiklik ilkesi tehlikeye düşüyor” diyenlere ne yanıt verdi? “Korkmayın laikliğin güvencesi benim” demedi mi? İşte alın size yeni demokrasi anlayışının, yeni siyasal rejim anlayışının özü.

***

Bunu son dönemlerde hep gördük. Tüm davranışlarda, işlemlerde hatta demeçlerde. Kimin cumhurbaşkanı olacağı sorusu, “son beş yılda neden Diyanet’in içini boşalttınız” sorusu, Anayasa taslağı… Ne sorsanız yanıtlar hep benzer oldu; “bir şey olmaz, bu kuruntu, korkmayın, kötü bir şey yapmayız.” Ekonomi, AB, Anayasa, her konuda. Öyle bir anlayış ki her şey iktidarın, Başbakan’ın İNSAFINA, iyi niyetine bırakılmış. Bunun dışında hiçbir şey yok, ne denetim ne hukuk güvencesi ne yargı denetimi.

Demokratik hukuk devleti, “hukuka uygunluğun iktidarın iyi niyetine, insafına bırakılmayıp, yargı organları tarafından denetlendiği devlet” diye tanımlanır. Oysa “her şeyin, iktidara, Başbakan’a ve onların iyi niyetine bırakıldığı bu anlayış ise” farklı bir anlayış. Bir anlamda “ulü-l-emre itaat ve sonsuz güven” anlayışı ve dönemi. Anlayışı da bu davranışı da. Anayasa taslağı da türbana ilişkin anayasa değişikliği de 17. maddesi de…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS